Ana sayfa Manşet Altan kardeşler davasında müebbet istendi SEGBİS’in sesi kısıldı

Altan kardeşler davasında müebbet istendi SEGBİS’in sesi kısıldı

PAYLAŞ

Altan kardeşler ile Nazlı Ilıcak’ın yargılandığı davanın duruşmasında mahkeme başkanı savunmalara yine müdahale etti. Mahkeme başkanı SEGBİS ile duruşmaya katılan Ahmet Altan’ın sesini kıstı.

15 Temmuz darbe girişimi ardından tutuklanan gazeteci-yazar Ahmet Altan, akademisyen kardeşi Mehmet Altan ve gazeteci Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 7 kişinin yargılandığı davanın 4’üncü duruşması İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

Altan kardeşler tutuklu bulundukları cezaevinde SEGBİS ile duruşmaya katılırken, tutuklu yargılanan Ilıcak, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek ile tutuksuz yargılanan Tibet Murat Sanlıman ise duruşma salonunda hazır bulundu. Tutuklu Fevzi Yazıcı ise hakkında başlatılan başka bir soruşturmadan gözaltında olduğundan kaynaklı duruşmaya katılmadı.
Duruşma, savcının esas hakkındaki mütalaasını açıklaması ile başladı. Savcı, Altan kardeşler, Ilıcak, Özşengül, Şimşek ve Yazıcı hakkında ayrı ayrı TCK 309/1 kapsamında “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek”tan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Savcı, tutuksuz yargılanan Tibet Murat Sanlıman için ise “Örgüte yardım etmek” suçundan 3 yıla kadar hapis cezası istedi.

Savcı, TBMM ve Başbakanlığının davaya katılma taleplerinin kabulünü istedi. Mütalaaya karşı savunma yapan Nazlı Ilıcak, hukukta iddiaların somut delillere dayandığını, niyet okumaya dayanmadığını dile getirdi. Ilıcak, “Gazetecinin attığı twitlerin, yazdığı yazıların FETÖ’nün yapılanması, darbe ile ne alakası var. Benim yazılarım, konuşmalarım ile darbe arasında bir bağ yok” dedi. Ilıcak, beraat talebinde bulundu. Tutuklu Yakup Şimşek ise esas hakkındaki savunmasında suçlamaları kabul etmediğini dile getirdi.

Duruşma verilen öğle arasının ardından sanıkların savunmaları ile devam etti. Tutuklu Şükrü Tuğrul Özşengül ise savunmasında iddiaları kabul etmediğini ve beraatini talep etti. Özşengül, kalp krizi geçirdikten sonra hastaneye kaldırıldığını, 6 buçuk saatte hastaneye götürüldüğünü, 5 gün hastanede kaldıktan sonra cezaevinde gönderildiğini dile getirdi. Özşengül, cezaevine geldikten sonra tansiyon ve kalp ilaçlarının kendisine verilmediğini söyledi. Özşengül, sağlık sorunlarını anlattığı sırada mahkeme başkanı araya girerek, sağlık koşullarını geçerek, savunma yapmasını istedi. Özşengül’ün “Ne diyeyim?” demesi üzerine mahkeme başkanı, “Ne dersen de ben ne diyeyim. Bu şekilde devam ederseniz mikrofonunuzu keserim ve yerinize oturturum. Dosya kapsamında kalmanı tavsiye ediyorum” diye konuştu. Özşengül, savunmasını sonlandırdı.

‘Savcı belgeyi karaladı’

SEGBİS’ten duruşmaya bağlanan Mehmet Altan ise savcı Can Tuncay tarafından mahkemeye 23 Ekim 2017 tarihinde Altan kardeşlerin Bylock kullanıma dair gönderilen belgeye dikkat çekti. Altan, belgenin belli kısımlarının karartılmasına ve eksitilmesine dikkat çekti. Belgede, Mehmet Altan ve Mümtazer Türköne’nin isimlerin geçtiği bölümler seçildikten sonra diğer bölümler karatıldığı görülüyor. Kendi adının seçilerek, “şüphe yaratma gayesi”yle metinde bırakıldığı ByLock raporuna karşı avukatlarının dilekçesini okudu. Altan, ByLock raporunda adı geçen ama okunmayan isimleri okudu ve “aydın” oldukları için diyalog aranan isimler olduğunu söyledi. Altan, darbe suçunda cebir şiddet aranması gerektiğini hatırlatarak, “Cebir şiddet olmayan bir programa müebbet istemek içtihata aykırı. AİHM de bu yapılan işin AİHS’e aykırı olduğunu biliyor. 15 aydır biz hep bu ihlallerle tutuluyoruz. Peki, ama neden? Yatırmaya devam etmek isteyen bir irade varsa birazdan bunu göreceğiz, yok hukuk uyanmışsa beni burada tutmanıza imkân yok” dedi.

Segbis’in sesi kısıldı

Ahmet Altan da SEGBİS üzerinden savunma yaptı. Altan, “Talebim var, şikâyetim de var. Bir savcı Mehmet Altan’ın anlattığı gibi nasıl bir belgede tahrifat yapabilir? Bu suçtur. Mahkemenize gönderilen belgede savcı çok açık tahribat yapıyor. Görevi gerçeği bulmak olan bir savcı bir belge üzerinde neden tahribat yapıyor. Bu bir suçtur. Bunun nasıl bir sistematize hale geldiğini gösteriyor” dedi.

Mahkeme başkanı Altan savunma yaptığı sırada SEGBİS’in sesini kıstı. Başbakanlığın aklına Ahmet’in Mehmet’in mal varlığına el koymak mı geldi? Bu mu çözüm? Bu hukuksuzluk yargının kötü niyetle kullanımıdır. Binali Yıldırım’ın ne yaptığını Türkiye’nin görmesini istiyorum” diye konuştu.

‘Deliller toplanmadı’

Avukat Ergin Cinmen de “Birinci celseden itibaren savunma hakkı ihlal edilmiştir. Bunun düzeltilmesi için iddianamenin ilgili bölümleri okunsun. Deliller toplanmadı. Savunmaya ‘mütalaa öncesi delillerin, tanıkların var mı’ diye sormadınız. Bu hakkımızı önlediniz” diye konuştu.

‘Lehe belge kayda geçmiyor’

Altan kardeşlerin avukatlarından Figen Çalıkuşu, sanıkların lehine olan hiçbir belgenin kayda geçirilmediğini, savcılığın topladığı aleyhe belgelerin tek kayıtlara geçirildiğini dile getirdi. Mahkeme başkanının sık sık Çalıkuşu’nun sözlerini keserek, “talepleriniz söyleyin. Mikrofonu kapattıracağım” sözlerini kullanması dikkat çekti. Çalıkuşu, hakim sözünü kesmek isteyince, “Niçin savunma hakkını kısıtlayarak yargılama yapıyorsunuz?” diyerek devam etti.

Avukat savunmalarının ardından mahkeme duruşmaya ara verdi. Ara ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Altan kardeşler, Ilıcak ve diğer tutuklu 3 kişi için tutukluluk halinin devamına kararı verdi.

Mahkeme, TBMM ve Başbakanlığın davaya katılma talebi ve mal varlıklarına tedbir konulması talebinin daha sonraki duruşmada değerlendirileceği ifade edilerek, duruşmayı 12 Şubat 2018 tarihine erteledi.