Ankara-Sofya hattında, mülteci tehdidi gölgesinde seçim krizi

Mart 19, 2017, 8:08 am
Almanya ve Hollanda'nın ardından kriz listesine Bulgaristan'da eklendi. Bulgar tarafı, 26 Mart'taki seçimler öncesi Türkiye'yi DOST Partisi üzerinden ülkenin içişlerine karışmakla suçlarken, Edoğan'ın mülteci tehdidinden de rahatsız.

Türkiye, 16 Nisan’da yapılacak Anayasa değişiklik referandumu nedeniyle Almanya ve Hollanda’yla köprüleri attı, Belçika, İsviçre, Danimarka ve İsveç’le krizin eşiğinde… Şimdi de bu listeye Bulgaristan eklendi. Sofya, Ankara’nın ‘kendi yarattığı bir partiyi desteklemek suretiyle’ 26 Mart tarihinde ülkede yapılacak seçimlere doğrudan müdahale etmesinden şikayetçi.

Bulgaristan’da ortalama 650 bin Bulgaristan Türkü yaşıyor. Daha önce bu rakam yaklaşık bir milyon kadardı. 1980’li yıllarda Komünist rejim Türk azınlığı baskı altına almış ve yüz binlerce Bulgaristan Türk’ü asimilasyon politikaları nedeniyle ülkeyi terk ederek Türkiye’ye yerleşmeye zorlanmıştı. Komunist sistemin çöküşünden sonra göçe zorlanan Türklerin bazıları Bulgaristan’a geri dönse de çoğunluğu Türkiye’de kaldı.

1990 yılında Bulgaristan Türklerinin kurduğu “Hak ve Özgürlükler Hareketi” (HÖH) Bulgar siyesinte önemli bir yere oturdu. Bir yıl önce ise Hak ve Özgürlükler Hareketi’nden ayrılanlar “DOST” Partisi’ni kurdu. Rusya’ya yakın olduğu söylenen HÖH’ün Erdoğan’a da mesafeli durduğu, buna karşılık DOST Partisi’nin ise Ankara’ya daha yakın olduğu ifade ediliyor.

Türkiye’de yaşayan çok sayıda Bulgaristan Türk’ünün oyunu alsa da, HÖH genel olarak Türk yanlısı bir parti olarak tanımlanamaz. Bu durum, 2013 yılında Lütfi Mestan’ın partinin başına geçmesiyle değişti. Mestan’ın Erdoğan’ın politikalarına beslediği sempati sır değil. Mestan, 2015 yılında bir açıklama yaparak, Rus uçağının düşürülmesi olayında Türkiye’yi desteklediğini söylemişti. Mestan bu desteğin ardından HÖH’deki başkanlık görevinden alındı ve parti üyeliğinden ihraç edildi

Mestan, çok geçmeden Bulgarca kısaltması DOST olarak adlandırılan “Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü İçin Demokratlar” adlı bir siyasi parti kurdu. Partinin kuruluş kongresine AK Parti Genel Başkan seviyesinde katıldı.

2016 yılının sonunda Mestan’ın partisi parlamento seçimlerin katılma kararı aldı. Bununla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçisi Süleyman Gökçe’nin, Ankara’nın bilgisi dahilinde Mestan’a destek ve koruma sağladığı iddia ediliyor. Öyle ki, Bulgar kanunlarına göre yabancı bir devlet adamının seçim sürecine müdahalesi yasak olmasına rağmen Gökçe, partinin klibinde bile rol aldı. Ancak klibin gösterimi mahkeme kararıyla yasaklandı. Son olarak Gökçe, DOST’a destek verdiği gerekçesiyle geçen hafta Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Ayrıca Bakan Mehmet Müezzinoğlu, 3 Mart tarihinde İstanbul’da düzenlenen Balkan Çalıştayı’nda, 26 Mart seçimlerinde Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarına oy kullanma çağrısı yaparak DOST’a destek istedi.

Öte yandan, Bulgaristan’ın bu seçimlerde Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları için 35 sandık açma niyetinde olması Türkiye tarafından hosşuntsuzlukla karşılandı. Bulgar tarafı bu durumu, 2014 seçimlerine göre katılımın üç kat azaldığı iddiasıyla savunurken, Türkiye ise oy kullanımı sırasında kuyruklar oluşması durumunda isteyenleri otobüslere bindirerek Bulgaristan’a götürmekle tehdit etti. Bunun üzerine Bulgarsitan İçişleri Bakanlığı, seçim günü ülkeye girmek isteyen Türk plakalı araçları durduracaklarını söyledi.

Yaşanan kriz nezaket sınırlarını aşınca Bulgaristan, ülkedeki seçimlere müdahale edildiği gerekçesiyle Ankara Büyükelçisi Nadejda Neynski’yi geri çağırdı.

Kriz Bulgaristan’da yaşayan Türk vatandaşlarını da etkiledi. Üç Türk vatandaşı Anyasayaya aykırı faaliyetler ve göç hukukunu ihlal ettikleri gerekçesiyle Bulgaristan’dan gönderildi.

Bulgaristan’a göre Erdoğan, referandum öncesi ya da sonrası sınıları açarak mültecileri gönderme tehtididini uygulayabilir. Bu durumda göç dalgasına maruz kalacak olan iki ülkeden birisi olan Bulgaristan’ın acil eylem planlarını hayata geçirmek için hazırlıklara başladığı belirtiliyor. Aksi halde 2015 yılında Balkanlarda yaşanan mülteci krizine benzer bir krizden kaçış pek mümkün görünmüyor.