Ana sayfa Editörden “Arap Baharı AK Parti’nin dengesini bozdu”

“Arap Baharı AK Parti’nin dengesini bozdu”

PAYLAŞ

Etyen Mahçupyan, Arap Baharı’nın geçtmişte Türkiye’nin dengesini bozduğunu söyledi. Karar’daki yazısında Mahçupyan, Türkiye’nin yakın geçmişteki dış politikasını eleştirdi. İktidarın Arap Baharı konusunda gerçekçi davranmak yerine ilkesel duruş sergilediği görüşünü savunan Mahçupyan, “Türkiye’nin böyle bir gücü yoktu. Ekleyelim ki hala da yok ve muhtemelen çok uzun bir gelecekte de olmayacak.” tespitinde bulundu.

Mahçupyan’ın yazısı şöyle:

Arap Baharı AK Parti’nin dengesini bozdu. İktidar içeride galibiyetini ilan ettiğini düşünüyordu ve hayat önüne tarihsel bir fırsat çıkarmıştı. Şunun altını çizelim… Eğer Arap Baharı başarılı olsaydı Türkiye bundan en fazla yararlanan ülkelerin başında gelecekti. Bu nedenle AK Parti’nin Arap Baharına ‘yatırım’ yapması akılcı bir tercihti. Ancak bu kalkışmanın başarı koşullarını irdelemekte zayıf kalındı. Arap Baharı kaçınılmaz olarak kırılgan bir dinamikti. Ne kendi iç enerjisi rasyonel bir siyaset oluşturmakta yeterliydi, ne de onu çevreleyen güçlü aktörlerin bu dinamiğe izin verme niyeti vardı.

İktidar o noktada gerçekçi pozisyona dönüş yapmayı kendisine yediremedi ve ilkesel bakışını sürdürdü. Bu olmayacak bir pozisyon değildi ama güç gerektiriyordu ve Türkiye’nin böyle bir gücü yoktu. Ekleyelim ki hala da yok ve muhtemelen çok uzun bir gelecekte de olmayacak. Oysa aynı dönemde AK Parti yönetimi Türkiye’yi ‘büyük devlet’ olarak sunmanın, bunu içerideki iktidarın tahkimi için kullanmanın peşindeydi. Ne var ki hayalin gerçeklerle uyuşmamasına karşı rasyonel bir tepki verilmesindense, böbürlenme ve hamaset yoluna girildi. Kimliğin taşınmasıyla ilgili sık sık karşımıza çıkan olgunluk eksikliği burada da etkin oldu.

Öte yandan bu bakış iç siyasetçe desteklendi. Partiler arası işbirliği imkanı ortadan kalktı. Partilerin içinde de sadakat ve biat siyasetin önkoşulu haline geldiği ölçüde ortak akıl bir kenara kondu. İç politikadaki alan daralması, dış politikada Türkiye’nin elinde sadece içi boş bir retoriğin kalmasına katkıda bulundu.

Bir süredir iktidar yeniden rasyonel bir dış politika için uygun zemin yaratmaya, hareket alanını genişletmeye çalışıyor. Soru bunun başarısızlık ihtimalinden kaçmak üzere ortaya çıkmış akılcı bir refleks olarak mı kalacağı, yoksa ortak akla dayanan uzun vadeli bir stratejinin oluşmasına mı hizmet edeceği…

Yazının tamamı için…