AYM: Cumhurbaşkanının örtülü ödeneği kullanması işin doğası

Mart 03, 2017, 8:44 am
Anayasa Mahkemesi, örtülü ödeneğin denetlenmesi için CHP’nin yaptığı başvuruyu Anayasa Mahkemesi reddetti.

Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde tarihi harcama rekorları kırdığı, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da yasa değişikliği ile kullanımına ortak olduğu örtülü ödeneğin denetlenmesi için CHP’nin yaptığı başvuruyu Anayasa Mahkemesi reddetti. AYM üyesi Osman Alifeyyaz Paksüt ise, örtülü ödeneğin denetlenememesinin demokratik hukuk devleti gereklerine aykırı olduğu vurgusu yaptı.

CHP’nin AKP hükümetleri döneminde 11 milyar liraya ulaşan örtülü ödenek harcamalarının denetlenememesi, Cumhurbaşkanlığına tahsisi, kullanılma usul ve esaslarının da Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı başvuruyu reddeden AYM, ret gerekçelerini açıkladı.

“Takdir Meclis’in”

AYM, örtülü ödeneğe ilişkin olarak Anayasa’da bir hüküm yer almadığı gibi Meclis’in bu konuda düzenleme yapmasını engelleyen bir Anayasa kuralı da bulunmadığı gerekçesini dile getirdi. Gerekçede, bu nedenle Meclis’in kurum ve kuruluşlara örtülü ödenek tahsis edilmesine izin veren düzenlemeler yapmasının mümkün olduğu savunuldu.

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri kapsamında örtülü ödeneği kullanmasının işin doğası gereği olduğu görüşünün de ileri sürüldüğü gerekçe, özetle şöyle:
“Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki örtülü ödenek, Cumhurbaşkanının tek başına kullandığı yetkilere ilişkin faaliyetlerde kullanılabilecektir. Bu faaliyetler için harcanan örtülü ödeneğin soru, Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturmasına konu edilememesi, anılan mekanizmaların Anayasa’da sadece hükümetin denetlenmesi araçlarından sayılmasının doğal bir sonucudur.

Ayrıca Cumhurbaşkanına verilen görev ve yetkilerin, örtülü ödenek tahsisini gerektirip gerektirmediğinin takdiri kanun koyucuya ait olup anayasallık denetiminin kapsamı dışında kalmaktadır.”

Mahkeme, ödeneğin kullanım esaslarının Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenmesinin de Meclis’in yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamayacağını savundu.