‘Basit bir müzikal’ denilen yapım nasıl 2017 yılının filmi oldu?

Ocak 25, 2017, 11:53 am
2017 yılına damgasını vuran La La Land, Altın Küre'deki 7 ödülün ardından 14 dalda Oscar'a aday gösterilerek bir rekora imza attı.

La La Land, Amerikan yapımı bir romantik müzikal. Filmi, genç yaşta yeteneklerinden söz ettirmeye başlayan Damien Chazelle yönetiyor. Whiplash’le Oscar havuzuna girmeyi başaran Chazelle bu kez dramın aksine basit bir türe döndü ve kalıplarını kırdı. Seyirciler ise ikiye bölündü. Bazıları filmi çekici buldu. Eleştirmenler büyüsüne kapıldı ve onun bir başyapıt olduğunu kabul etti. Azınlık diğer bir grup ise filmi sıradan bir hikayeye sahip bir müzikal olarak kabul etti.

Filmin başarı hikayesinin altında yatan birçok neden var.

Ryan Gosling ve Emma Stone “Çılgın Aptal Aşk” ve “Suç Çetesi” filmlerinin ardından üçünkü kez beyazperdede bir araya geldi. İki aktörde şarkı söylüyor ve bu birbirine uygun sinematik kimyayı seyirci hissediyor. Filmin güleryüzlü kadrosunun şekillenmesi noktasında beklenmedik bir paradoks yaşandı. Emma Watson başka bir müzikal (“Beauty and the Beast”) nedeniyle bu rolü reddetti . Ryan Gosling ise La La Land için “Beauty and the Beast” filmini reddetti. Sonuçta Gosling için daha kolay çalışabileceği ve alışkın olduğu bir partner bulundu. Emma Stone…

Filmde moda olduğu üzere her şey döngüsel. Kısa bir üsre önce dünya bir müzikal patlamaya maruz kaldı. Müzikal türünü yeniden canlandırmak için uğraşlar tüm hızıyla sürüyor. Ancak bu reanimasyon çalışmaları her zaman başarıya ulaşmıyor. Chazelle, filmini şarkı konusunda aşırılığa boğmamış. Hikayede işlenen şarkılar organik. Hint yapımlarında olduğu gibi herhangi bir duyguyu ifade etmek için hemen dansa başvurulmuyor. Ancak bir duygusal yoğunluk anında güzel lirik numaralar ortaya çıkıyor.

 

La La Land’in Altın Küreli bestecisi Justin Hurwitz ve yönetmeni Damien Chazelle arasındaki dostluk Harvard Üniversitesi’nde geçirdikleri yıllara dayanıyor. Öğrencilik yıllarında aynı odada kalan ve aynı müzik grubunda çalan Chazelle ve Hurwitz’i bir araya getiren en önemli unsur ise elbette paylaştıkları müzik aşkı.

Öğrenciliklerinin ilk yıllarında “Chester French” adlı grupta (davulda Chazelle, elektrikli piyanoda Hurwitz) birlike çalan, ancak grup dağıldıktan sonra arkadaşlıkları iyice derinleşen ikili, 2009 yılında Guy and Madeline on a Park Bench filminde bir araya gelerek oldukça ilgi gördü.

2014 yılında Whiplash ile üç Oscar’ı kucaklayan Chazelle ve Hurwitz, son olarak 2016 yılının en iddialı yapımlarından La La Land’e de birlikte imza attılar.

“Müzikleri bestelediğim süreçte hiçbir şey dinlememeye çalışıyordum. Senaryoyu okumaktan ve bu film için neyin en doğru olduğunu düşünmekten başka hiçbir şey yapmıyordum” diyen Justin Hurwitz, duygusal açıdan karmaşık müzikleri sevdiğini ve bunu insanlara hissettirmek istediğini söylüyor.

La La Land Altın Küre’den yedi ödülle döndüğünde, törenden sonra Damien Chazelle, eski oda arkadaşını sahnede gördüğünde çok etkilendiğini belirterek, “Benim için çok özel bir andı” açıklamasında bulunmuştu.