Bu hafta Çağlayan Adliyesi’nde “barış” yargılanmaya başlıyor

Aralık 04, 2017, 10:44 am
Hafta içerisinde "Barış Bildirisi'ne imza atan 120 akademisyen sırayla hakim karşısına çıkartılacak.

Güneydoğu’daki çatışmaların son bulması ve barış müzakerelerinin başlaması için Ocak 2016’da “Bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla hazırlanan bildiriye imza atan 120 akademisyen hakim karşısına çıkıyor.

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşmaları 5 Aralık ile 5 Nisan 2018 tarihleri arasında görülecek. “Örgüt propagandası” suçuyla açılan davanın yarın görülecek ilk duruşmasında, İstanbul ve Galatasaray’dan 10 akademisyen 10 dakika arayla yargılanacak. 7 Aralık günü İstanbul 32, 33, 34. ve 36’ncı ağır ceza mahkemelerinde 32 akademisyen; 21 Aralık günü ise İstanbul 33 ve 36’ncı ağır ceza mahkemelerinde 12 akademisyen yargılanacak.


‘İmzamın arkasında olacağım’

Bu davadan yargılanan akademisyenlerden olan, Mersin Üniversitesi’nde ihraç edilen Doç. Dr. Ulaş Bayraktar, imza kampanyalarının özünde hukuksuz politikalara itiraz ve hukuksuzluğu ifşa etmek olduğunu söyleyerek, “Hal bu iken yine bu hukuktan medet ummak bana kendi içinde bir çelişki olarak geliyor” dedi.

5 Aralık’ta İstanbul’da başlayacak hukuk sürecinden çok da beklentisinin olmadığını, bu sürecin en başından beri siyasal bir irade tarafından yürütüldüğünü belirten Bayraktar, siyasal irade ne buyurursa, neye izin verirse bu sürecin de öyle ilerleyeceğini vurguladı. Bayraktar, “Tabi ki elimizden geldiği kadar biz yine, bu sürecin neden hukuksuzca bize karşı yapıldığını, Türkiye’de olan olaylarla ifade etmeye, bunu hatırlatmaya çalışacağız. Ama ne OHAL Komisyonu’ndan ne de mahkemelerden iyimser bir beklenti içindeyim” dedi.

Savunduğu bildirinin meramı olduğunu ve bunu da mahkemede savunacağını belirten Bayraktar, güvenlik sorununun barışçıl, müzakere yollarıyla çözülmesi gerektiğine inandığını ve mahkemede de imzasının arkasında olacağını söyledi.

‘Yedine sözümüzü söyleyeceğiz’

İfade özgürlüğü açısından bir davanın açılmış olmasını son derece talihsiz olarak gördüğünü, barış isteyen ve barış hakkını savunan insanlar olduklarını kaydeden Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edilen Doç. Dr. Hakan Koçak ise, “Davanın muhtemelen göz korkutmak, yıldırmak, buradaki talepten geri dönmemizi sağlamak için yapılan uygulamalardan biri olduğunu düşünüyorum” dedi.

Bununla bir sonuç alınamayacağını kaydeden Koçak, “Hepimiz baştan beri barış sözümüzün, talebimizin arkasında olduğumuzu söyledik. Bu metin temel yaşamsal hakları savunan ve barış iradesini ortaya koyan bir metindir. Egemen düşüncenin, son derece otoriter ve savaşçı karakterinin bir tezahürünü görüyorum. Ama dava sürecinde de biz yeniden sözümüzü söyleyeceğiz. Aslında tersinden bakarsak, mahkemede yeniden sözümüzü söyleme imkanı da yaratan bir ortam oluşacak diye düşünüyorum” dedi.

‘Süreç bildirimizi bir kez daha haklı çıkardı’

Bildirinin imzalanmasından bu yana geçen zaman diliminde kendilerinin haklılığının ortaya çıktığını dile getiren Koçak, bildiriye konu olan uygulamaların bir anlamıyla Türkiye’de daha da yaygınlaştığını ve hatta kurumsallaştığını söyledi. O süreçten bu yana sorunların daha da karmaşıklaştığına dikkat çeken Koçak, şunları kaydetti: “Biz haklıyız, çünkü biz toplumun bir arada yaşama iradesini savunanlarız. En temelde bu bildirinin arka planındaki felsefe, düşünce budur. Bir toplum olduğumuzu iddia ediyorsak, bir arada yaşamın yollarını bulmak zorundayız. Savaş, sertlik politikaları, çatışmacı, dışlayıcı, ayrışmacı politikalar bu ülkede o kadar çok denendi ki ve son iki yılda daha da ağır ve sistematik olarak arttı. Öyle veya böyle ağır bedelleri ödemeden de aslında bir barışçıl çözüm imkanı vardı, bugün de var ve hep var olacak. Biz bu barışçıl çözüm imkanının değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bizim haklı çıktığımızı toplumun görmesi gerektiğini düşünüyoruz.”