Cihangir İslam: Bu yürüyüş kendini ilahlaştıranlara karşıdır

Temmuz 12, 2017, 10:02 am
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'yla birlikte Adalet Yürüyüşü'ne katılan siyasal İslamın önemli isimlerinden Prof. Dr. Cihangir İslam, “Bu yürüyüş, kendini ilahlaştıranlara, insanüstü ilan edenlere ve kötüye karşıdır” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Ankara’dan İstanbul’a 25 gün boyunca kesintisiz yürüyen KHK mağduru akademisyen Cihangir İslam, Adalet Yürüyüşü için, “Yumurtanın kabuğu içinden kırıldı ve yeni bir hayat başladı. Bu bir toplumsal sözleşmedir. İtirazın çıtasını yükselttik, daha da yükselteceğiz. Adaleti hakim kılana ve hukuk devletini inşa edene kadar” değerlendirmesini yaptı.

OHAL yetkileriyle ihraç edilen akademisyen Cihangir İslam, Cumhuriyet gazetesinden Erdem Gül’e konuştu:

“Adını doğru koyalım”

Bu yürüyüş, medya tarafından sınırlandırılmaya çalışıldı, ‘Kılıçdaroğlu’nun, ya da CHP’nin Enis Berberoğlu yürüyüşü’ olarak. Adını doğru koymamız lazım. Bu Kılıçdaroğlu önderliğinde hak, hukuk, adalet talebiyle gerçekleştirilen Adalet Yürüyüşü’dür. Adı budur. Evet tabi ki Enis Berberoğlu için de yüründü ama bu salt Berberoğlu yürüyüşü değildir. Adalet isteyen ve adalete ihtiyacı olan herkesin yürüyüşüdür.

İkincisi kimlerin yürüdüğünün doğru anlaşılmasıdır. Kısaca adaletsizliklere karşı çıkan ve hukuk devletinin ortadan kaldırılmasına itiraz edenler yürüdü. İtiraz nedir? Bu toplum açısından itiraz, medeni bir duruştur.

“Bu yürüyüş kendini ilahlaştıranlara karşıdır”

Hakkı, hukuku, adaleti ortadan kaldırmak isteyenlere karşı başladı.Ve peygamberi bir yürüyüştür. Adalet Yürüyüşü, sayın Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla insanın en temel deklarasyonu ile başladı. Bu yürüyüş, kendini ilahlaştıranlara, insanlardan ayırıp, insanüstü ilan edenlere karşıdır. Bu yürüyüş, batıla karşıdır. Yanlışa karşıdır. Kötüye karşıdır. Zaten insanın en temel deklarasyonu bunlara karşı olma itirazıdır. Bu yürüyüşün temeli de budur. Müslüman olmanın, doğruya tabi olmanın ön şartı ve temeli de kötüye karşı itirazla başlar ve bu yürüyüş tam da budur.

Bu yürüyüş ve Maltepe’deki miting, Gezi’deki masum tarafın ve 15 Temmuz’da darbeye karşı sokağa çıkan ve tankların önünde duran insanların 16 Nisan’da hayır noktasında birleşmesinin ortak noktasıdır. Bu, 16 Nisan’daki yüzde 49’un yüzde 100’e kapılarını açıp, tüm topluma birlikte durma çağrısı yapmasıdır.

“İtirazın çıtasını yükseğe çıkardık”

Biz Adalet Yürüyüşü ile çok farklı kesimlerden gelen insanlarla birlikte itirazın, protestonun, muhalefetin konseptini de değiştirdik. Bir kişiyi darpetmedik. Hiç kimsenin burnunu kanatmadık. Küfür edene küfür etmedik. Kimseye kötü söz söylemedik. Taş atanlara gül attık. Arkamızda bir tane pet şişe bile bırakmadık. İtirazın çıtasını yükseğe çektik. Bu yürüyüşle yumurtanın kabuğu içeriden kırıldı ve yeni bir hayat başladı.

“Çıtayı daha da yükselteceğiz”

Şimdi Adalet Yürüyüşü’nü tamamladık. Ama adalet arayışımız devam ediyor. Öncelikli görevimiz adaleti getirmek ve hukuk devletini yeniden inşa etmek. Tek çaremiz olan çoğulcu demokrasiyi geri getirmek. Bunun için yürüyen her bir bireye düşen görevler var. Bu iktidar, ülke içinde soğuk savaşın etkisinden kurtulamayan, soğuk savaşı devam ettirmeye dönük ve bunda kararlı bir anlayıştadır. Biz bu yürüyüşümüzle, bu soğuk savaşı bitirme kararlılığımızı gösterdik, bunu sürdüreceğiz. Ve tabi ki hak, hukuk, adalet istemeye devam edeceğiz. Bu yolda yükselttiğimiz çıtayı daha da yükselteceğiz.

“Koalisyonumuz bitmeyecek”

Bu yürüyüş ve yarattığı hareket, bir toplumsal sözleşme çağrısıdır. Birbirimize karşı adil olmamız, insan-iktidar ilişkileri noktasında hepimizin adil olmamız bu sözleşmenin asgari noktasıdır. Bundan sonra da hak, hukuk, adalet mücadelemiz devam edecek. Sözleşmemiz bunu gerektirir. Ama bundan sonra sadece hak mücadelesi yapmayacak, birbirimizin de güvencesi olacağız. Bundan sonra da adaleti yakalayana ve hukuk devletini kurana kadar bu koalisyonumuz bitmeyecek. Hatta ondan sonra da devam edecek. Çünkü artık biz, bir sözleşmeye bu uzun yürüyüşle imza atan insanlarız.

“Karşımızda hukukla bağlarını koparmış bir iktidar var”

AKP, kutuplaştırmaya, içeride soğuk savaşa, gerilime ihtiyaç duymaktadır. Bir an önce bu yanlıştan dönmelidir. Bu yürüyüş, iktidara bu şansı vermektedir. Gelen mesajlar, umutlu olmamı sağlamıyor ancak yanlıştan dönerlerse hepimiz kazanırız. Çünkü karşımızda hak, hukuk ve adaletle bağlarını koparmış bir iktidar var. İktidar partisi, artık bu yürüyüşle uzun zamandır kendi resmi adındaki adalet kavramını itirazcılara kaptırdı.

“5 Temmuz bir daha olmasın diye”

15 Temmuz darbe girişiminin amacı hukuk devletini yıkmaktı. Adaleti, özgürlükleri ortadan kaldırmaktı. Ama bu iktidar, şu 1 yıllık icraatıyla isteyerek ya da istemeyerek, bilerek ya da bilmeyerek 15 Temmuz’un kalkışmacılarıyla aynı amaca hizmet etmektedir. Yani 28 Şubat devam etseydi, 15 Temmuz başarılı olsaydı ülke olarak, ülke insanı olarak farklı ne yaşayabilirdik bunu hep beraber düşünmeliyiz. Şimdi bir yandan Srebrenica katlimanı unutmayacağız, bir yandan da 15 Temmuz darbe girişimini. Asla intikam düşünmeyeceğiz ama unutmayacağız, anacağız. Bütün soykırımları lanetleyeceğiz. 15 Temmuz’u, o gece sokağa çıkıp, tankların önünde duranlarla birlikte vakur bir şekilde anacağız. Adalet Yürüyüşçüleri olarak bir daha böyle bir girişime izin vermeyeceğimizin kararlılığını cümle aleme göstereceğiz.