Dan Brown’un yeni kitabını Türkçe’ye çevirenler anlattı: 2 ay boyunca ofise kapatıldık

Ekim 03, 2017, 11:46 am
Edebiyat dünyasının zirvedeki ismi Dan Brown’ın son romanı ‘Başlangıç’ın çeviri ve yayıma hazırlanma süreçleri, 13 ülkede de üst düzey bir gizlilik içinde tamamlandı

Türkiye’de Altın Kitaplar tarafından yayımlanan kitabın çevirmeni Petek Demir İncek ve editörü Hülya Şat, bugüne kadar hangi ülkede olduğu bile açıklanmayan gizli bir ofiste, iki ay boyunca diğer çevirmenlerle birlikte adeta ‘kapatılarak’ yoğun bir çalışma süreci geçirdiler.

Romanın çevirmeni Petek Demir İncek ve editörü Hülya Şat yaşadıklarını Medyanın Elli Tonu’na anlattı:

Petek Demir İncek: “Güvenlik bu sefer daha sıkıydı. Odadan her çıkışımız not edildi. Elektronik cihazları yanımıza alamadığımız gibi, kol saati takmamıza da izin verilmedi. Telefonlarımızı ofise girmeden dolaplara kilitliyorduk. Gün boyunca konuşamıyorduk, çıktığımızda Türkiye’de saat 10 oluyordu… Eşimi çok özledim, en zoru o oldu. Önceki çeviri sürecinde kardeşim İpek ile çalıştık ama bu sefer yalnızdım. Yokluğunu çok hissettim…”

“En az ‘Da Vinci Şifresi’ kadar ses getireceğine inanıyorum. En az diyerek altını çiziyorum. Yine müthiş bir kurgusu var. Hayata bakış açısında bazı değişiklikler sezinledim, okuyucular da fark edecektir” diye yorumluyor. Şat ise “Vurguladığı temayı ve romanın ana fikrini kitabın sonuna kadar saklayabildiği, bizi yine ters köşe yaptığı, yaratılış, din ve Tanrı gibi çok sansasyonel konuları bu kadar akılcı işlediği ve yapay zekâ gibi hayatımıza nüfuz etmekte olan fütüristik bir alanı dâhiyane bir biçimde kurguladığı için tek kelimeyle şahane…”

Hülya Şat: “Barcelona’da, İspanya’nın en büyük medya gruplarından GrupoPlaneta’nın merkez binasında çalıştık. Hepimiz aynı odadaydık ve herkese bir bilgisayar verilmişti ama Türkçe karakter kullanımı için kendi klavyelerimizi götürmüştük. Güvenlik önlemi olarak bilgisayarlarımız internete bağlı değildi. 13 ülkenin çevirmen ve editörleri internetin bağlı olduğu ortak üç-dört bilgisayarı sırayla kullanmak zorundaydık. Kadın korumalar görevlendirilmişti ve orada bulunduğumuz için çok da memnun değillerdi!”