Demirtaş: Faşizmin panzehiri cesarettir

Temmuz 12, 2017, 11:25 am
Tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevin'de yazdığı öykü, şiirlerin yanı sıra yaptığı resimler ve yazdığı mektuplarla dışarıdakilere cesaret mesajı vermek istediğini söyleyen HDP eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Çünkü faşizmin panzehiri cesarettir" dedi.

Artıgerçek yazarı Fehim Işık’ın sorularını cevaplayan Demirtaş, dışarıdaki siyasi çalışmaların yoğunluğu ve koşuşturma nedeniyle sanat ve edebiyatla çok fazla ilgilenme fırsatı bulamadığını söyledi. İçinde her zaman ukde kalmış olan bazı çalışmaları yapmak için ancak cezaevinde fırsat yakalayabildiğini söyleyen Demirtaş, içeride yazdığı öykü ve şiirlerin yanı sıra çizdiği resimler ve yazığı mektuplardaki cezaevi güzellemeleriyle dışarıdakilere cesaret vermeyi amaçladığını söyledi.

Demirtaş, “Çünkü faşizmin panzehiri cesarettir. Ne zulme uğramaktan korkarak kurtulabilirsiniz zulümden, ne de korkarak yenebilirsiniz faşizmi. Cesaret, biraz daha cesaret” dedi.

Fehim Işık’ın Demirtaş röportaının bazı bölümleri şu şekilde:

İşin duygu boyutu da var tabii. Bir baba, bir eş, bir oğul olarak -ki eşiniz, aileniz ve çocuklarınızla hep pozitif enerji yaydınız- Edirne Cezaevi’ndeki Demirtaş’ı bize anlatabilir misiniz?

“Eşim çocukluğumuzdan beri hep yanımda oldu. En zor zamanlarımda en büyük destekçimdi. Sadece benim eşim olma gibi bir kimliği de asla kabul etmedi. Kendi olmayı bildi ve bu şekilde bana daha fazla katkı sunmayı başarabildi. Kendimi eşime karşı daha da borçlu hissediyorum doğrusu. Tutuklandığım ilk andan bu yana da kendisine layık bir duruş gösterdi, onunla hep gurur duydum ve hep daha fazla sevgiyle ayakta kalmayı başardık. Çocuklarımla da çok iyi bir ilişkimiz var. Bana sundukları destek boylarını da yaşlarını da aşacak düzeyde ve olgunlukta oldu. Her hafta kesintisiz mektuplaşıyoruz onlarla. Sık sık da 1500 kilometre yol gelip benimle görüşüyorlar. Ayda bir de olsa sarılıp kokularını teneffüs etmek büyük moral veriyor. Annem-babam tam 14 yıl abimin mahpusluğunda her ay cezaevi ziyareti için hayatlarını yollarda geçirmiş iki cefakar, emekçi halk insanıdır. Tutuklanmış olmama çok üzülseler de dik durmayı ve yanımda durmayı bildiler. Abimin cezaevindeyken kullandığı kol saati şu anda benim kolumda. Saat her zaman doğruyu gösteriyor ve hep özgürlüğe ayarlı. Bütün kardeşlerim beni gururlandıracak kadar olgun ve dik duruyor, dayanışmalarını esirgemiyorlar.”

Siyasetçi yönünüzün başarısı kıyaslanamaz. Cezaevindeyken sanatçı ve edebiyatçı yönünüzü de görmeye başladık. Bir de gazeteci olun ve kendinize bir soru sorun. Siz, Selahattin Demirtaş ile bir röportajda gazeteci olarak ona ne sorardınız?

“Kendime şunu sorardım; geri dönüp baktığımda pişmanlıklarımız var mı? Var elbette. Bildiğiniz ve inandığınız bir doğruyu hakkıyla savunmamak da ciddi bir hatadır. Ben barışa yürekten inanan bir siyasetçiyim, barışı hakkıyla savunmayı ve sağlamayı başaramadık, başaramadım. Daha iyisini yapabilirdim. Bunu telafi etmek için içerde veya dışarda mücadele etmeye devam edeceğim. Barışı savunmak (Ortadoğu’da her şeyin silahlar tarafından belirlendiği gerçeğini de bilerek) ne saflıktır, ne toyluk, ne apolitikliktir ne de teslimiyet. Benim rolüm ve misyonum barışı kurmak üzerinedir, savaşı büyütmek üzerine değil. Herkesin birazcık da olsa bunu anlamaya çalışmasını isterim.”

Röportajın tamamı için…