Durdurulan TIR’lardan ‘Adalet Yürüyüşü’ne MİT TIR’ları davası

Haziran 16, 2017, 8:42 am
MİT TIR'ları davası üç yıldır Türkiye'nin gündeminden düşmedi. 19 Ocak 2014'te Suriye'ye silah taşıyan MİT'e ait TIR'ların durdurulmasıyla başlayan süreç, CHP Mİlletvekili Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasına kadar vardı.

MİT TIR’ları olayının ne olduğu ve konuya ilişkin 2014 yılından bu güne kadar nelerin yaşandığını BBC Türkçe servisinden Mahmut Hamsici derledi.

Suriye’ye silah taşıyan MİT TIR’ların durdurulması

19 Ocak 2014’te Suriye’ye giden 3 TIR, Hatay’da savcılık emriyle yapılan bir jandarma-polis operasyonuyla durduruldu. Gelişmeyi haberleştiren ilk yayın organı Radikal gazetesi oldu. Haberi yazan gazeteci Fatih Yağmur yaşananlarla ilgili bilgi sahibi olduktan sonra haberin hazırlanma sürecini, 2015’te BBC Türkçe’ye şu sözlerle anlattı:

“Bu süre zarfında haberi ilk aldığımda haber merkezimle paylaştım ve internet sitemizde habere yer verdik. Türkiye gündemini bir anda alt üst eden olayda ilk olarak yaşananlar gizlenmeye çalışıldı. TIR’ların durdurulduğu da resmi makamlarca kabul edilmiyordu. İlk gelen bilgiler de çelişkiliydi. Önce TIR’ların İHH’ya ait olduğu ifade edildi. Sonrasında ise 20 Ocak tarihinde savcıların olay yeri tutanağını ve Hatay Valisi’nin imzasını taşıyan, tırların MİT’e ait olduğu ifade edilen talimat yazısını Radikal’de yayınladım. Yayınlanan resmi belgelerden sonra TIR’ların MİT’e ait olduğu iktidar partisi tarafından da kabul edildi ve insani yardım içerdiği ifade edildi.”

Erdoğan’dan ‘paralel yapılanma’ dedi

Yetkililerden gelen ilk açıklamalar, TIR’lardaki malzemenin devlet sırrı olduğu yönüne oldu. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olayın arkasında ‘paralel yapının bulunduğunu’ söyledi:

“Savcı, benim iznim, Adalet Bakanlığı’nın haberi olmadan böyle bir müdahalenin içine giremez. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ne getirip ne götürdüğüne bakamaz. Bu, paralel yapılanmanın diğer bir versiyonudur. Kısa bir zaman önce atılan adımın devamıdır. Burada, gerek bu savcıyla gerekse jandarmayla ilgili, komuta kademesini kastediyorum, hepsiyle ilgili hukuki süreç başlatılmıştır. Gereği de bunlarla ilgili yapılacaktır”

Savcı, asker ve polisler tutuklandı

Olayın hemen ardından ve sonrasında ilerleyen süreçlerde, TIR’ların durdurulması ile ilgili savcı, asker ve polisler hakkında soruşturma başlatıldı. Süreç içinde bazı savcı, asker ve polislerin görev yerleri değiştirildi, bazıları açığa alındı, bazıları ise tutuklandı.

Eski Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık, Başsavcı vekili Ahmet Karaca, savcı Aziz Takçı, savcı Özcan Şişman ile Albay Özkan Çokay, TIR’ların durdurulmasıyla ilgili soruşturma kapsamında, ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs’ suçlamasıyla Mayıs 2015’te tutuklanacaktı.

TIR’ları durdurarak arama yapmak isteyen eski Kırıkhan savcısı Yaşar Kavalcıoğlu “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla Nisan 2017’de tutuklanıp cezaevine gönderilecekti. Bir dönem MİT TIR’larının durdurulmasıyla ilgili soruşturmaya bakan hakim Cebrail Cem Alıcı da 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından, Konya’daki darbe girişimi soruşturması kapsamında tutuklanacaktı.

İlk görüntüler Aydınlık gazetesinden

21 Ocak 2014’te Aydınlık gazetesi, söz konusu TIR’larda cephane taşındığını öne süren bir haber yayımladı. “İşte TIR’daki cephane” başlıklı haberde, “Adana’da durdurulan MİT’e ait üç TIR’dan mühimmat çıktı. Aydınlık, arama fotoğraflarına ulaştı. TIR’larda ‘insani malzeme’ değil, top mermisi taşındığı belgelendi” ifadeleri yer aldı. Haberde, ilaç kutularının arasında gizlendiği belirtilen top başlıklarının fotoğrafları da yayımlandı.

Berberoğlu’nun tutuklanmasına neden olan haber Cumhuriyet’ten

29 Mayıs 2014’te Cumhuriyet gazetesi “İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar” manşetiyle çıktı. Haberde 19 Ocak 2014’te üç TIR’ın durdurulması operasyonundan fotoğraflar ve bilgiler paylaşıldı. Bu TIR’larla Suriye’deki gruplara silah ve cihatçı sevk edildiği iddia ediliyor, kanıt olarak da savcılık dosyasından alındığını belirtilen görüntüler veriliyordu. Cumhuriyet, yine ana sayfasından “Neden yayımlıyoruz?” başlığıyla bir açıklama da yaptı. Kısa süre sonra görüntülere yayın yasağı getirildi.

Erdoğan’dan Can Dündar’a: Öyle bırakmak onu, bedelini ağır ödeyecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘casusluk faaliyeti’ diye tanımladığı habere tepki gösterdi ve “Bu casusluk faaliyetinin içine o gazete de girmiştir. Haberi yapan bedelini ağır ödeyecek” dedi. Haberle ilgili dava açıldığını belirten Erdoğan, ‘yapılanın Bayırbucak Türkmenlerine destek vermek olduğunu’ söyledi ve haberle ilgili ‘paralel yapıyı’ suçladı:

“Bu olay Bayırbucak Türkmenleriyle alakalı bir konu. Hep şunu ifade etmişimdir: Özellikle insani yardım noktasında şu anda Milli İstihbarat Teşkilatımız Bayırbucak Türkmenlerine bu desteği vermektedir. Kimden aldın bu rakamları? Paralel yapı. MİT’e yönelik atılan o iftiralar bir ajan, bir casusluk faaliyetidir ve bu gazete de bunların arasına girmiştir. Avukatlarıma talimatı verdim hemen davayı açtım. Burada hakikaten samimi, dürüst olan, onlara verdiğimiz eğitimi çok samimi olarak açıklar. Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu.”

Cumhuriyet’in o dönemdeki genel yayın yönetmeni Can Dündar ise bu sözlere iki gün sonra, gazetedeki köşesinden yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra yaptığı bir açıklamada ise şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi diyecekler ki ‘Başbakan TIR’ların içinde silah yoktu’ diyordu… Varsa ne olacak yoksa ne olacak? Oraya insani yardım götürüyoruz. Kim onlar? Mağdur, mazlum, bizim Bayırbucak Türkmen kardeşlerimiz.”

Haber hakkında ‘devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme’, ‘siyasi ve askeri casusluk’, ‘gizli kalması gereken bilgileri açıklama’, ‘terör örgütünün propagandasını yapma’ suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı.

Erdem Gül ve Can Dündar tutuklandı

Soruşturma kapsamında Can Dündar ve gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül, 26 Kasım 2015’te tutuklandı. Mahkeme, tutuklama gerekçesi olarak ‘silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme’, ‘devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askerî casusluk amacıyla temin etme’ ve ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama’ suçlarını gösterdi. Tutuklama kararı, hem yurt içinde hem de uluslararası çapta tepkiye neden oldu.

Dündar ve Gül tahliye edildi, Erdoğan kararı tanımadı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 26 Şubat 2016’da, iki gazetecinin haberleri nedeniyle tutuklanmasını ‘hak ihlali’ olarak değerlendirmesi üzerine, Dündar ve Gül 92 günlük tutukluluk ardından tahliye edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karar saygı duymuyorum, karar uymuyorum” açıklamasını yaptı. Dündar’a, davanın 6 Mayıs 2016’daki duruşmasında, İstanbul Adalet Sarayı önünde silahlı saldırı girişiminde bulunuldu.

6 Mayıs’taki duruşmada mahkeme, gazetecileri ‘devletin gizli belgelerini açıklamak’ gerekçesiyle toplam 10 yıl 10 ay hapse çarptırdı, ‘darbe’ suçlamasından ise beraatlerine karar verdi. Mahkeme tutuklama kararı vermedi. Gül ve Dündar’ın ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçundan yargılanmalarının devamına karar verildi.

Berberoğlu hakkında soruşturma başlatılması

Can Dündar dava sürecinde haber kaynağını açıklamadı. Tutukluluğunun ardından yazdığı “Tutuklandık” adlı kitapta ise kendisine görüntüleri ‘solcu bir milletvekili dostunun getirdiğini’ yazdı.
Kitaptaki bu ve benzeri ifadelere de dayanarak, bu kişinin CHP milletvekili Enis Berberoğlu olduğu şüphesiyle soruşturma başlatıldı.

Berberoğlu’na ‘Devletin gizli kalması gereken bilgi ve belgelerini askeri ve siyasal casusluk amacıyla temin etme’ ve ‘FETÖ-PDY’ye bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede şu ifadeler yer aldı:

“Olaylar zinciri içinde Dündar ile Berberoğlu’nun görüşmeden kısa bir süre sonra bir araya geldikleri ve Dündar tarafından açıklanan ve kamuoyu tarafından da basın organlarında yayınlandıktan sonra yalanlanmayan flash disk içindeki suç teşkil eden görüntülerin Berberoğlu tarafından Dündar’a verildiği anlaşılmıştır”.

Gül ve Erdem’in ‘silahlı terör örgütüne, üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım’ suçlamasıyla devam eden davaları ise 21 Eylül’de Berberoğlu’nun davasıyla birleştirildi.

Berberoğlu’nun tutuklanması ve ‘Adalet Yürüyüşü’

14 Haziran 2017’de mahkeme, ‘devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak’ suçundan 25 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, ‘kaçacağı veya saklanacağı hususunu dikkate alarak’ Berberoğlu’nun tutuklanmasına karar verdi.

Mahkeme heyeti, Berberoğlu hakkındaki ikinci suçlama olan, ‘silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçlamasıyla ilgili dosyanın ayrılmasına karar verdi.
Berberoğlu bu suçlamayla ilgili olarak Can Dündar ve Erdem Gül’le birlikte yargılanacak. CHP milletvekili tutuklanarak Maltepe Cezaevi’ne gönderildi.

Karara tepki gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise Ankara’dan İstanbul’a yürüyüş başlattı.