Emin Çölaşan, çocuğunun okul taksiti için yardım isteyen subayın mektubunu köşesine taşıdı

Temmuz 05, 2017, 12:24 pm
"Sevgili okurlarım, burada bir şeyi itiraf etmek zorundayım. Bir Türk subayının böyle acı ve haklı feryadına ve çocuğu için eğitim yardımı istemesine ilk kez tanık oldum"

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, yurtdışı görevindeyken 15 Temmuz sonrası açılan bir soruşturma nedeniyle Türkiye’ye çağrılarak tutuklanan bir TSK subayının kendisine gönderdiği mektubu köşesine taşıdı. Çölaşan, subayın kendisinden çocuğunun okul taksiti için yardım istediğini hatırlatarak, “Bir Türk subayının böyle acı ve haklı feryadına ve çocuğu için eğitim yardımı istemesine ilk kez tanık oldum. Acaba bu konuya el atıp o çocuğun okul taksitlerini ödeyecek varlıklı, ancak güvenilir büyük işadamlarımız var mıdır? Ya da örneğin Türk Eğitim Vakfı gibi kuruluşlar bir şey yapabilir mi?” diye çağrıda bulundu.

Çölaşan’ın yazısında yer verdiği mektup şu şekilde:

“Sayın Çölaşan merhaba. Size yazıyorum ama neden bilmiyorum. Belki yıllardır yazılarınızdan takip ettiğim duyarlığınız bana bu cesareti vermiş olabilir. Belki de gelen her mektubu okuyor olduğunuzu bilmek. Sebebi ne olursa olsun bu talebim veya belki de yüzsüzlüğümden dolayı affınıza sığındığımı belirtmek isterim. Kısaca hikayemi anlatıp, size bu mektubu yazma gerekçeme geçeceğim.”

Subayımız yurt dışında görevli. FETÖ soruşturmasında zanlı olarak Türkiye’ye çağrılıyor: “Hemen geldim. Ancak beni ifadeye çağıran savcı izinde imiş. Yeni atandığım görevime başladım. (Birliğinin adını veriyor.) Savcı izinden dönünce ifadeye gittim ve sorgusuz sualsiz tutuklandım. Tahmin edersiniz ki bu süreç moral açısından çok yıkıcı oldu. Terörle Güneydoğu’da yıllarca göğüs göğüse mücadele etmiş biri olarak silahlı terör örgütü üyesi olmakla suçlanmak gerçekten acı verici. Bu dönemde saçlarım beyazlandı ve birden ihtiyarladım.

Tabii ki acıyı çeken yalnız ben değildim. Ailem de benimle birlikte, belki benden daha fazla bu haksız iddialardan ve suçlamalardan dolayı harap oldu. Netice olarak şimdi serbest bırakıldım ve yeni görevimdeyim. Bu olay bizi moral olarak yıkıma uğrattığı gibi, maddi olarak da sarstı.

(Yurt dışı göreve iki yıllığına atanıyor, acele emir gelince her şeyini eşyaları dahil yok pahasına satmak zorunda kalıyor ve Türkiye’de yeni bir ev kiralıyor.)

Şimdi yavaş yavaş işin son perdesine geliyoruz, dikkatle okuyun lütfen…

“Çocuğum bu olayda en çok etkilenenlerden biri oldu. Yaklaşık bir buçuk ay okuldan uzak kaldı ve TEOG’un ilk sınavına giremedi… Ben cezaevinde iken eşim, çocuğumu …..kolejine yazdırmıştı. Bunca düzensizliğe rağmen orada yarım dönemi başarıyla bitirdi ve 8. sınıfı tamamladı. Önümüzdeki dönem kayıtları da geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Ben kayıt yaptıracak parayı temin ettim ama şimdi tükendim. Şu anda halâ iddianame hazırlanıp mahkeme açılmadı. Ben ve benim gibi FETÖ ile ilgisi olmayan birçok arkadaşım henüz tam olarak aklanmadık. Bize göre oldukça yüklü bir avukat masrafı sırtımıza bindiği gibi, henüz aklanmadığımız için, yaşadığımız kayıplar konusunda tazminat davası açamıyoruz.

Üst rütbeli Türk subayının göz yaşartan mektubunun son bölümü şöyle: “Sizden talebim nedir? Bir çeşit geri ödemeli BURS. Çocuğumun bu seneki okul masraflarında bana yardımcı olmanız. Önümde ödemem gereken 10×2.268 lira tutarında taksitler var ama ben gerçekten de bunu maddi olarak şu anda karşılayacak durumda değilim. Bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz? Ben ilk taksiti ödeyebildim. İkinci taksit temmuz ayında ödenecek. En azından ikinci taksit için desteğiniz olur mu? Elbette ilerleyen dönemde size bunu geri iade etmeyi taahhüt ediyorum.

Yardım etme arzunuz ve isteğiniz olursa, bu parayı asla kendi hesabıma da istemiyorum. Çocuğumun adı…… …..kolejinin bize bildirdiği hesaba bunu bizzat yatırabilirsiniz. Hesap numarası ve ödenmesi gereken meblağı okul yönetiminden kolaylıkla doğrulatabilirsiniz.

Umarım size yazdığım bu mektubu okur ve değerlendirmeye layık bulursunuz. Her durumda size teşekkür ederim. Sonuçta, benim için, yazmaya cesaret edebildiğim bir umutsunuz. Saygılarımla.

Çölaşan yazısının sonunda kendisine ulaşan subaya yardım etmek isteyenlere de çağrıda bulundu.

“Sevgili okurlarım, burada bir şeyi itiraf etmek zorundayım. Bir Türk subayının böyle acı ve haklı feryadına ve çocuğu için eğitim yardımı istemesine ilk kez tanık oldum… Ve yine itiraf edeyim, bu konuda ne yapmam gerektiğine uzun süre karar veremedim. Kendisini aramaya elim varmadı. Acaba bu konuya el atıp o çocuğun okul taksitlerini ödeyecek varlıklı, ancak güvenilir büyük işadamlarımız var mıdır? Ya da örneğin Türk Eğitim Vakfı gibi kuruluşlar bir şey yapabilir mi? Yapmalarını dilerim, ancak konu çok acele. Ciddi bir istek gelirse bütün ek bilgileri onlara vermeye hazırım. Bu subayımızın, bir babanın çocuğunu okutabilmek için çektiği çile ve yardım istemek zorunda kalması, aslında Türkiye’nin ne durumlara düşürüldüğünün göstergesi.”