Emin Çölaşan tutuklu öğretmenin mektubunu köşesine taşıdı: “Sütümü ağlayarak lavaboya sağdım”

Haziran 18, 2017, 4:22 pm
"Cezaevi şartları bebeğim için uygun değil. Bu süreç kendimden çok bebeğim için dayanılmaz hale geldi. Sekiz kişilik koğuşta tam 30 kişi kalıyoruz"

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, Erzurum Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Fatma Çetin’in mektubunu köşesine taşıdı. Çölaşan’ın aktardığı mektupta, 8 aylık bebeğiyle birlikte cezaevinde kaldığını söyleyen Çetin, bebeğini cezaevine aldırana kadar geçen süre zarfında sütünü lavaboya sağdığını söyledi.

Emin Çölaşan’ın aktardığı mektup şu şekilde:

“Sayın Emin Bey, mektubumu size Erzurum Kapalı Cezaevi’nden yazıyorum. Elinize ulaşırsa lütfen her satırını dikkatle okuyunuz. Çünkü bu mektup benim içimin yangını. Sesimizi hiçbir yere duyuramıyoruz.

İlk olarak temmuz ayında, polis memuru eşim açığa alındı ve hiçbir somut delil olmadığı halde tutuklandı. 11 aydan beri iddianamesi hazırlanmadı. Eşim tutuklandığı zaman kızımıza yedi aylık hamile idim. Bu dönemde anne karnındaki bebeğimin gelişimi yavaşladı ve yaşadığımız sıkıntılar yüzünden sekiz aylık hamile iken erken doğum yaptım. Solunum sıkıntısı olduğu için bebeğim bir süre küvezde kaldı. Zor günler bununla da bitmedi. Kendim de, 13 Ekim günü öğretmen olarak görev yaptığım mesleğimden, doğum izninde iken açığa alınıp 7 Şubat’ta ihraç edildim.

Yaklaşık iki ay sonra da FETÖ üyesi olmak suçlamasıyla yine hiçbir somut delil olmadığı halde tutuklandım. Bir hafta sonra sekiz aylık bebeğim Melek’i cezaevine aldırabildim. Bu bir haftalık ayrılıkta sütümü ağlayarak lavaboya sağdım. Bir anne için ne kadar ağır bir durum olduğunu tahmin edersiniz.

Cezaevi şartları bebeğim için uygun değil. Bu süreç kendimden çok bebeğim için dayanılmaz hale geldi. Sekiz kişilik koğuşta tam 30 kişi kalıyoruz. 29’uncu kişi dört yaşındaki Hasan, 30’uncu kişi ise bebeğim Melek. Koğuşun her tarafı ranza dolu olduğu için hareket edecek alan yok. 29 kişi fısıltıyla konuşsa bile gürültünün önüne geçilemiyor ve kızım düzenli uyku uyuyamıyor.
Düzenli beslenmesi gereken bebeğim bize verilen yemeklerden yemek zorunda kalıyor. Yürümeyi öğrenebilmesi için emekleme alanı yok. Tek banyo ve tek lavabo olduğu için hijyen koşullarını anlatmayı bile düşünmüyorum. Üç kişilik bir çekirdek aileyiz ve bebeğim dahil hepimiz tutukluyuz. Üç sene boyunca hasretle beklediğimiz bebeğimize yedi aylık hamile iken, ben darbenin neresinde yer almış olabilirim? Bir öğretmen olarak acaba elimdeki kalem mi silahımdı? Saygılarımla.”

Yazının tamamı için…