Etyen Mahçupyan: Bir ‘devlet’ için daha utanç verici ne olabilir?

Eylül 24, 2017, 2:04 pm
"Yazdığı gazeteye takribi beş yıl içinde ancak birkaç kez gitmiş, yönetimdeki kişilerle telefonla bile konuşmamış birinin, üstelik yukarıda zikredilen yazılardan hareketle üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenebiliyor…"

Ali Bulaç, Mümtazer Türköne ve Şahin Alpay’ın yargılandığı Zaman gazetesi davası kapsamında hakkında üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen eski Zaman yazarı İhsan Dağı’nın davaya konu 3 yazısını köşesine taşıyan Karar yazarı Etyen Mahçupyan, “Hiçbirinin içinde bırakın darbeciliği teşvik etmeyi, cemaati savunmaya yönelik tek bir cümle bile yok” yorumunu yaptı.

Mahçupyan, “Bir ‘devlet’ için daha utanç verici ne olabilir?” diye yazdı.

Mahçupyan’ın yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

İlk yazı 31 Ocak 2014 tarihli (Peki, vatandaş ne diyor?)… Bir araştırmanın sonuçlarını köşesine taşıyan Dağı, vatandaşın 17/25 diye adlandırılan olayda hem yolsuzluk hem de darbe girişimi gördüğünü vurguluyor. Tamamen cemaati haklı görenlerin oranının yüzde 6 iken, tümüyle AK Parti’yi haklı bulanların yüzde 30 olduğunun altını çiziyor.

İkinci yazı 7 Şubat 2014’de yayınlanmış (Medyada yeni takrir-i sükun dönemi)… Yazar internete konan yasaklardan hareketle basın özgürlüğünün daraldığı tespitini yapıyor ve o günlerde yayınlanmış Freedom House raporunun verilerini hatırlatıyor.

Üçüncü yazı ise 28 Şubat 2014 tarihli (Bir rüyamız vardı, ne oldu ona?)… Dağı bu yazısında kendi hayal ve beklentilerinden söz ettikten sonra hukukun üstünlüğü, normalleşme ve toplumsal barışın ne denli kritik hale geldiğini anlatıyor ve herkesi sağduyuya davet ediyor.

Yazılar bunlar… Hiçbirinin içinde bırakın darbeciliği teşvik etmeyi, cemaati savunmaya yönelik tek bir cümle bile yok. Tam tersine her üç yazı da darbeci zihniyeti mahkum ederek demokratik yöne işaret ediyor. Nitekim savcılık da iddianamede somut bir bilgi veya delil sunmuyor, belirgin bir suçlamada bulunmuyor. Ama söz konusu yazıların ‘hakaret, şiddete teşvik, anayasaya karşı kalkışma’ gibi unsurlar içerdiği iddia ediliyor…

Yazdığı gazeteye takribi beş yıl içinde ancak birkaç kez gitmiş, yönetimdeki kişilerle telefonla bile konuşmamış birinin, üstelik yukarıda zikredilen yazılardan hareketle üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenebiliyor…

Kanıtlanması gereken zaten baştan varsayılıyor ve ‘hukuk’ yürüyor… Bir ‘devlet’ için daha utanç verici ne olabilir?

Yazının tamamı için…