Fehmi Koru: Parası olan, dayısı bulunan…Türkiye böyle bir ülkeyse vay halimize!

Haziran 12, 2017, 10:09 am
"Yargılansınlar, ama adalet duygusu zedelenmeden yargılansınlar… OHAL’in o duyguyu zedelemesine de fırsat verilmemeli."

Bülent Arınç ve Kadir Topbaş’ın damadının tahliyeleri sonrası başlayan tartışmalara değinen Fehmi Koru, tutuklu çok sayıda gazeteci, işadamı ve akademisyenin bulunduğunu hatırlatarak, “Onların da hukukun cezai takibata uğrayanlara sağladığı kolaylıklardan yararlandırılmaları gerekmez mi?” dedi.

Koru’nun “Parası olan.. dayısı bulunan.. Türkiye böyle bir ülke mi? Öyleyse vay halimize…” başlıklı yazısı şöyle:

Önce birkaç işadamı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılınca “Parası olan kurtuluyor” diyenler çıktı; şimdi de önemli isimlerin yakını olanlardan iki kişi yine tutuksuz yargılanacak, bu defa “Damatlar kayırılıyor” deniliyor…
“Şuyuu vukuundan beter” demiş eskiler, gerçekten öyle; böyle bir söylentinin yaygınlaşması olayın kendisinden daha kötü.
Adalet ve siyaset kurumlarının saygınlık ve itibarına bundan daha büyük bir darbe tasavvur edilemez.

Adalet kurumuna gerçekten ‘para’ ve ‘iltimas’ girmiş midir?
Bu soruyu kendi kendime sorarken bile tüylerimin diken diken olduğunu hissediyorum.
Elbette ben de, gazetelere haber konusu olan, “Listede sizin de isminiz var, yakında kapınıza gelinecek, bizi görün, kötü âkıbetten sizi kurtaralım” tarzında bir çabanın sektöre dönüştüğünün farkındayım.
Telefonla yapılan ve profesörleri bile kapana kıstıran dolandırıcılığın yeni biçimi…
İyi de bu bir dolandırıcılık, bunu yapanların adalet kurumuyla, ya da güvenlik görevlileriyle bir ilgisi yok.
Ancak, ‘para’ ve ‘iltimas’ iddiası doğrudan devletin temel kurumlarına yönelik ithamlar. Böyle bir uygulamanın varlığının düşünülebilmesi dahi ülkenin temeline dinamit koymakla eşdeğerdedir.

Bir yıla yakın süredir cezaevlerinde olan, yargılanması başlamamış, hatta iddianamesi bile hazırlanmamış kişiler var.
Sayılarının 160 olduğu söylenen gazetecilerin çoğunun durumu bu. İşadamları.. akademisyenler.. sivil toplum temsilcileri..
Adresleri belli, kaçacak olsa diğer kaçaklar gibi izini kaybettirebilecekken tutuklanmayı göze almış, delilleri karartmaları söz konusu olmayacak kişiler…
Onların da hukukun cezai takibata uğrayanlara sağladığı kolaylıklardan yararlandırılmaları gerekmez mi?
Yargılansınlar, ama adalet duygusu zedelenmeden yargılansınlar… OHAL’in o duyguyu zedelemesine de fırsat verilmemeli.
İçeri alınırlarken, ne oldukları, kime yakın bulundukları düşünülmemiş, eşit muameleye tabi tutulmuşlardı; salınırken de aynı eşitliğin gösterilmesi beklenir.
Hukuk ve adalet kuralları içerisinde.
Kimseye “Bu ülkede parası olana veya ahbap-çavuş ilişkisi içerisinde bulunanlara farklı muamele yapılıyor” dedirtmeyecek biçimde.
Türkiye’yi rahatlatacak her şey içte ve dışta siyasetin önünü açar.