“Geç de olsa adaletin anamızın ak sütü gibi helal olduğu bir düzende yaşamak istiyoruz”

Haziran 28, 2017, 9:02 am
Birgün Gazetesi'ndeki “Adalet Kürsüsü”nde bir yazı kaleme alan sanatçı Hüseyin Turan, "Geç de olsa adaletin anamızın ak sütü gibi helal olduğu bir düzende yaşamak istiyoruz" dedi.

Türk Halk Müziği sanatçısı Hüseyin Turan, BirGün gazetesindeki ‘Adalet Kürsüsü’ne konuk oldu. CHP’nin başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’ üzerinden adalet arayışına değinen ünlü sanatçı, “Adalet herkesin hakkı ve herkese lazım, bu uğurda direnenleri ve verilen onurlu mücadeleyi selamlıyorum…” dedi.

Hüseyin Turan’ın yazısı şu şekilde:

Onurlu bir yaşam için atılan ve ataletten adalet yürüyüşüne evrilen ve ilk adımdan itibaren birçok şeyin değişeceğini umut ettiğim bu yolun kardeşliğe, eşitliğe ve özgürlüğe çıkmasını diliyorum.
12 Eylül 1980 darbesi ortaokul yıllarıma denk gelmişti. O dönemde yaşadığımız toplumsal travma adeta bugün yaşadığımız olumsuzlukların tohumlarının atıldığını gösterdi bize, sonuç ortada…
Dünyanın dönmesinde bile adalet varken en kutsal değer olan yaşam hakkımız ve alanlarımız elimizden alınmaya çalışılıyor.
Adaletin işlemediği bir toplumda demokrasi de şekillenemiyor. ‘Ben yaptım oldu’ mantıksızlığıyla hareket edenler toplumun önemli bir kısmını hiçe sayıyor. Oysa üreten, yaşam hakkını adilce savunan sessiz bir çoğunluk var. Bu yurttaşlar vergisini veren, mahkemeyle işi olduğunda hukukun işlediğini görmek isteyen ve toplumun tüm kesimlerine eşit davranılmasını bekleyen önemli bir kitle.
Sanatla ilgilenen biri olarak devletin televizyon kanalı TRT benden vergi alıp beni yok sayıyorsa, yaşadığım büyük şehir belediyesi benden vergi alıp bizleri ötekileştiriyorsa, hakkımızı yemeleri adaletin olmadığının kanıtı.
Hepimiz ailerimizin, çocuklarımızın geleceği için mücadele veriyoruz, kaldı ki bu belirsiz ve geleceksiz ortamda adalet aramak doğaldır ki, yürüyerek haksızlığa karşı mücadele vermenin bir yolu.
Gezi Parkı eylemleriyle birlikte ülkemizde ve tüm dünyada başlayan hoşnutsuzluk artarak bugünlere gelindi. Müthiş bir demokrasi anlayışının ortaya çıktığı eylemler nasıl çarpıtılıp çalındı hepimiz gördük.
Adalet Yürüyüşü bu noktada, şaibeli referandum sonucunun da etkisiyle bir yol arayışı olmuştur. Ülkenin yönetilememe etkisi bu tepkiyi kaçınılmaz kılmıştır.
Bir lütuf değil, herkesin yaşam hakkından doğan bir tercihtir. ‘Bu ülkede biz de varız’ demenin yollarından biridir.
Yaşadığı çağa tanıklık etmek isteyen herkes; görüşü ne olursa olsun adaletsizliği hisseden tüm kesimler bu yolda birleşmelidir. Bu yolun artık geriye dönüşü imkânsızdır, bu yürüyüş tarihin sayfalarına kazındı bile.
Balkonumdan kuşları izlerken kargalar ve martıların birlik olup bir şahini nasıl kovduklarını görmüştüm. Bizler adalet için neden birleşemeyelim ki…
Adalet Yürüyüşü’nün sonlanacağı nokta her neresi olursa olsun, bir manifestosu olmasını düşünenlerdenim.
Demokrasi ve hukuk işlediğinde yaşam biçimlerimiz de zarar görmeyecektir.
Her gün gördüğümüz hukuksuzluklar, kadın cineyetleri, çocuk tacizleri, doğa katliamları içinden geçtiğimiz adaletsizliğin daniskası değil mi?
Geç de olsa adaletin anamızın ak sütü gibi helal olduğu bir düzende yaşamak istiyoruz ve bekliyoruz.
Sanat ve kültürden uzaklaşmış bir toplum demokrasiden de uzaklaşır.
Yıllarca Anadolu’daki birçok festivale katıldım ve bu alanlarda her görüşten insanla göz göze türküler söyledik. Oysa bizim türkülerimizle birleştirdiğimiz insanlar şimdi iki ayrı kutup haline geldi. Neden olduğunu hepimiz biliyoruz.
Şu an ülke yönetimini zorla elinde bulunduranlar, bizi yok sayarak varılabilecek bir yer olmadığının farkına varmalılar artık.
Adalet Yürüyüşü bir umut olarak önümüzde duruyor.
Trafikte, yolda, otobüste dolmuşta gergin insanları görüyoruz, daha iyi insanlar olabilmemiz için adalet!
Sabah akşam ekranlarda topluma dayatılan yetersiz kişileri ve yaşam enerjilerimizi soğuranları görmemek için adalet!
OHAL’le ve KHK’lerle bu düzen sürdürülemez, bunun için adalet!
Toplumun her kesiminin huzuru için adalet!
İnanç özgürlüğü için adalet!
Sağlıklı bir eğitim sistemi için adalet!
Sanatın insan hayatına değmesi için adalet!
Gerçek gazetecilerin serbest kalması için adalet!
Unutma ki hepimiz insanız ve yurttaşız, birbirimizle empati kurabilmek için adalet!
Doğayı katlediyorsunuz, neden yaptığınızı görüyoruz, bunun için adalet!
Uyuşturucu, kadın cinayetleri, çocuk tacizlerini önlemek için adalet!
Vicdanları kör ve sağır olanlarca görmezden gelinen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için adalet!
Haksızca tutuklanan herkes için adalet!
Ön kapıdan alıp arka kapıdan saldığınız canileri ve sapkınları görüyoruz, bunun için adalet!
“Bir ülkenin türkülerini yapanlar, yasa koyucularından daha güçlüdür.” Türküler için adalet!
Cumhuriyetin kazanımları ve laiklik için adalet!
Yaşama dair her şeyi yozlaştırdığınız için adalet!
Adalet herkesin hakkı ve herkese lazım, bu uğurda direnenleri ve verilen onurlu mücadeleyi selamlıyorum…
Arabesk bir yönetim istemiyoruz.
Rahat bırakın adaleti kardeşim!
Orada duruyor ulaşmamızı engelliyorsunuz…
Yani yaptığınız tüm hukuksuzlukların farkındayız!!!
Yaşar Usta’yı hatırlıyor musunuz?
Bak beyim!!!