Ana sayfa Gündem Gözaltına alınan Boğaziçili: Üniversitenin otoparkı işkencehaneye döndü!

Gözaltına alınan Boğaziçili: Üniversitenin otoparkı işkencehaneye döndü!

PAYLAŞ

Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘Zeytin Dalı Harekatı’nı protesto eylemi sonrasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘terörist’ ve ‘vatan haini’ diyerek hedef gösterdiği öğrencilerden biri, “Kuzey Kampus’ün karşısındaki otopark işkencehaneye döndü, gözaltına alınmadan önce oraya götürülüyorsunuz, orada dayak yiyorsunuz” dedi.

Harekatta Afrin kent merkezine girilmesinin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde bir grup öğrenci lokma dağıtmıştı. Başka bir grup öğrenci de “İşgalin, katliamın lokumu olmaz” yazılı pankart açmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, lokum dağıtanlara saldırdığını söylediği öğrencileri ağır ifadelerle hedef almıştı. Hemen ardından başlatılan operasyonda 15 öğrenci gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanarak İstanbul Çağlayan’daki adliyeye götürülen 15 öğrenci, savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilip ‘örgüt propagandası’yla suçlanmıştı. İki farklı hakim tarafından nöbetçi mahkemelerde sorgulanan öğrencilerden dokuzu “Toplumda infial yaratabilir!” gerekçesiyle tutuklanmış, altısı serbest bırakılmıştı.

Tutuklu öğrencilere destek veren öğrencilerle birlikte şu anda tutuklu Boğaziçili öğrenci sayısı 13.

‘Çok iyi oldu, iki gündür bunları dövüyoruz, stres attık’

BBC Türkçe’den Özge Özdemir’e konuşan ve 22 Mart’ta gözaltına alındıktan sonra aynı gün serbest bırakılan Batı Dilleri ve Edebiyatı son sınıf öğrencisi Tilbe Akan, “Gözaltılar halen devam ediyor, bunun sebebi de sürekli gerginliği ayakta tutmak, ‘Okula girip çıkarken gözaltına alınabilirsiniz’ korkusunu yaymak. Kuzey Kampus’ün karşısındaki otopark işkencehaneye döndü, gözaltına alınmadan önce oraya götürülüyorsunuz, orada dayak yiyorsunuz” dedi.

Marksist Fikir Topluluğu üyesi Akan gözaltına alındığı günü ise şöyle anlattı: “Gözaltına alındığımız gün protesto için öğlen toplanmıştık. İçeri bir sürü sivil polis geldi. Biz ağzımızı açmadan gözaltılar başladı, bizi sürüklediler. Okulun kapısı önünde gözaltı aracına bindirdiler. Tabii bu sırada da dayak yiyoruz. Yerde sürüklüyor, kolunu ters çeviriyor. Sürekli ‘Konuşma kolunu kırarım’ gibi tehditlerde bulunuyor. Başka bir arkadaşımla kafamızı birbirine çarptılar gözaltı aracına girmeden. Bir arkadaşın gözlüğü kırıldı. Aracı otoparka götürüp ters kelepçe yaptılar. Sevgilisiyle konuşan bir polis telefonda, ‘Çok iyi oldu, iki gündür bunları dövüyoruz, stres attık’ dedi. Sürekli gözaltında kaybetme tehdidinde bulundular. Orada bir süre tuttuktan sonra hastaneye götürdüler, bir yandan da karakol arıyorlar. Saatlerce gözaltı aracının içinde kaldık. Kafamızı cama çarptılar. Zaten bir ara biz dört kadını aşağı indirdiler, içeride kalan üç erkeği dövdüler.”

Akan, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın hazırladığı raporla karşı dava açacaklarını söyledi.

‘Çevik polis gelsin onlar dövsün’

Akan’la beraber gözaltına alınan felsefe birinci sınıf öğrencisi Özgür Benol ise kampus içinde şiddetin çok yaşanmadığını ancak kampusten çıktıktan sonra yumruk ve tekmelere maruz kaldıklarını anlattı.

Benol şöyle devam etti: “Suratıma bir tane tekme geldi, o sırada herhalde burnum çatlamış. Götürürlerken, ‘Annen seni bulacak mı sanıyorsun?’ diye sordular. Ters kelepçe yaptıktan sonra sürekli üç saat boyunca sözlü ve fiziksel taciz uyguladılar. Önce güvenlik şube bizi dövüyordu, sonra şefleri ısrarla ‘Siz dövmeyin, çevik polis gelsin onlar dövsün’ dedi. Sonra çevik polis geldi. Bizi ilk başta gözaltına alan polisler okul çevresinde dolanmaya devam ediyor sanırım. Sonra okulun karşısındaki otoparka götürdüler. 15-20 dakika boyunca süren tekme, cop, tehdit boyutunun arttığı bir işkence yaşadık. Dayak atarken sürekli ense köküne vuruyorlar. Benim bir hafta kafamın arkası uyuşuktu, kulak zarım delindi. Hastaneye götürdüler saat 3 gibi, bizi hastaneye sokarken, ‘Darp raporu almak isterseniz çıkışı var bunun, görüşürüz tekrar’ dediler. Hastaneden çıkarken işitme raporu, tomografi ve röntgen çektirmek için diretince beni ayırdılar diğer arkadaşlardan.”

Yaşadıklarından ötürü şikayetçi olacaklarını söyleyen Benol, dayak yedikleri 15-20 dakika boyunca bitsin diye beklediklerini anlattı.

Yanıt yok

İki öğrencinin anlattıklarıyla ilgili görüşüne başvurulan İstanbul emniyeti, yanıt vermedi.

19 Mart’ta yaşananlar ile ilgili olarak sadece izleyenlerin veya gerginliğin yaşandığı sırada Kuzey Kampus’te olmayan öğrencilerin de gözaltına alındığı, polisin bazı öğrencileri bilerek hedeflediği iddialar arasında.

Kimi öğrencilerin gözaltına alınmamak için okula gitmemeye başlaması öğretim görevlilerinde akademik hayatın sekteye uğrayacağı endişesini yaratıyor.