Gül’den sonra Davutoğlu da Trump’ı eleştirdi: Müslümanların yasaklanmasını kurumsallaştırıyor

Şubat 03, 2017, 11:26 am
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ardından Ahmet Davutoğlu'da ABD Başkanı Donald Trump'ın Müslüman ülkelere yönelik vize kısıtlaması kararını eleştirdi. Davutoğlu, "Bu durum Müslümanların yasaklanmasını kurumsallaştırıyor" ifadelerini kullandı.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Obama’dan Trump’a; çıkarılacak dersler ve karşılaşılacak zorluklar” başlıklı makalesinde Obama’nın politikalarını eleştirdi ve yeni ABD Başkanı Trump’a tavsiyelerde bulundu.

Al Jazeera Arapça’ya yazan Davutoğlu, Trump’ın performansının ve kararlarının endişe verici olduğunu belirtti. Davutoğlu “İlk olarak, kapsayıcılık yerine dışlayıcılık seçimden beri bu yeni yönetimin kritik kararlarını tanımlayan özellik hâline geldi. Trump’ın göçmenler ve farklı kimliklerden insanlar (fakat spesifik olarak Meksikalı göçmenler, İslam ve Müslümanlar) hakkındaki seçim kampanyası söylemi en iyi ifadeyle bir zehirli veya sorunlu olarak tanımlanabilir. ABD’nin kendi vatandaşlarına, mukimlerine ve ABD topraklarında bulunanlara yönelik böyle dışlayıcı doğaya sahip bir iç politika, tehlikeli bir tercih ve başka yerlerde takipte olan aşırı sağ partiler için emsal teşkil ediyor” diye yazdı.

DAVUTOĞLU’NUN YAZISI ŞÖYLE:

“Yeni yönetim, Müslüman çoğunluğa sahip yedi ülkenin vatandaşlarının ülkeye girişinin yasaklanmasından ABD-Meksika sınırına duvar örmeye kadar yaptığı hamlelerle zarar veren bir tek taraflılığı tercih etti. Bu hamlelerin, ABD’nin yeni yönetiminin Pentagon’a, IŞİD’e Irak ve Suriye’de ölümcül darbeyi vuracak bir plan hazırlaması talimatını verdiği bir zamanda gerçekleşmesi oldukça paradoksal, zira bu durum Müslümanların yasaklanmasını kurumsallaştırıyor. IŞİD’e bu kadar yanlış bir yasak kararından daha iyi bir hediye verilemezdi.

Başkan Trump’ın Müslümanlara konulan yasağı imzaladığı günün Holokost’u Anma Günü’ne denk gelmesi de tarihin bir ironisi. Bir daha asla hiçbir kimseyi, dini, topluluğu kollektif bir şekilde şeytanlaştırmamak, bu anmanın öncülük ettiği ilke olmalıydı.

Eğer tersi bir politikaya dönülmezse, Trump’ın, Avrupa’nın entegrasyonu projesini küçümsemesi ve NATO’nun önemini azımsaması, transatlantik topluluğu arasındaki bağları sarsacaktır ki bu da yine ABD’nin ulusal çıkarlarının aleyhinde olacaktır.”

“İSLAM DÜNYASI ARASINDAKİ ÇATLAKLARI DA DERİNLEŞTİRECEKTİR”

Davutoğlu “Benzer şekilde, 11 Eylül’ün arkasındaki düşünce de farklı insanlar, dinler, topluluklar ve medeniyetler arasındaki fay hatlarını harekete geçirmekti. 11 Eylül, ilk ve öncelikli olarak toplumların kapsayıcılığını, beraber yaşama fikrini, çok kültürlülük fenomenini hedef almıştı. Üzerinde ısrar edilmesi durumunda Müslümanlara dönük bu yasak, 11 Eylül faillerini daha önce hayal etmedikleri kadar iyi bir hediyeyle ödüllendirecektir” diye yazdı ve yazısına şunları ekledi:

“Bu yasak, İslamofobi’nin bir süper gücün hükümet politikası olarak kurumsallaşması anlamına gelecektir. Bu da dünya çapında kutuplaşmayı arttıracak ve toplumların, dinlerin ve medeniyetlerin arasındaki sosyo-politik fay hatlarını harekete geçirecektir. Korku asla politik kazanımlar için bir araç olarak kullanılmamalıdır.

Kapsayıcılık, insanlık onuruna saygı ve insan hakları ile özgürlüklerine bağlı kalmak, 11 Eylül faillerinin ve DEAŞ alçaklarının çarpık ideolojilerine karşı durmak için en kuvvetli vasıtalar olacaktır. Bu ilkeleri ve değerleri ihmal etmekse, aksine, bu faillerin güç kaybeden ve ölmekte olan bu ideolojilerine hayat öpücüğü vermek ile farksız olacaktır.

İslam’ın ve Müslümanların güvenlik problemi hâline getirilmesi, sadece ABD ve onun Müslüman nüfusu arasında değil, ayrıca ABD ve daha geniş anlamda İslam dünyası arasındaki çatlakları da derinleştirecektir.” (odatv)