Halepçe tanığı Öztürk: “Ağırlığını bebeğe vermemek için dirseğini destek yapıyor çocuğa”

Mart 16, 2017, 2:20 pm
29 yıl önce gerçekleşen ve insanlık tarihine karanlık sayfalarından biri olan Halepçe Katliamı’nın “sessiz tanığı” gazeteci Ramazan Öztürk, yaşadıklarını, gördüklerini ve duygularını anlattı.

İran-Irak savaşını başından sonuna kadar takip eden gazeteci Öztürk, Halepçe’de kimyasal silahlar ile operasyon yapıldığı haberini alır almaz içinde bir grup meslektaşı ile birlikte askeri bir helikopter ile Tahran’dan Halepçe’ye geçtiklerini belirterek, ilk gördüklerini şöyle anlattı:

 

YÜZLERCE CESET VARDI

“Ölüm bulutları Halepçe’yi örtmüştü. Kimyasal silahların kullanıldığını kendi gözümle gördüm. (Napal) Ölü bir şehir gibiydi hiçbir hareketlilik yoktu. İndiğimiz yerde bombaların kovanlarını gördük büyük çukurlar açılmıştı. Ölen hayvanlar gördük. Kimi hayvanlar da gazın etkisiyle can çekişiyordu. Daha sonra fark ettik ki şehrin etrafına da kimyasal bombalar atılmış ki, kaçanlar da orada ölüme yakalansın. Halepçe’den çıkılınca İran’a doğru gidilen yolda boş arazilerde iç içe girmiş aralarında kadın çocuk yaşlıların olduğu yüzlerce ceset vardı. Kimileri de yol üzerinde su birikintisi içinde hayatını kaybetmişti. Yüzlerini yıkamak için suya yönelmişler ama su yakınlarında bomba atılınca orada can veriyorlar.

SÜREKLİ FOTOĞRAF ÇEKTİM

Konuşacağımız kimse olmadığı için yapacağımız tek şey fotoğraflarla belgelemek yani biri yok ki mikrofonu uzatıp soru sorasınız. O yüzden sürekli fotoğraf çekiyordum. Yürüdükçe sokaklara girdikçe dehşetin boyutu artıyordu ve kendime soruyordum sofra başında ölen bebekleri mi çocuğunu kucağına alıp ölen anneleri mi su birikintilerinin başında ölenleri mi hangi birini anlatacaksın?

Gazete sayfaları yetmezdi bu katliamı anlatmaya. Bu kadar fotoğraf bu soykırımı bu katliamı gazete sayfaları anlatmaya yetmez diye de hayıflanıyordum. O zaman ne yapmam gerekiyordu? Bu vahşeti anlatabilecek birkaç fotoğraf çekmem gerekiyordu tek başına. Bu düşünceyle sürekli dolaşıyordum.”

Öztürk, tüm dünyanın hafızasına “sessiz tanık” olarak yer edinen, bir babanın kucağında çocuğuyla ölümünü anlatan fotoğrafla ilgili şunları söyledi:

 

“Sonra kollarına çocuğunu sarmış babanın görüntüsüne rastladım. Yanlarına düşen kimyasaldan ötürü hayatını yitirmişlerdi. Evin önündeki üç dört basamaklı bir merdivende düşmüşlerdi ve orda ölmüşlerdi. Ömer Hawar adında 7 kız çocuğu babasıydı. Ömer hep bir erkek çocuğu olsun isterdi bombardıman başladığında kayınpederi pikapla gelip kendi ailesini almak istiyor ve evin önündeki pick-up araba, aile binerken orada ölüyorlar, Ömer de direkt beşikteki bebeği alıp evlerinin yakınındaki akrabasının evinde sığınak gibi bir yer var oraya gitmek istiyor fakat oraya yetişemeden o evin yakınındaki merdivenlerin önünde yaşamını yitiriyorlar.

Beni de çok etkileyen şu oldu, Ömer Hawar çocuğunu koruma güdüsüyle, ağırlığını bebeğe vermemek için dirseğini destek yapıyor çocuğa. Çocuğun yüzündeki morartı masumiyet ve o ölüm biçimi çok etkiledi beni. Babanın yüzü gözükmüyordu ama o düşüş şekli alnını basamağa dayaması çok etkileyiciydi. Sonra bastım deklanşöre ve birçok açıdan fotoğrafları çektim.”

BOMBALAMA SÜRDÜĞÜ İÇİN TERK ETMEK ZORUNDA KALDIK

Bombalamanın sürdüğü yönünde haber almaları üzerine bölgeden çıkmak zorunda kaldıklarını belirten Ramazan Öztürk, ancak kendisinin gitmek istemediğini, yanındakilerin kendisini zorla götürdüğünü söyledi.

Öztürk, şöyle konuştu: “İran’dan gelen mihmandarlar bombalamanın sürdüğünü ve güvenliğimiz için sürekli uyarıyorlardı. Orada bir süre kalınca mihmandarlar kollarımdan tutup beni sürükleyerek götürdüler. Bir tanesi bana şunu söyledi, ‘Niye burada çakıldın çok kaldın? Bir kare daha fazla fotoğraf çekmen neyi getirir ki ama bir bomba düşerse sen de öleceksin’ dedi.” (Kürdistan24)