Hücre hapsi, OHAL sonrası devlet eliyle işlenen bir suça dönüştü

Temmuz 05, 2017, 1:18 am
15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL'le birlikte, bir disiplin cezası olarak uygulanan 'hücre hapsi cezası' yetkililer eliyle işlenen bir suç haline geldi. Uzun süreli hücre hapsinde tutulanların yakınlarından gelen şikayetler, bu kişilerin yürüme zorluğu, depresyon ve duygusal çöküntü gibi rahatsızlıklar yaşadıklarını gösteriyor. Bilimsel araştırmalar ise uzun süreli hücre hapsinin akıl sağlığı rahatsızlıklarını tetiklediğini ve ortaya çıkan ağır depresyonun intihar olasılığını artırdığını söylüyor.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası birçok tutuklunun hukuka aykırı olarak uzun süreli hücre hapsine tabi tutulması tartışmaya yaratıyor. Hücre cezası ile ilgili hukuki ve akademik incelemeler, Olağanüstü Hal (OHAL) sonrası bu ceza sisteminin uygulanmasında hukuk dışına çıkıldığını ve devlet görevlileri eliyle kişilere karşı suç işlendiğini ortaya koyuyor.

‘Hücre hapsi cezası’nın hukuki dayanağı

5275 sayılı ‘Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’ uyarınca düzenlenen cezaevi infaz koşulları ve kurallarına göre; ‘hücreye koyma’ bir disiplin cezasının karşılığı olarak tanımlanıyor ve hakim kararı gerekiyor. Ayrıca kişinin hücreye konulması için sağlık raporuna da ihiyaç duyuluyor.

Aynı kanuna göre ‘hücreye koyma cezası’, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılması olarak tanımlanıyor.

Bir yıla varan uzun hücre cezaları

15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklu sayısındaki artışla birlikte, tutukluların yakınları tarafından cezaevlerinde uzun süreli hücre hapsi uygulandığına ilişkin şikayetlerde de artış yaşanıyor. Bazı tutukluların bir yıla varan uzun süreli hücre hapsinde tutuldukları belirtiliyor. Kanunla düzenlenmesine rağmen, hakim kararı olmadan hücre hapsinin uygulandığı, ‘açık havaya çıkma hakkı’nın kullandırılmadığı ve tutukluların kişisel gereksinimlerinin karşılanması zorunluluğunun dahi yerine getirilmediği ifade ediliyor.

Öte yandan kanunla koruma altına alınmasına rağmen, hücre hapsinde bulunan birçok tutukluya avukatlarıyla görüşme hakkının verilmediği ve sağlık raporlarının alınmadığı da gelen şikayetler arasında yer alıyor.

Cezaevlerindeki durum ve hücreler

Cezaevlerinin bir kısmı tek hücre şeklinde inşa edilmesine rağmen, F Tipi Cezaevleri’nde 103 tane üç kişilik oda ve yaklaşık 30-35 tane de tek kişilik oda bulunuyor. 600 kişi kapasiteli E Tipi Cezaevleri ise 30-40 kişilik koğuşlardan oluşuyor. Buralarda tek kişilik oda kapasitesi ise 30-40 civarında…

Yeni yapılan F, D ve T Tipi cezaevlerinde tek kişilik odalar her ne kadar dar olsa da tutuklular iki ya da üç tane tek odayla aynı bahçeye çıkabiliyor ve bu şekilde gündüzleri tutuklular iletişim kurma imkanı buluyor.

E Tipi gibi eski tip cezaevlerinde ise durum o kadar iç açıcı değil. Hücreye benzeyen tek kişilik odalarda hafif yükseltilmiş beton bir zemin yatak olarak kullanılıyor. Yemek yenilen, yatılan ve tuvalet ihtiyacı giderilen mekanlar ise iç içe bulunuyor. Küçük bir pencereden gün ışığını görmek mümkün olsa da bahçeye çıkma imkanı bulunmuyor.

Normal işleyişte bir tutuklu cezaevine alındıktan sonra yeri belirlenene kadar bu hücrelerde tutuluyor ancak çoğu zaman gelen şahıs direk koğuşa alınıyor. Tekli hücreye yerleştirme bazen disiplin cezası alanlar için bazen de tedbir amaçlı uygulanabiliyor. Cezaevinde kuralları ihlal edenlere cezaevi infaz savcılığı tarafından disiplin cezası verilebiliyor ve bu kişiler hücreye konulabiliyor.

Zaman zaman tedbir amaçlı olarak da uygulanan hücre cezası, zihin sağlığı yerinde olmayanların birlikte kaldığı insanlara zarar vermesini engellemek için de devreye sokulabiliyor.

Uzun süreli hücre hapsinin etkileri

Amerikan Halk Sağlığı Dergisi’nde (APHA) 2014 yılında yayınlanan bir makaleye göre; hücre hapsinde olanların olmayanlara oranla kendilerine zarar verme olasılığının 3,2 kat daha fazla olduğu belirtiliyor.

Uzun süre hücrede kalanlar için intihar da hücre hapsinden kaçmak için sıklıkla başvurulan bir yol olarak biliniyor. Buna göre; uzun süreli hücre hapis akıl sağlığı rahatsızlıklarını tetikliyor ve ortaya çıkan ağır depresyon intihar olasılığını artırıyor.

ABD’de bulunan ve hücre hapsi konusunda çalışmalar yapan ‘Solitary Watch'(SW) örgütünün araştırmasına göre hücre hapsi psikolojik bir işkence olarak tanımlanıyor. SW’nin çalışmalarında, geçmişte zihinsel sağlık problemleri olmayan ve bu cezaya çarptırılan insanların psikolojik problemler yaşamaya başladıklarına dair bulgulara rastalanıyor. SW’ye göre, hücre hapsine maruz kalan tutuklular duygusal travmaya sıkça rastlanıyor. Uzun süren hücre hapsinin oluşturduğu psikolojik ve zihinsel rahatsızlıklar kişi topluma karıştıktan sonra da devam ediyor.

SW’nin 2005 yılında yaptığı bir çalışmaya göre; Kalifornya’da biz cezaevinde bulunan 44 tutuklunun yüzde 70’i hücre hapsindeyken intihara teşebbüs ediyor.

Yürüme zorluğu, depresyon, intihar riski 

Uzun süreli hücre hapsinde tutulanların yakınlarından gelen şikayetler, hücre hapsinde tutulanların yürüme zorluğu çekme, depresyon, duygusal çöküntü ve yaşama istiğinden uzaklaşma gibi rahatsızlıklar yaşadıklarını gösteriyor. Bunun yanı sıra tutuklu yakınları, cezaevi görevlilerinin hukuk dışı uygulamalarından şikayet ediyor ve yakınlarına zarar verilmesinden korkuyor.

Hücre hapsine alınan tutukluların yakınları, hücre cezasının hukuksuz olarak verildiğini, kanuni süreyi aştığını ve tutuklulara kanuni haklarının verilmediğini düşünüyor.

Aslı Erdoğan, Ayşenur Parıldak, Deniz Yücel…

15 Temmuz sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında tutuklanan ve hücre cezası verilen bazı isimler şu şekilde:

-Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 10 Mayıs’ta telefon görüşmesi sonrası koridorda karşılaştıkları arkadaşları ile Kürtçe konuşan üç tutuklu feci şekilde darp edildi. Tutuklular, Sinan Çelik, Taner Yıldız ve Yalçın Keskin’e 15’er gün hücre cezası verildi.
-Açlık grevindeyken tutuklanan eğitimci Nuriye Gülmen’le aynı koğuşta kalan Gülbeyaz Karayel ve Seval Arıcı’ya hücre cezası verildi.
-21 Temmuz 2016 tarihinde tutuklanan HSYK eski Genel Sekreter Yardımcısı Neslihan Ekinci 10 ay süreyle 3.5 metrekarelik bir oda yada hücrede tek başına tutuldu.
-Kolon kanseri teşhisi konulan Mehmet Alp, Mayıs 2016’da gözaltına alınarak Ankara’ya götürüldü ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Sincan cezaevine konuldu. Burada uzun süre tek başına hücre hapsinde tutuldu.
-23 Temmuz 2016 tarihinde tutuklanan NASA çalışanı Fizikçi Serkan Gölge, 11 aydır tutuklu ve tutukluluğunun çoğunu hücre hapsinde geçirdi.
-Cumhuriyet gazetesinden Alican Uludağ’ın haberine göre, 11 Ağustos 2016 tarihinde tutuklanan gazeteci Ayşenur Parıldak, tutuklandıktan sonra bir ay koğuşta kaldı sonra hücreye konuldu.
-CHP milletvekili Şafak Pavey aracılığıyla gazetesine durumu hakkında bilgi veren Die Welt muhabiri Deniz Yücel, Silivri Cezaevi’nde tek kişilik bir hücrede kaldığını söyledi.
-Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin Yayın Danışma Kurulu üyesi ve yazarı Aslı Erdoğan Tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Tutukevi’nde sekiz gün hücrede kaldı. Erdoğan, sekiz günde “belki de 15 yıl yaşlandığını” söyledi.