Ana sayfa Kültür & Sanat “İzinsiz” sanata sokakta nefes aldırıyor

“İzinsiz” sanata sokakta nefes aldırıyor

PAYLAŞ

Gündemi meşgul eden politik olayları hicvettiği duvar resimleri ve yerleştirmeleriyle “İzinsiz” isimli grafiti sanatçısı, sokağa yansıyan bu sanatsal başkaldırıyı görmeyi özlemiş İstanbullu muhalif sanatseverlere adeta soluk aldırıyor.
Bir süredir İstanbul’un farklı sokaklarında, gündemi meşgul eden politik olaylarla çok çarpıcı şekilde örtüşen duvar resimlemeleri ve yerleştirmeleriyle karşılaşıyoruz. “İzinsiz” imzalı bu işlerin aynı anda estetik ve oldukça zekice gündemi hicvediyor olması, uzun zamandır -en son Gezi olaylarında sıkça karşılaşıyordu- sanatsal yolla başkaldırının sokaklara yansıdığını görmeyi özlemiş olan İstanbullu muhalif sanatseverlere adeta soluk aldırıyor.

2016 yılında İstanbul’da çok büyük eleştiriler alan sansasyonel Banksy sergisinin açılışına Sümeyye Erdoğan’ın katılmasını hicvettiği işi, en az sergi kadar konuşulmuştu. Sergi mekanının karşı duvarına yaptığı, Sümeyye Erdoğan’ın ellerini açmış dua eden kadın figürüne gökten yağan dolar banknotlarıyla dikkatimizi çekmişti İzinsiz. 8 ayrı sponsoru olup, biletleri 35 TL gibi çok yüksek fiyata satılan ve üstelik ünlü Bristol’lü sanatçı Banksy’nin haberinin bile olmadığı bu tuhaf sergiyi Sümeyye Erdoğan’ın açması da, sanat çevrelerince çok eleştirilmişti.

Her ne kadar tüm bu eleştirilere yine sanat diliyle güzel bir cevap olsa da ne yazık ki çok kısa süre duvarda kalmasına izin verildi ve sergi personeli tarafından hemen silindi. Aralarındaki benzerlik dolayısıyla bu işi Banksy’nin yaptığını düşünenler bile olmuştu.

Yine Kobane’de savaşın en kanlı günlerinde yaptığı dikenli tellerle ip atlayan çocuk resmiyle, yaşıtları oynarken, savaşın en korkunç boyutlarda etkilediği çocukları düşündürtmüştü sanatçı. Ancak ne var ki barış isteyen akademisyenlerin tutuklanıp, mesleğinden ihraç edildiği ülkemizde, bu duvar resmi de bir çocuk parkı dışında yapıldığı diğer duvarlardan bir miktar boya ile boyanmak suretiyle silindi.

Nuriye ve Semih duvar resminde

Sanatçının kısa bir süre önce KHK ile işlerinden uzaklaştırılan ve açlık grevi yapmakta olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın direnişini konu ettiği bir diğer duvar resmi de yapıldığı duvarda bu onurlu direnişe omuz verircesine karşımıza çıktı. Nuriye ve Semih şahsında tüm haksızlığa uğrayanların ve toplumun bu direnişi sahiplenmesi nedeniyle olsa gerek, Nuriye Gülmen’in tahliyesine dek duvardan silinmeden kalmış yapıldığı günden itibaren.

İnsan Hakları Anıtını selamladı

Yine içinden geçtiğimiz bu süreçte hem Nuriye ve Semih gibi hukuksuzca görevlerinden uzaklaştırılanlar ve bu uğurda direnişin sembolü haline gelen Ankara Yüksel Caddesi’ndeki etrafı barikatla çevrelenmiş olan İnsan Hakları Anıtı’na selam etmek, hem de tutuklu gazetecilere yapılan haksızlığa ses olmak için geçtiğimiz günlerde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin bahçesinde karşımıza çıkıyor sürpriz bir şekilde. Orijinali Rodin’e ait olan Düşünen Adam Heykeli’nin ayağını zincire vuran bir yerleştirmesiyle sanatçı, gasp edilen haklarımıza, fikirlerimize, haber alma ve paylaşma özgürlüğümüze uygulanan baskıya olan isyanımızı hepimiz adına kamusal alana taşıyarak paylaşıma açıyor. Bu işiyle ilgili kendisi bir anektod da ekliyor:

“Geçtiğimiz 12 Kasım günü, ünlü heykeltraş Rodin’in doğum günüydü. Ülkemizde kendisinden daha çok, eserinin replikası olan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesi’ndeki ‘Düşünen Adam’ heykeli bilinir. Heykelin kopyasını hastalarına sipariş ederek yaptırtan, fikrin sahibi Başhekim Fahri Celal Göktulga’ya, heykelin açılışı sırasında gazeteciler tarafından heykelin hastane bahçesinde olmasının ne anlama geldiği sorulur. Rivayete göre başhekim, “Hastane dışındakilerin durumu, içeridekilerden daha kötü. Bu heykel onların durumu ne olacak diye düşünüyor” şeklinde cevaplar.

Heykelin ilginç kısa hikayesi, ülkenin değişmeyen kaderi olmuştur. Gün geçtikçe dışarıdakilerin durumu, içeridekileri bile endişelendirir boyutlara ulaşır.

İçinden geçtiğimiz toplumsal olayların karmaşasında kaybolduğumuz bu günlerde, faşizm, şiddetini arttırdıkça karşısında kimin olduğuna daha çok körleşir. Gücün birikimi için bir araya gelen egemenler, gücün korunması için de karşısına tüm ötekileri almaktan kaçınmaz. Halkın seçtiği iradenin esir edilmesi, işini yaptığı veya sadece işini geri istediği için tutuklanan insanlar. Sokakta özgürce dolaşamayan kadın gibi sokakta veya bir sergide öylece var olabilmek, bir heykel için bile imkansız hale gelmiştir.

Bakırköyün “Düşünen Adamı” da, yıllarca inzivada olduğu hastane bahçesinde, ansızın esir düşen Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı gibi olaylardan yaptığım bu hicivle nasibini alır. Delirmek kar etmez. Kaçacak, saklanacak bir yeşil bahçe kalmamıştır. Tabi ki özgürce düşünmek, özgür bir sanat gibi, ancak özgür bir toplumda mümkündür.”

İZİNSİZ…
Kendisine “İzinsiz” adını veren sanatçının seçtiği bu gerilla tarzı sokak sanatı, daha önceden hazırladığı stencillerle, yalnızca Türkiye gibi bir ülkede değil, dünyanın hemen her yerinde sanatçısının kimliğini gizlemeyi tercih ettiği ve kimseler görmeden gizlice, belki bir gecede yapıverilen işler. İzinsiz’in bu tarzı dünyaca tanınan ve çok bilinen başka sokak sanatçıları tarafından da uygulanıyor. Ingiltere’den Banksy, Rus P183, Kanada’dan iHeart, ve Kidult gibi isimler de kimliğini açıklamamayı tercih eden sokak sanatçılarından.

Bu sayede sanatçılar daha özgür ve bağımsız şekilde hareket edebiliyor ve sözlerini dilediklerince duvarlara işleyebiliyorlar.
İzinsiz de sanatını benzer koşullarda yapabilmek için tüm malzemelerini kendi finanse ediyor ve her ne kadar gece “İzinsiz” olarak yaşasa da gün içinde hepimiz gibi yaşamını sürdürüyor. Gündüz metroda, kahvede veya postanede sıra beklerken karşılaştığınız, belki her gün selamlaştığınız komşunuz, bakkalınızdan süt alan müşteriniz. Ama geceleri o bir gerilla ve duvarlara isyanı resimliyor. İşlerini merak edenler onu instagram hesabından da takip edebilirler.