Ana sayfa Editörden Karagül: Şam yönetimine karşı bütün öfkemizi bastırmak, takıntılarımızdan kurtulmak zorundayız

Karagül: Şam yönetimine karşı bütün öfkemizi bastırmak, takıntılarımızdan kurtulmak zorundayız

PAYLAŞ

Kuzey Suriye’deki PKK hareketliliğine ve ABD’nin bölgedeki rolüne değinen Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan haritanın tamamlanmasına çok az kaldığını söyledi.

Türkiye’nin nihai pozisyonlar belirlemek zorunda olduğuna dikkat çeken Karagül, ” Suriye’de durduğumuz yeri yeniden tanımlamak durumundayız. Bağdat’la ilişkileri güçlendirmenin yanısıra, Şam yönetimine karşı bütün öfkemizi bastırmak, takıntılarımızdan kurtulmak zorundayız” dedi.

Karagül’ün yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan haritanın tamamlanmasına çok az kaldı. O harita tamamlandıktan sonra Türkiye’nin yapacağı hiçbir şey kalmayacak. O zaman oturup, savaşın içeriye nasıl taşınacağını, “eksen”n içeride ne tür tezgahlar kuracağını, ne tür siyasi krizler servis edeceğini tahmin etmekten başka çaremiz kalmayacak.

‘Terörle mücadele’ tuzaktır, artık mesele terör değildir

Bu bilindiği halde, tehlikenin büyüklüğü, yakınlığı görüldüğü halde müdahale edilememesinin acizlikten, imkansızlıktan kaynaklanmadığına, içerideki uzantıları Türkiye’nin hareketlerini engellediğine, onu oyaladığına, yeni yeni önerilerle siyasi aklı bulanıklaştırdığına inanıyorum. Yani, söz konusu senaryonun içerideki uzantıları daha şimdiden operasyona başlamışlardır!

Hala “terörle mücadele” gibi soyut, anlamsız, bir karşılığı olmayan gerçeklikten uzak cümlelerle konuşulmasını anlamak mümkün değildir. Artık “terörle mücadele” diye bir kavram yoktur.

Bu kavram tuzaktır. Bugünkü resmi, “terörle mücadele” olarak adlandırıp, bu soyut kavram üzerinden okuyanlar, ona göre hareket edenler, yakın gelecekte büyük bir felakete bilerek ya da bilmeyerek zemin hazırlamış olacaklardır. Terör değil devletler çatışması ile karşı karşıyayız.

Nihai kararlar alınmalı: Şam’la anlaşma dahil..

PKK üzerinden ABD gücü kullanılıyor, PKK üzerinden Türkiye bu güçle vuruluyor. Nihai kararlar almak, nihai pozisyonlar belirlemek zorundayız. Suriye’de durduğumuz yeri yeniden tanımlamak durumundayız. Bağdat’la ilişkileri güçlendirmenin yanısıra, Şam yönetimine karşı bütün öfkemizi bastırmak, takıntılarımızdan kurtulmak zorundayız.

Burada basit bir Esed savunuculuğu yapmıyorum. Daha derin, daha kapsamlı bir şeyden söz ediyorum. Suriye’yi bir bütün olarak tutacak adımlar atmaktan, ülkenin ABD işgaline teslim edilmemesinden, parçalandığı anda Türkiye’nin parçalanma sürecinin başlatılacağından söz ediyorum. Buna şiddetle karşı çıkanların, boş hamaset dışında Türkiye’ye önerdiği hiçbir çözüm yolu yoktur!

Cumhuriyet tarihinin en büyük tehdidi bu..

Suriye’nin kuzeyinde PKK üzerinden yürütülen harita terör meselesi değildir. Suriye’deki çatışmalar artık şu grup, bu grup meselesi değildir. Çok daha esaslı bir duruşla, bölgenin tamamı üzerinde bir bakışla hareket etmek gerekmektedir.

Çünkü Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük tehdidiyle yüz yüzedir. Çünkü ilk kez açıktan çokuluslu bir cephe ile karşı karşıya. Öyleyse İran ve Rusya ve Şam yönetimi dahil, daha kapsamlı, derin, kalıcı anlaşmalara varmayı zorlamak gerekiyor.

Suriye olayı bitti. Suriye halkı olaydan dışlandı. Suriye, devletlerin kapıştığı bir cephedir artık. Talan ediliyor, paylaşılıyor. Öyleyse önyargılarından, ön kabullerinden bağımsız, rasyonel bir düşünce, politika geliştirmek, Türkiye’ye yönelen büyük tehdide karşı atılacak adımlardan biridir.

Yazının tamamı için…