Karaman: CHP, Kemalistler, beyaz Türkler, ülkenin kaymağını haksız olarak lüpleyen tabakanın mirasçıları

Temmuz 16, 2017, 10:39 am
"Bu beyaz Türkler şimdilerde 'insan hakları, demokrasi, aydınlanma, çağdaş medeniyet ve değerler' gibi kavramlara sarılmış olsalar da yaptıkları diktadır"

Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman, CHP’nin, ‘Kemalistlerin’ ve ‘Beyaz Türkler’in 1950’den önce ülkenin kaymağını haksız olarak lüpleyen tabakanın mirasçıları olduğunu söyledi. Bu kesimlerin ülkeye ve dünyaya bir faydalarının olmadığını belirten Karaman, “Bu beyaz Türkler şimdilerde ‘insan hakları, demokrasi, aydınlanma, çağdaş medeniyet ve değerler’ gibi kavramlara sarılmış olsalar da yaptıkları diktadır” diye yazdı.

Hayrettin Karaman’ın yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

CHP, Kemalistler, beyaz Türkler, 1950 den önce ülkenin kaymağını haksız olarak lüpleyen tabakanın mirasçıları… Bütün bunlar bu ülkenin asıl unsuru olan insanları –ki, büyük çoğunluğu teşkil ediyor- beğenmezler, sevmezler, onlara tepeden bakarlar, değerlerini asla paylaşmazlar, onlarla aynı ülkede hayatı paylaşmaya ya mecburen veya kendilerine hizmet etsinler diye tahammül ederler.

Bu kesimin ülkeye ve dünyaya verebilecekleri bir değer, bir manevi fayda yoktur; çünkü onlar bir zamanlar Avrupa’yı karanlıklardan çıkarıp aydınlanmalarını sağlayan İslam medeniyeti ile de Selçuklu ve Osmanlı Türklüğünün o medeniyeti temsil eden mirasına da sırtlarını dönmüşlerdir.

Peki yönlerini nereye dönmüşlerdir? Tabii Batı’ya. Nasıl dönmüşlerdir? Batılı değerleri yeniden üreterek değil, taklid ederek. Şu halde onların Batı’ya ve dünyaya verebilecekleri bir şey de yoktur.

Bunlara göre ülkeyi ancak kendileri yönetmeli, milli eğitim ancak kendilerinin devamını sağlama işlevini görmeli, büyük sermaye, servet ve işler ancak kendilerinin tekelinde olmalıdır.

Bu beyaz Türkler şimdilerde “insan hakları, demokrasi, aydınlanma, çağdaş medeniyet ve değerler” gibi kavramlara sarılmış olsalar da yaptıkları diktadır, silah zoruyla, insanları idam ve zindan korkusuyla sindirerek hedeflerine ulaşmak olmuştur. Bugün de ümitlerini ya sokak hareketlerine (anarşiye, kaosa, ülkeyi mahvetme pahasına halk isyana ve teröre) veya askeri darbeye bağlamışlardır; siz onların söylemlerine bakmayın, eylemleri bundan ibarettir.

Beğenmedikleri ve tehlikeli gördükleri büyük kitle (Müslüman halkmız) ise yaptıklarını ve bugüne kadar elde ettiklerini, kazanımlarını daima demokrasiye bağlı kalarak ve onu uygulayarak elde etmişlerdir. Bugün de büyük kitlesi (yüzde elliden fazla halkımız) demokrasiden yana, karşı taraf ise sokaktan ve darbeden yanadır.

Yazının tamamı için…