Karan: Ahali nafile Başbakan’ın oğlunun Hollanda’daki gemi şirketlerini soruyor

Mart 13, 2017, 10:10 am
"Birileri sokaklarda portakal bıçaklayıp sıkarken, Ekonomi Bakanı, üç gün önce Petrol Ofisi’nin satıldığı Hollanda’ya yaptırım olmayacağını söylüyor. Ahali nafile Başbakan’ın oğlunun Hollanda’daki gemi şirketlerini soruyor."

Cumhuriyet Yazarı Ceyda Karan’da Hollanda krizini gündemine taşıdı. Yaşanan kriz için “Tam bir tiyatro sergileniyor” diyen Karan, önce ‘Nazi’ retoriğinin devreye sokulduğunu. Ardından Avrupa’da Nazilere vaktiyle en sağlam duruşu sergilemiş Hollanda için ‘Nazi kalıntısı, faşist’ denildiğini hatırlattı. Zorla miting yapılmaya kalkınca da danın kuyruğunun koptuğunu söyledi. Karan ayrıca, “Ahali nafile Başbakan’ın oğlunun Hollanda’daki gemi şirketlerini soruyor.” dedi.

Karan’ın yazının ilgili kısmı şöyle:

Sonuç: Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Dışişleri bakanına bir AB ülkesine giriş izni verilmedi, uçağı başka ülkeye yönlendirildi. Bir başka bakanın konvoyu durduruldu, inadı üzerine ‘persona non grata’ (istenmeyen) ilan edilerek polis nezaretinde sınır dışı edildi. Devlet imkânlarıyla fonlanan bir teşkilatın bünyesindeki Türkler sokağa döküldü. Orada yaşayan yüz binlerce Türkiyeli hiç alakaları yokken, hazindir ki daha fazla ‘ayrımcılığa maruz kalmamayı’ umabilecek hale gelebilirler.

Çifte standartlar kör göze parmak misali dünyaya şu mesajı yaymakta: Siyasal İslamcılar demokrasiyi sadece yok etmek için kullanmayı bilirler. Zira Hollanda için ‘demokrasinin temel değerleri, insan hakları, düşünce, ifade özgürlüğünden’ söz edenlerin kendi ülkelerindeki haller içler acısı. Seçilmiş milletvekilleri kendi memleketlerinde toplantı düzenleyemez halde. Her türlü toplanma ve gösteri özgürlüğü engellenmekte. Kanlı bir darbe girişimiyle hiç alakaları olmayan kadın, çoluk çocuk insanlar hapislerde çürürken, işlerinden ve ekmeklerinden edilenler yaşam mücadelesi veriyorlar.

Buna karşın Hollanda için sosyal medyada estirilen fırtına bile trajediyi sergiliyor. ‘Hollanda’nın 48 bin askeri var, 400 bin Türk yaşıyor’ yahut ‘İslamın sancaktarı Türkiye’ye karşı ilan edilen son haçlı seferi’ naraları atılıyor. Şu işe bakın ki, Nazilerin vaktiyle bombaladığı Rotterdam’ın Müslüman Belediye Başkanı Ahmet Abutalip, “Türkiye’nin Başkonsolosu, bakan gelmeyecek diyerek bana yalan söyledi” diyor. Hollanda makamların, İstanbul’daki Başkonsolosluk binasının çatısına bir süreliğine ‘Türk bayrağı çekilmesine’ izin vermiş olması bile ne onur kırıcı!

Aynı durum Hollanda’ya ‘bedel ödetme’ hamasetiyle sürdürülüyor. Birileri sokaklarda portakal bıçaklayıp sıkarken, Ekonomi Bakanı, üç gün önce Petrol Ofisi’nin satıldığı Hollanda’ya yaptırım olmayacağını söylüyor. Ahali nafile Başbakan’ın oğlunun Hollanda’daki gemi şirketlerini soruyor.

Yazının tamamı için…