Kerestecioğlu: AİHM’in sessizliği hükümetin baskılarını artırdı

Haziran 29, 2017, 6:00 pm
AKPM'de konuşan HDP Grup Başkanvekili Kerestecioğlu, AİHM'in Türkiye'de yaşanan hukuksuzluklarla ilgili verdiği kararları eleştirdi. AİHM'in sessizliğinin AKP hükümetinin baskılarını arttırmasına neden olduğunu belirten Kerestecioğlu, "Geciken adalet adalet değildir" diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararlarının Uygulanması” raporunun tartışıldığı oturumda söz aldı. Kerestecioğlu, AİHM’in tutuklu milletvekilleri konusundaki sessizliğinin hükümetin baskılarını artırdığını söyledi.

Kerestecioğlu, AİHM’in Türkiye gibi, vatandaşlarının birçoğunun insan hakları mücadelesi vermek zorunda olduğu ülkeler için çok önemli olduğuna dikkat çekti, “Fakat ne yazık ki, AİHM’nin son zamanlarda yaşanan insan hakları ihlalleri karşısında bu ihlalleri önlemek için gerekli önlemleri almadığını itiraf etmek zorundayım. Tutuklu olan vekillerimiz için öncelikli olarak karar vermesini talep etmemize rağmen Mahkeme halen başvurularımızı işleme almadı ve Türkiye’den savunma istemedi. Ve AKP hükümeti tek tek tutuklu vekillerin vekilliklerini düşürmeye başladı. Bu sessizlik hükümetin baskılarını artırdı ve geçtiğimiz hafta bir ana muhalefet partisi milletvekili de hapse atıldı” diye konuştu.

“Geciken adalet adalet değildir”

OHAL KHK’larıyla ihraç edilenlerin başvurularının da AİHM tarafından reddedildiğini hatırlatan Kerestecioğlu konuşmasına şöyle devam etti:

“AİHM, verdiği kararın gerekçesinde Türkiye’de halen çalışmaya başlamayan Olağanüstü Hal Komisyonunu tüketilmesi gereken iç hukuk yolu olarak işaret ediyordu. Fakat görünüşe göre Mahkeme birçok kurumun, özellikle de Venedik Komisyonu’nun bu komisyon hakkındaki eleştirilerini dikkate almamıştı. Venedik Komisyonu, kurulacak bir mekanizmanın tüm davalara bireysel muamele edebilecek durumda olması gerektiğinin altını çizmişti. Ne Olağanüstü Hal Komisyonu’nun ne de İdare Mahkemeleri’nin bu teminatları sağlayamayacağı açıktır.

Aslında, geri adım atarak başvuruculara OHAL Komisyonunu işaret etmeden önce Konseyin alması gereken birçok önlem vardı. Her şeyden önce, Türkiye’deki Komisyonun etkili bir organ olmasını sağlamış olmalıydı.

Bir diğer önemli sorun ise, Türkiye’de mahkeme işlemlerinin uzun süre devam etmesidir. Bu sorun, insan hakları koruma mekanizmasının etkinliğini olumsuz yönde etkiler. Dahası, AİHM’deki yargılamalar da kabul edilemez uzunluktaki süreler boyunca devam etmektedir.

Dolayısıyla, bireyler, etkililiği şüpheli bir Komisyona başvurmak zorunda kalacaklar. Ardından, uzun süren yerel mahkeme süreçlerini tüketmeleri gerekecek. Ve ancak o zaman, AİHM’e başvurup daha da uzun yıllar bekleyecekler. Bu durum, mağdurlara çözüm olmayacak. Klişe gibi gelebilir ama şunu ifade etmeliyim: Geciken adalet adalet değildir.” (ETHA)