Korsan yasa maddesinden tutuklama kararı

Mart 07, 2017, 8:18 am
Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin tutuklanma sürecinde, savcılığın tutuklama istemi ve mahkemenin kararı arasında skandal çelişkilere rastlandı. Cumhuriyet avukatları AİHM'e yaptıkları başvuruda tutuklama kararına korsan yasa maddesi vurgusu yaptı.

Cumhuriyet gazetesinin avukatları, gazetedeki haber ve yazılar gerekçe gösterilerek tutuklanan Cumhuriyet yazar ve yöneticileri adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurarak “salıverme” kararı verilmesini talep etti.

Gazetenin 9 yazar ve yöneticisinin 5 Kasım 2016’da, yurtdışından gelen İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın ise 12 Kasım 2016’da tutuklandığı belirtilen başvuruda, tutuklama kararlarına yapılan itirazların reddedildiği anımsatıldı.

Başvuruda, Anayasa Mahkemesi’ne 26 Aralık 2016’da yapılan başvuruya ilişkin dilekçelerinin alındığını gösteren bir başvuru numarasının dahi ulaşmadığı vurgulandı. AİHM’nin başvuruyu öncelikle incelenmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “özgürlük ve güvenlik” hakkı başlıklı 5. maddesi ile “ifade özgürlüğü” başlıklı 10. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi istendi. Ayrıca bu maddelere bağlı olarak, tutuklamaların “sınırlamaların amaç dışı kullanılamaması” başlıklı 18. maddesini ihlal ettiği ileri sürüldü.

Tutuklama kararları ile ‘ağır’ kişi özgürlüğü ihlalinin yaşandığı belirtilen başvuruda, AİHM’den başvurucuların derhal salıverilmelerine ve her birine 20 bin Avro manevi tazminat ödenmesine karar vermesi talep edildi. Başvuruda tutuklama sürecindeki hukuka aykırılıklar özetle şöyle sıralandı:

Tutuklama kararındaki korsan yasa maddesi

Başvuruya göre, savcının tutuklama sevk yazısında ve sulh ceza hâkiminin tutuklama kararında skandal çelişkiler yer aldı. Tutuklama kararında suçlama konusu eylemler, ‘propaganda’ olarak nitelendirildi. Ancak bunun yerine daha ağır ceza öngören “örgüt adına suç işlemek” suçu işletildi, Türk Ceza Kanunu’nun 220/6. maddesinde düzenlenen bu suçtan tutuklama kararı verildiği belirtildi. Ancak bu kapsama giren herhangi bir suç gösterilemediği için suç kısmına aslında 220/7. madde ile ilişkili olan ‘örgüt adına faaliyette bulunmak’ yazıldı. Çünkü 220/6. madde hâkimin tutuklama kararı verebileceği katalog suçlar arasında yer alıyorken, 220/7 katalog suçlar arasında yer almıyordu. Başvuruda bu çelişki için “Tutuklama kararında tanımlanan suç, katalog suçlar arasında olmadığı halde varmış gibi karar verilmiştir. Tutuklama kararı şeklen dahi yasaya uygun değildir” denildi.