Mahçupyan: Gülen cemaatiyle ilişkili addedilen herkes suçlu ilan edildi

Kasım 12, 2017, 4:07 pm
"Bazen yargının ideolojik vesayetine, bazen de hukukun yürütme elinde araçsallaşmasına tanık olduk."

Karar yazarı Etyen Mahçupyan, yürütme ve yargı arasındaki gerilimin 15 Temmuz sonrası yürütme lehine dengesiz bir hale geldiğini söyledi.

Darbe girişiminin ardından yargının psikolojik baskı altında kaldığına dikkat çeken Mahçupyan, “Gülen cemaatiyle ilişkili addedilen herkes suçlu ilan edildi. Yetmedi, devletin koruması ve garantisi altında olmasına rağmen, çocuğunu bazı okullarda okutanlar, bazı bankalarda hesap açanlar, ya da telefonlarında farkında bile olmadıkları uygulamalar bulunanlar da ‘terörist’ olarak tanımlandı” dedi.

Etyen Mahçupyan’ın yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Bazen yargının ideolojik vesayetine, bazen de hukukun yürütme elinde araçsallaşmasına tanık olduk. Kamusal yönetim alanı boşluk affetmediği için, hangi kurum daha güçlüyse diğerinin alanına tasallut edebildi.

15 Temmuz sonrasının atmosferi de söz konusu gerilimin yürütme lehine dengesiz bir hale gelmesine neden oldu. Çünkü darbenin başarılı olup olmamasından bağımsız olarak, bu dönemlerde yürütme toplumsal mobilizasyon ve ideolojik yönlendirme açısından çok güçlenerek yargıyı kendi uzantısı haline getirebiliyor.

FETÖ’nün darbe girişimi ertesinde yargı psikolojik baskı altında kaldı ve ‘FETÖ ile mücadele’ hukukun hakkaniyet dağıtma ilkesini zedeleyen bir noktaya savruldu. Öyle ki FETÖ’nün Gülen cemaati içindeki bir ‘hiyerarşik iç yapılanma’ olduğu kenara konarak, Gülen cemaatiyle ilişkili addedilen herkes suçlu ilan edildi. Yetmedi, devletin koruması ve garantisi altında olmasına rağmen, çocuğunu bazı okullarda okutanlar, bazı bankalarda hesap açanlar, ya da telefonlarında farkında bile olmadıkları uygulamalar bulunanlar da ‘terörist’ olarak tanımlandı.

Neyse ki geçen günlerde yargının ve Türkiye’nin ‘hukuksal namusunu’ kurtaran bir karara imza atıldı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi ‘örgüt üyeliğinin’ hiyerarşik yapıya dahil olma, organik bağ kurma, talimat alma ve görevleri yerine getirme unsurlarını içermesi gerektiğinin altını çizdi. Buradan hareketle herhangi bir örgüte “sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir” dendi…

Yazının tamamı için…