Ana sayfa Editörden Mehveş Evin: Ne oldu da İstanbul hızla, böylesine yaşanmaz hale geldi?

Mehveş Evin: Ne oldu da İstanbul hızla, böylesine yaşanmaz hale geldi?

PAYLAŞ

Thompson Reuters Vakfı tarafından yapılan ve İstanbul’un en tehlikeli mega kentler arasında 10’uncu sırada olduğunu gösteren ankete değinen artıgerçek yazarı Mehveş Evin, “Para saçarak, güvenlikçi politikalara başvurarak bir şehirde huzur ve güvenliği, iyi bir yaşamı temin etmek mümkün olmuyor işte” yorumunu yaptı.

2013 Gezi isyanı sonrasında şehrin, güvenlikçi politikalara teslim edildiğine dikkat çeken Evin, “Bırakın gece iç huzuruyla dışarı çıkmayı, gündüzleri dahi nereden, nasıl geçeceğimizi sürekli hesap etmek durumundayız” diye yazdı.

Mehveş Evin’in yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

Thompson Reuters Vakfı, birkaç gün önce kadınlar için “en tehlikeli mega kentler” anketini açıkladı. Buna göre İstanbul, 19 şehrin arasında 10’unculuğa yerleşerek kadınlar için hiç tekin bir yer olmadığını gösterdi. En tehlikeli kentler sıralamasında Kahire, Karaçi, Kinşasa, Yeni Delhi, Lima, Meksiko City, Dhaka, Lagos, Jakarta’nın ardından İstanbul’un gelmesi, ligde düşülen kümeyi yeterince anlatıyor…

Peki ne oldu da İstanbul hızla, böylesine yaşanmaz hale geldi? 2013 Gezi isyanı sonrasında şehir, güvenlikçi politikalara teslim edildi. Suriye savaşının, barışçıl siyasetten savaşkanlığa dönüşün ve kadın politikalarının etkileri, sokaklara da yansıdı. 15 Temmuz darbe kalkışması, derken peş peşe gelen terör saldırıları, OHAL idaresi derken sokağa yansıması çok olumsuz oldu. Tevekkeli değil, İstanbul ve Türkiye hala pek çok ülke için “tehlikeli” kategorisinde yer alıyor.

Son bir-iki yılda, İstanbul’da kadına saldırı ve taciz vakaları boyut değiştirdi. ‘Ne biçim giyiniyorsun’dan tut yumrukla, tekmeyle saldırmaya kadar daha evvel ‘Yok artık daha neler?’ dediğimiz hadiseler münferit değil. Şehrin merkezinde bile sokaklar karanlık. Bırakın gece iç huzuruyla dışarı çıkmayı, gündüzleri dahi nereden, nasıl geçeceğimizi sürekli hesap etmek durumundayız. Kadınların sosyalleşebileceği alanlar ve imkanlar çok kısıtlı; şiddet görenin başvuracağı merkezler kapatıldı. Kadın cinayetleri vaka-i adliyeden sayılıyor, cezasızlığın hükmünde hak arayışı giderek zorlaşıyor.

Belediye başkanlarının zoraki istifaları konuşulurken, şehirde yapılan icraatları sayılıp dökülüyor. Keşke, ebru, Kuran kursu ve bedava günübirlik gezi haricinde kadınlar için ne yaptıkları da tartışılsa. Şehre yapılan onca yatırım, yeni proje, inşaat kadınların –ve toplumun- hayatını kolaylaştırmıyor. Para saçarak, güvenlikçi politikalara başvurarak bir şehirde huzur ve güvenliği, iyi bir yaşamı temin etmek mümkün olmuyor işte.

Yazının tamamı için…