Mithat Sancar: 15 Temmuz’a ilişkin kendi yazdıkları hikayeyi tartışmasız kabul ettirmek istiyorlar

Temmuz 10, 2017, 8:32 am
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti iktidarının 15 Temmuz'un tartışılmasını istemediğini söyleyen HDP'li Mİthat Sancar, "Erdoğan ve etrafındaki koalisyonun niyeti 15 Temmuz’u bir tür efsaneye, mitosa dönüştürmektir. 15 Temmuz’a ilişkin kendi yazdıkları hikayeyi tartışmasız kabul ettirmek istiyorlar" dedi.

HDP Mardin Milletvekili, Prof. Dr. Mithat Sancar, adalet yürüyüşünün demokrasi mücadelesine katacağı ivme, bunun için izlenmesi gereken yol, HDP’nin tutumu gibi başlıkların yanı sıra, birkaç gün sonra birinci yılını dolduracak 15 Temmuz darbe girişiminin aydınlatılmayan kritik noktalarına ilişkin Evrensel gazetesinden Serpil İlgün’e önemli değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan ve Bahçeli’nin 15 Temmuz’a ilişkin görülen davaların fazla uzamaması yönünde bir çabası olduğuna dikkat çeken Sancar, “Çünkü 15 Temmuz’da neler olduğu meselesinin çok fazla tartışılmasını istemiyor Erdoğan ve iktidarı” yorumunu yaptı.

“15 Temmuz’u bir tür efsaneye dönüştürmek istiyor”

“Tartışıldıkça soru işaretleri ve şüpheler daha da büyüyor. Zaten bu iktidar, 15 Temmuz günü ve gecesi neler yaşandığına dair haklı sorulara bugüne kadar tatminkar cevap vermedi. Meclis Araştırma Komisyonu’nun da düzgün çalışmasını engelledi. Dolayısıyla, 15 Temmuz yargılamalarıyla ilgili edilen sözlerin yargıya müdahalenin dışında, 15 Temmuz’la ilgili bütün tartışmaları bitirmek gibi bir amacı da var. Çünkü Erdoğan ve etrafındaki koalisyonun niyeti 15 Temmuz’u bir tür efsaneye, mitosa dönüştürmektir. Ben bunu yeni rejimin kurucu mitosu olarak nitelendiriyorum. Bu iktidar yeni bir rejim kuruyor ve bu yeni rejimin başlangıç tarihi olarak da 15 Temmuz’u belirledi. Türkiye 15 Temmuz’da yeniden kurulmuş gibi bir hava yaratıyor. Arzuladıkları milliyetçi, muhafazakar, otoriter rejimi bu mitostan hareketle yerleştirmek ve meşrulaştırmak gibi bir amaçları var. Bu nedenle de 15 Temmuz’a ilişkin kendi yazdıkları hikayeyi tartışmasız kabul ettirmek istiyorlar. Bu anlatının yerleşmesi için de çeşitli simgeler ve ritüeller inşa etme çabasındalar. 15 Temmuz’un bayram ilan edilmesi, ders kitaplarının 15 Temmuz esas alınarak yeniden düzenlenmesi, meydan, sokak ve köprü adlarının 15 Temmuz üzerinden değiştirilmesi, 15 Temmuz’un bir hafta süren “etkinliklerle” geçirilecek olması… Bütün bunlar bu planın parçalarını oluşturuyor.”

“CHP yürüyüşle çıtayı yüksek bir noktaya koydu”

Ülkenin üzerine çöreklenen şoven-otoriter iktidar bloğuna karşı, en etkili direniş yolunun geniş ve güçlü bir demokratik güç birliği olduğunun altını çizen Sancar Adalet yürüyüşüne ilişkin ise şöyle konuştu:

“Bu yürüyüş, böyle bir güç birliğinin dinamiklerini canlandırma konusunda ciddi bir etki yarattı. Biz üzerimize düşeni yaptığımızı düşünüyoruz. CHP içinde ve etrafında tereddütler devam ediyor olabilir. Demokratik ve özgürlükçü dinamiklerin sahadaki etkileşiminin kuvvetlenerek sürmesi, bu tereddütlerin aşılmasını kolaylaştıracaktır. İki partinin bulunduğu noktanın arasındaki çoğulcu alanda yer alan çeşitli siyasal ve toplumsal aktörlere de bu çerçevede önemli görevler düşüyor.

Birincisi demokratik siyaset üzerindeki faşizan tahakküme son verilmesi. Bunun da ilk somut karşılığı bütün tutuklu vekillerin ve seçilmişlerin serbest bırakılması. İkincisi, OHAL’in kaldırılması ve OHAL dolayısıyla yaratılan ağır adaletsizliklerin giderilmesi. Bunlara başka somut hedefler de eklenebilir elbette.

Bu yürüyüşün CHP’nin kendisi açısından da, Türkiye’deki toplumsal mücadele tarihi ve demokratik muhalefet pratikleri açısından çok önemli olduğu konusunda tereddüdüm yok. Ancak sonuçları ve başarısının devamı çok çeşitli faktörlere bağlı. Bu yürüyüşün en çok önemsediğim yanı, yarattığı demokratik ve özgürlükçü dinamikleridir. Toplumsal muhalefetin kendine yeniden güven duymasını sağlamak da, yürüyüşün kaydedilmesi gereken önemli bir etkisidir. Öte yandan CHP bu yürüyüşü başlatmakla, kendisi açısından da çıtayı epeyce yüksek bir noktaya çekmiş oldu. Şimdi çetin sınavlardan oluşan yeni ve zorlu bir süreç başlıyor. Yalpalamanın, yan çizmenin ve ürkekliğin faturasının daha da ağırlaşacağı bir süreç. Buna karşılık cesaretin, tutarlılığın ve kararlılığın demokrasi barış ve özgürlük adına büyük kazanımlar yaratabileceği bir süreç.”