NYT: “Türkiye’den bir haber: Bir millet baskı altında”

Mart 16, 2017, 1:09 am
New York Times Muhabiri Patrick Kingsley, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL'le birlikte Türkiye'de yaşanan hak ihlalleri ve mağduriyetleri konu alan yazı dizisine başladı. Kingsley, mağdurlardan hikayelerini kendisiyle paylaşmalarını istedi.

“Türkiye’den bir haber: Bir millet baskı altında başlıklı” makalesinde Patrick Kingsley, Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan mağduriyetleri yazmaya başladı. New York Times tarafından editoryal olarak da desteklenen yazı dizisinde, Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerinin perde arkası anlatılacak.

New York Times için Türkiye haberleri de yapan Patrick Kingsley, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nden kendisine kadife bir kutu yollandığını anlatıyor. Kutunun içinden bir taş parçası çıktığını anlatan Kingsley, “İçinde Türkiye’nin demokrasiye sadakatinin nişanesi yazan bir kartla karşılaştım” diyor.

‘Serinin ilkinde muhabirimiz bizi temel hakların baskı altına alındığı bugünün Türkiye’sinin sahne arkasına götürecek’ tanıtım yazısıyla New York Times’ta yayınlanan makalenin öne çıkan kısımları şu şekilde:

“Bu taş, geçen yaz lanet olası darbe girişiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne atılan bombalar sırasında parçalanan binalardan gelen bir taş parçası. O zamandan bu zamana kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti ateş püskürdü. On binlerce kişiyi muhalif olduğu veya darbeci izlenimi edindiği için tasfiye etti. Yaklaşık 130 bin hükümet çalışanını kovdu. 45 binden fazla asker, polis, öğretmen, memur, siyasi ve gazeteciyi tutukladı.

Bütün bunlar göz önüne alındığında, bana yollanan taş parçasının, hükümetin, demokrasiyi savunma konusundaki hassasiyetine karşı da bir uyarı olup olmadığını merak ettim. Ancak, gündemler arasındaki ‘rekabet gücü yüksek’ bir ülkede her zaman bu mümkün olmuyor.

Bu dizinin ilk makalesinde, insanların bu zorluklar arasında seçmek zorunda kaldıkları tercihlerini göstermeye çalışacağım. Bu, onlar için (Türkiye’de yaşayanlar) soyut bir tartışmadan ibaret değil. Onlar, her gün bu tarz bir seçimde bulunmaları gereken bir yerde yaşıyorlar. (Dindar, laik, Kürt, Türk, mülteci) İster Erdoğan’ı desteklesin, isterse de Erdoğan muhalifi olsun, durum değişmiyor.

Eğitimcilerin devasa bir şekilde tasfiye edilmesiyle mücadele eden bir öğretmen, tüm eğitim sistemine verilen zararla ilgili endişelerini dile getirip de kendini tehdit altına atmalı mı? Veya bir bölgenin yöneticisi, darbeye karşı demokrasiyi savunurken hükümetin özgürlükleri ayaklar altına almasına karşı çıkabilir mi?

Gözlerimizin önündeki bir bulmacayı birleştirmeye çalışırken, bu ülkenin böylesine tehlikeli bir anında insanların hikayelerini ve kırılma noktalarını araştırırken lütfen bana katılın.”