Ana sayfa Manşet ‘Nükleerde kaza olasılığı KHK ile kabul edildi’

‘Nükleerde kaza olasılığı KHK ile kabul edildi’

EMO Yönetim Kurulu Üyesi Özbek: Nükleerde kaza olasılığı KHK ile kabul edildi0000 Nükleer Düzenleme Kurumu'na dair KHK'yi değerlendiren EMO YK Üyesi Özbek, 'Bakanlar Kurulu, nükleer santrallerdeki kaza olasılığını kabul etti' dedi.

PAYLAŞ

Enerji Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Üyesi Kubilay Özbek, Nükleer Düzenleme Kurumu oluşturulmasını düzenleyerek tüzel ya da gerçek kişilere nükleer tesis kurma yetkisi verilmesine imkan tanıyan 702 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yi (KHK) Evrensel’e değerlendirdi.

KHK’nin “Amaç, Kapsam, Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı bölümünde, nükleer santrallerin faaliyetleri nedeniyle hem bugün yaşayan halkın hem de gelecek nesillerin radyasyondan korunması zorunluluğuna atıf yapan maddeye dikkati çeken Özbek, “Bakanlar Kurulu, nükleer santrallerin kurulmasına itiraz eden kurumların bahsettiği olası tehlikeleri baştan kabulleniyor” dedi.

Özbek, “Nükleer enerji ve İyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin yürütülmesi sırasında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin radyasyondan korunmasını sağlamak üzere uygun şartların oluşturularak sürdürülmesi, kazaların önlenmesi veya kaza sonuçlarının hafifletilmesi” şeklindeki ifade ile nükleer santrallerde kaza olasılığının baştan kabul edildiğine dikkati çekti.

KHK’de yer alan “Faaliyetin bireysel veya toplumsal açıdan fayda sağlaması” maddesini de eleştiren Özbek, bireysel fayda sağlamak üzere nükleer santral kuran gerçek ya da tüzel bir kişinin, güvenliği maliyet artışı olarak düşünüp ihmal edebileceğine vurgu yaptı.

Yine KHK’de yer alan denetim maddesinin altını çizen Özbek, “Yetkilendirilen tüzel kişiler, tesisi oluşturan yapı, sistem ve bileşenlerin inşa, imalat ve montaj süreçlerinin denetimine yönelik olarak, kurum tarafından yetkilendirilen özel hukuk tüzel kişilerinden kurumun belirlediği usul ve esaslar kapsamında ayrıca denetim hizmeti alır” şeklindeki ifadenin 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma katliamı sonrasında eleştirilen “denetim satın alma” uygulaması ile neredeyse aynı olduğunu ifade etti.

Normal şartlarda nükleer santralin yer seçimi ve kuruluşunun imar kanununa bağlı ve denetimlere tabi olması gerektiğini belirten Özbek, “Yayınlanan KHK ile bu zorunluluk da tamamen ortadan kaldırılıyor, yapı denetimi uygulanmaz deniyor” diye konuştu.

‘DOĞRUDAN CUMHURBAŞKANINA BAĞLI’

Nükleer Düzenleme Kurumu’nun doğrudan cumhurbaşkanına bağlandığını söyleyen Özbek, söz konusu düzenlemenin KHK ile yapılmasının da dikkati çekici olduğunu belirtti. “Hiçbir demokratik ülkede nükleer santral kurma kararı demokratik yollarla alınamıyor. Kurulmak istenen tesisler bile kamuoyu tepkisiyle iptal ediliyor” diyen Özbek, “Böyle bir yasayı Meclis’e getirmek istememiş olabilirler” dedi.

‘DEV TÜNELLER NÜKLEER ATIK TAŞIMAK İÇİN Mİ YAPILDI?’

KHK’de yer alan “Radyoaktif maddelerin taşınmasında; güvenlik ve emniyete ilişkin hususlar kurum tarafından, diğer hususlar ise kurumun uygun görüşü alınarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenir” ifadesine vurgu yapan Özbek, “Bu madde, Karadeniz’den Akdeniz’e doğru yapılan büyük tünellerin bu amaçla yapıldığını düşündürtüyor” ifadesini kullandı.

‘MALİYETİ ÇOK YÜKSEK’

Kurulması planlanan nükleer santrallerin üreteceği atıkların bertaraf edilmesi ve depolanması için fon oluşturulacağını belirten Özbek, KHK’ye göre nükleer tesis işleten bir şirketin bu fona kw/saat başına 0,15 dolar ödeme yapacağını söyledi.

Bu maddeye göre, 2000 megawatlık bir nükleer santral için her yıl yaklaşık 30 milyon doların bu hesaba yatacağını kaydeden Özbek, sadece bu raklamla 30 tane 1 megawatlık güneş ya da rüzgar santrali kurulabileceğini ve 500 haneli 30 tane köyün aydınlatılabileceğini ifade etti.

Türkiye’de kurulu bulunan mevcut enerji üretim santrallerinin sadece yüzde 46’sının kullanıldığını hatırlatan Özbek, nükleer santral kurma düşüncesinin enerji ihtiyacından kaynaklanmadığını vurguladı.

“Rüzgardan 3 sente enerji alıyoruz, HES daha ucuz. Nükleer ise 25 sente mal olacak” diyen Özbek, “2000 megawatlık bir güneş santraline yıllık 768 milyon dolar ödüyoruz. Nükleer santrale ise 4.8 milyar dolar ödeyeceğiz” dedi.

Özbek, yapısal ve maliyet açıdan daha küçük santrallerin kurulmasının mümkün olmadığını, bir kez kurulan tesiste üretime ara vermek ya da üretimi durdurmak gibi seçeneklerin de bulunmadığını kaydetti.