Nuriye Gülmen’den mektup var: ‘Ruhum, direnişle dolu!’

Haziran 02, 2017, 9:43 pm
İşine geri iade talebiyle açlık grevinin 76. günündeyken tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen hapishaneden mektup gönderdi

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Gülmen açlık grevinin 82’inci, eylemin 202’ini, tutukluluğun 6’ıncı gününde (25 Mayıs) hapishaneden mektup gönderdi.

Gülmen, mektubunda hapishane koşullarını anlattı. “İşimi istiyorum” talebini yineledi.

Akademisyen Nuriye Gülmen 9 Kasım 2016’dan, öğretmen Semih Özakça 23 Kasım 2016’dan beri işe iadeleri talebiyle oturma eylemi yapmak üzere Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde. 9 Mart 2017’den beri açlık grevindeler. 23 Mayıs 2017’de tutuklandılar. Bugün (2 Haziran), açlık grevinin 86. Gününde, 11 gündür tutuklular.

Bianet’in aktardığı mektubunda Gülmen, şu satırlara yer verdi:

“Açlık 81. Gününde. Şu anda hücrenin ‘havalandırma’ denen kısmındayım. Tahmin edeceğiniz gibi, gökyüzünü duvarların ve dikenli tellerin arasından görüyorum. Ama ne gam! Yaşamı iliklerimde hissediyorum. Sanki gökyüzünü kucağıma vermişler. Sanki yeryüzünün tüm çiçekleri yanıbaşımda. Sanki Yüksel’de, dostlarla sohbetteyiz. Ruhum, direnişle dolu!

Bu fiziki koparışla, sadece bizi terörize etmek, insanların desteğini azaltmak hesaplanmıyor. Bizi bir büyük direniş ailesinin ortasından; ilgiliyle, sevgiyle sarmalandığımız bir ortamdan alıp, insana yabancı birer hücrenin içine koyarak hem bizim gücümüzü hem direnişin manevi gücünü sınıyorlar.

Fiziken sarılamıyorsak, kelimelerimizle sarılacağız size. Mektuplarımızla konuşacağız. Okuyacağız, üreteceğiz, yazacağız. Bileceğiz ki, mutlaka bizi buradan alacaksınız. Direnişimizi hep birlikte, yine dışarıda sürdüreceğiz.

Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi – isminde F tipi ifadesi geçmemekle birlikte- 2000 yılında katliamla hayata geçirilen F-tipi hapishaneler projesinin bir parçası; tutsakları tecrit etme esasına dayalı, hücre tipi hapishanelerden biri. Burada adli ve siyasi tutsaklar ayrı kısımlarda kalıyor.

Ben, siyasi kısmın en sonunda yer alan, ağırlaştırılmış müebbet cezası almış tutsaklar için yapılmış olan C hücrelerinden birinde iki devrimci kadınla birlikte kalıyorum.

C hücreleri ağırlaştırılmış müebbetlik tutsaklar için yapıldığından mimarisi diğer hücrelerden farklı. Hapishanede hiç yer kalmadığı için bu hücreleri de ‘normal’ statüdeki tutsaklar için kullanıyorlar. Fakat kalma koşullarını farklılaştırıyorlar.

Biz, ağırlaştırılmış müebbet cezası almış olanlardan farklı olarak 24 saat birlikte vakit geçirebileceğimiz koşullarda burada tutuluyoruz.

Hücre arkadaşlarım sağlığımla, ihtiyaçlarımla yakından ilgileniyorlar. Buraya dair tek şansım sevgili Gülbeyaz Abla ve Seval’le kalıyor olmak. Onlarla birlikte olmaktan dolayı çok mutluyum.

Tecritin ne anlama geldiğini bir mektupla anlatmak zor. Yazdıkça anlatacağım. Kabaca söyleyecek olursam; tutsağın sosyalleşme ihtiyacını karşılayamayacağı kadar az sayıda kişiyle –diğer tüm tutsaklarla sosyalleşme imkanları ortadan kaldırılmış olarak- tek yerde ve sürekli tutulması. Tecrit; insansızlık, beton, duvar ve demir demek en çok.

Hapishane çok soğuk. Bizim tutulduğumuz C-1 hücresi hiç güneş almıyor. Kaloriferler yanmıyor. Açlık, olağandan fazla üşümeme sebep oluyor. Ama burası normal beslenen biri için bile çok soğuk. Soğuktan dolayı günün büyük bir kısmını yatağın içinde, su torbalarının arasında geçiriyorum.

Kitap, mektup, görüş

“Henüz hücreye kitap alamadım. İstediğim kitapların diğer tutsaklarda olduğunu söylediler. Bir de kitap sınırlaması var. Hücrede kişi başına en fazla 5 adet kitap bulundurabiliyoruz. Hücre arkadaşlarımızın ellerinde bulunan kitaplardan okuyorum. Okuduğum kitaplar şöyle: Reşat Nuri Güntekin-Acımak/ Carson Me Cullers-Altın Gözde Yansımalar / Orhan Kemal 72 Koğuş.

Televizyonumuz yok. Haberleri radyodan ve gazeteden takip ediyoruz. Cumhuriyet ve Özgürlükçü Demokrasi okuyoruz. Sabahları gazeteyi heyecanla bekliyorum. Aklım, gönlüm Yüksel’de, anıtımızda.

Buradan her gün mektup çıkmıyor. Pazartesi ve Çarşamba mektup gönderme günleri. Hafta içi diğer günler de mektup alma günleri. Günce yazmaya devam edip mektup günlerinde postalayacağım.

Avukatlarımla sık sık görüşüyorum. Geçen gün CHP Milletvkeilleri Özgür Özel, Veli Ağbaba ve Necati Yılmaz geldiler. Yaptığımız görüşme Cumhuriyet’te yer almış. Söylemediğim bazı şeyler haberde yer almıştı. Düzeltilmesini isteyeceğim.”

Hasta değilim işimi istiyorum

Gülmen, mektubunda sağlığıyla ilgili şu bilgileri veriyor:

“Sağlığım genel olarak iyi. Nabzım olağandan düşük seyrediyor. Böbreklerimin olduğu yerde ince bir sızı duyuyorum arada. Vücut ağrılarım ve yürüme güçlüğüm olağan seyrinde.

Az önce doktor geldi. Kalp atımlarımdaki düzensizlik, tansiyon ve nabız düşüklüğünden dolayı kardiyolojiye sevk yazacağını söyledi. Boşuna sevk yazmamasını, kardiyolojiye çıkmayacağımı söyledim. Hasta değilim. İşimi istiyorum. Benim kardiyologla filan işim yok. Benim işim adaletle.”