OHAL’le birlikte en az 23 bin 427 akademisyen işsiz kaldı

Temmuz 11, 2017, 5:24 pm
Türkiye'de son bir yılda en az 23 bin 427 akademisyen ya kadro hakkını kaybetti, ya ihraç edildi ya da çalıştığı üniversite kapatıldığı için işsiz kaldı.

Geçen yıl 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hâl (OHAL), 20 Temmuz’da birinci senesini dolduracak. BBC Türkçe’nin akademisyen ihraçlarının başladığı 1 Eylül 2016’dan bu yana derlediği verilere göre, Türkiye’de son bir yılda en az 23 bin 427 akademisyen ya kadro hakkını kaybetti, ya ihraç edildi ya da çalıştığı üniversite kapatıldığı için işsiz kaldı.

İlk KHK 23 Temmuz 2016’da

OHAL’in ilanından 3 gün sonra, 23 Temmuz 2016 tarihinde ilk Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe kondu. 667 sayılı ilk KHK ile, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde binlerce öğrencinin hali hazırda eğitimini sürdürdüğü 15 vakıf üniversitesi, ‘Fethullah Gülen cemaati ile ilişkisi olduğu’ gerekçesiyle kapatıldı. Bu üniversitelerde çalışan idari personelin net sayısı bilinmiyor. Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) sitesinde belirtilen rakamlara göre ise 2 bin 808 öğretim görevlisi işsiz kaldı.

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına yaklaşık 2 ay kala yaşanan bu gelişmeden sonra, yaklaşık 65 bin üniversite öğrencisi de başka okullara nakil olma, bölümlerde ve derslerde denklik, yeni kayıt olacakları üniversiteye kayıt ücreti ödeyip ödememe karmaşası yaşadı.

YÖK, kapatılan üniversitelerdeki öğrencilerin ‘özel öğrenci’ statüsü ile garantör üniversitelere yerleşebileceğini duyursa da uygulamada ciddi aksaklıklar yaşandı. Kapatılan üniversitelerde işsiz kalan 2 bin 808 akademisyenin kaçının son bir yıl içinde iş bulabildiğini tespit edebilmek ise mümkün görünmüyor.

5 bin 247 akademisyen KHK ile ihraç edildi

1 Eylül 2016’da yürürlüğe konan 672 sayılı KHK ile, akademisyen ihraçları başladı ve 96 farklı üniversiteden 2 bin 346 akademisyen ihraç edildi. Ardından 29 Ekim’de 1267, 22 Kasım’da 242, 6 Ocak 2017’de 631, 7 Şubat 2017’de 330, 29 Nisan 2017’de 484 akademisyen ihraç edildi.

677 ve 688 sayılı KHK’larla ise 53 akademisyen görevine iade edildi. Böylece son bir yıl içerisinde yayımlanan 6 KHK ile toplamda 117 farklı üniversiteden 5 bin 247 akademisyen işini kaybetti.

En fazla akademisyenin ihraç edildiği üniversiteler; 232 akademisyen ile Süleyman Demirel Üniversitesi, 225 akademisyen ile Gazi Üniversitesi, 188 akademisyen ile İstanbul Üniversitesi, 185 akademisyen ile Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ve 170 akademisyen ile Pamukkale Üniversitesi oldu.

ÖYP’lilerin kadro garantisi kaldırıldı

OHAL’de akademisyenleri etkileyen tek gelişme KHK’lar ile yapılan ihraçlar, kapatılan üniversitelerde çalışmak ya da Barış İçin Akademisyenler imzacısı olmak değildi. 2010’da yürürlüğe giren Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında YÖK tarafından çeşitli üniversitelere atanan yaklaşık 15 bin araştırma görevlisinin kadro garantisi Eylül ayındaki KHK ile kaldırıldı.

2006-2009 seneleri arasında 41 yeni üniversite açılmış, ve bu üniversitelerdeki akademisyen ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla 2010’da ÖYP başlatılmıştı. Ancak Eylül 2016’da, programın amacının Fethullah Gülen cemaatiyle irtibatlı akademisyenler yetiştirmek olduğu iddiasıyla, program kapsamında kadro garantisi olan akademisyenlerin sözleşmelerinin devam edip etmeyeceği kararı üniversitelerin inisiyatifine bırakıldı. Pek çok üniversite, kendi bünyesindeki ÖYP kadrosunda yer alan öğretim görevlilerinin işine son vermeyi tercih etti.

15 bin araştırma görevlisinin geleceği belirsiz

ÖYP sisteminin kurucusu eski YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, “Ülkenin akademisyen ihtiyacına karşılık verecek iyi bir sistem dizayn etmiştik. Fakat bugünlere geldi. İnşallah düzelir” derken, TBMM Eğitim Komisyonu üyesi ve AKP Ankara Milletvekili Ertan Aydın ise “Sadece yüzde yüz kadroya geçme garantisini ortadan kaldırıyoruz. Geçmişte yapılmış bir yanlışın düzeltilmesi anlamına geliyor” demişti.

Kadro hakkını kaybeden ÖYP’liler ile birlikte, en az 23 bin 427 akademisyen OHAL’den çeşitli şekillerde etkilendi. Bu akademisyenlerin kaçının mesleğine devam edebileceği ya da kaçının kendilerini kabul eden başka bir üniversitede iş bulabildiği konusu ise belirsizliğini koruyor.