Ana sayfa Editörden Ömer Faruk Gergerlioğlu KHK’lı aileleri yazdı: “6 yaşındaki oğlumun üstüne çiğ yumurta...

Ömer Faruk Gergerlioğlu KHK’lı aileleri yazdı: “6 yaşındaki oğlumun üstüne çiğ yumurta attılar, ayakkabılarımızın içine idrar döktüler…”

PAYLAŞ

Artıgerçek yazarı Ömer Faruk Gergerlioğlu KHK’yla işten atılmış memurların aileleri ve çocuklarının toplum tarafından ağır sosyal dışlanmaya maruz kaldığını yazdı. KHK’yla görevine son verilip tutuklanan bir polis memurunun eşi olan aynı zamanda o beş yaşındayken öldürülen bir polisin kızı olan Funda Sünbül’ün yaşadıklarına yer verdi. Gergerlioğlu yazısında “Yetim kalmış bir polis kızı KHK’lı eşi olunca demek böyle oluyor. ‘Gazi, şehit değerlendirmeleri KHK’lı olup olmamaya bağlı mı değişiyor?’ diye sormak lazım yetkililere”dedi.

Gergerlioğlu’nun yazısının ilgili bölümü şöyle: “Çocuklarım aşağıda oynarken kızıma “senin baban darbeciymiş, fetöcüymüş bizimle o
oynama, annemiz babamız kızıyor” demişler, ondan sonra ben onları hiç yalnız aşagıya tek göndermedim, bir gün aşagıya indik, 6 yaşındaki oğlumun üstüne çiğ yumurta attılar, bayağı araştırdım ama bulamadım, kapıda kalan ayakkabılarımızın içine idrar dökenler, kapımıza çöp koyanlar ve ben hep dik durmaya çalıştım, çocuklarıma yansıtmadım ama anladılar, 2 buçuk ay çocukları götürmedim görüşlere, götürdügümde anlattım durumu. Oglum her akşam hala “anne, babam suçsuz ona iftira attılar’ dimi diye soruyor . Bebegim yarın 2 yaşına girecek babasının görüşünde abisi “babam gidiyor” dedi elleriyle dizine vurarak “off baba…” dedi ve eşim ağladı, kızımın dersleri günden güne kötüleşiyor babası, “kızım okumalısın” dedi geçen görüşümüzde, “baba sen okudun ne oldu, bak buradasın” dedi, küçücük akıllarıyla neler düşünüyorlar, onları en iyi ben anlıyorum ben de 5 yaşındayken kaybettim babamı… ama hamd olsun onların babaları geri gelecek, çok şükür eşim suçsuz, alnımız ak, başımız dik. Cezaevi şartlarına gelince. Yeni yapılan duruşma salonundan dolayı otobüsler kampüsün önüne götürmüyor, geride bırakıyor orada cezaevi otobüsünü beklerken polisler arama yapıyor, diger mahkum yakınlarından bir sürü küfür hakaret duyuyoruz, gardiyanlar saçma sapan gereksiz aramalar yapıyorlar, bebeklerimizin bezlerini açıyorlar, biraz tepki gösterirsek eşimize tutanak tutmayla, görüşümüzü iptal etmekle, tehdit ediyorlar. 25 kişilik koguşlarda en az 45 kişi kalıyorlar ama hepsi inanıyor sayısız hatimleri var eşim tesbih yapıyor, vakit geçiriyorlar herkes birbirine destek ama yaşadıgımız zulüm zorumuza gidiyor ailelerimizin yaptıkları, çevremizin yaptıkları zor işte, herkesin derdi çocukları, çünkü bu süreçte en çok onlar etkileniyor” diyor.

15 ay sonunda çocuklar psikolojik olarak çok etkilenmiş artık. “En büyük kızım 5-6 aydır saçını dişiyle koparıp atıyor benim görmedigim yerde, 6 yaşındaki oğlum ise okulda altına kaçırıyor, tabii geceleri de devamlı kavga ediyor kardeşiyle, arkadaşlarıyla. Onun için “Prozac” isimli psikolojik ilaç kullanıyor ama bugün oglum yine altını ıslatmış, yarın yada hafta içi tekrar götüreceğim kontrole”diyor. 4.5 yaşındaki çocuksa astım hastasıymış. “Takip ettiriyorum lenf nodülleri için, Dr. Sami Ulus onkoloji’ye götürüyorum, kalp rahatsızlığı da orada takipli, astımı için Dışkapı çocuk hastanesine götürüyorum” diyor. 2 yaşındaki bebeği de kasılmaları için EEG çektirmeye götürecekmiş.

Hani halk arasında bir söz vardır ya, felaket bir geldi mi hiç durmaz, üst üste gelir. 4 çocuğa rağmen geçimini sağlamak için evde pasta, börek yapmaya başlamış, fakat elinde bardak kırılmış, ve elinin siniri kesilmiş, bir müddet sinir kesisi anlaşılmamış, sinirler dikilmiş ama sol parmaklarında uyuşma kalmış, fizik tedaviye yollamışlar devlet hastanelerinde sıra bulamamış, özel hastanelerde ücret talep edince oraya da gidememiş, şimdi pasta yapmaya çalışsa da bu sefer satın alan kalmamış.

Funda hanım Sincan kaymakamlığı Sosyal yardımlaşma müdürlüğüne başvurarak zor durumda olduğunu söylemiş ama burada da terslenmiş. “Üstümde hiç bir varlıgım yok eşim tutuklu, hiç bir gelirim yok” demiş, müdür ona “ihraç olanlara yardım vermiyoruz senin eşin bir de tutuklu yani tam suçlu, sana yardım yapmam. yetki benim” demiş. Ardından “yardıma ihtiyaç sahibi olmadığınız tespit edilmiştir” diye kağıt yollamışlar.”
Yazının tamamı için