Öykü yazan bir sihirbaz: Alice Munro

Ocak 27, 2017, 3:40 pm

Alice Munro, Kanadalı ünlü bir öykü yazarı. Öyküde dünyanın en iyi yazarları arasında gösteriliyor. Nitekim 2009 yılında en saygın edebiyat ödüllülerinden biri olan Man Booker Uluslararası Ödülü’nü alarak edebiyat çevrelerinin gözdesi haline geldi. Munro’nun yükselişi hızla devam etti. 2013 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne kadar uzandı. Nobel’in bir öykü yazarına verilmesi dünya çapında ilgi uyandırdı. Kimdi Alice Munro? Öykü yazarak dünyanın zirvesine nasıl ulaştı? Ne tür öyküler yazıyordu? Gerçekten de kısa öykü yazarak devrim yapmış mıydı?

Alice Munro sıradan insanları, gündelik hayatları, yabancılaşma, yalnızlık gibi duyguları mükemmel işliyor. Bazıları neredeyse bir roman hacmine varan öyküleri, bu boyutuna rağmen ‘kısa öykü’nün yapısına ve Urallarına sıkı sıkıya bağlı kalır. Munro’nun öykü kişileri, o kadar gerçek kişiliklerdir ki herkese tanıdık gelmesi açınılmaz oluyor. Kadınlar, boşanmış kadınlar, evliliği kötü giden kadınlar, yalnız kadınlar, uzak kadınlar, çocuklu kadınlar, çocuğa hasret kadınlar ve elbette erkekler: Munro’nun öykü dilinde hikayeler capcanlı bir şekilde işleniyor. Alice Munro’nun enfes öykülerinde, her yaştan ve konumdan kadınlar ve yazarın benzersiz özdeşleştirmesi ve inceliğiyle, onların elinizi uzatsanız dokunabileceğiniz yaşamları var. Tüm kitaplarında Munro’nun hakkında yazdığı insanlara yönelik anlayışı bu insanları kendi komşularımız kadar canlı yapıyor. Munro bir sihirbaz. Kelimelerle büyüleyen bir sihirbaz.

AKICI ÜSLÜP, YOĞUN ATMOSFER

Alice Munro’nun öyküleri genellikle taşrada geçer. Taşranın sıkıcılığını, kibar dış görünüşlerin ardındaki sinsi yüzleri, sıradan insanların büyük iyiliklere uzanan ellerini, çılgın arzuları, sönmüş arzuları ustalıkla işler. Öykülerinde günümüz için bile oldukça cesur sayılacak adımlar atan Munro, akıcı anlatımı, yoğun öykü atmosferiyle de okurun gönlünde taht kuruyor. İki kutup arasındaki ikilemleri ustalıkla işleyen Munro, müthiş bir duygu yoğunluğu yakalayarak okurla arasındaki mesafeyi sıfıra indiriyor. Erkeklerle kadınlar arasında, arkadaşlar arasında, ebeveynlerle çocuklar arasında, yaşamımızın tamamının dolgusu olan aşkın sonsuz sürprizleri ve ihanetleri yer alıyor. Munro’nun özel yeteneği bu öyküleri bizimkiler kadar gerçek ve canlı yapıyor.

KANADA’NIN ÇEHOV’U

Alice Munro 1931’de Ontario Wingham’da dünyaya geldi, öğretmen annesi ve çiftçi babasıyla burada büyüdü. Batı Ontario Üniversitesi’nde gazetecilik ve İngiliz dili eğitimi gören Munro, 1951’de evlendi ve eşiyle taşındığı Victoria’da kitapçı dükkânı açtı. İlk gençlik yıllarında öykü yazmaya başlayan Munro, ilk kitabını 1968’de yayımladı. Edebiyat çevrelerinde kısa sürede beğeni toplayan Munro’nun öyküleri pek çok ödüle değer görüldü, New Yorker, Atlantic Monthly ve Paris Review gibi öne çıkan yayınlarda yer aldı, çok sayıda dile çevrildi. Kimi eleştirmenlerin “Kanada’nın Çehov’u” olarak nitelediği Alice Munro’nun hikâyelerinin çoğu küçük kasabalardaki hayata ve insani durumlara ışık tutuyor.

TÜRKÇE’DE 7 KİTABI VAR

Alice Munro’nun Türkçe’ye çevrilmiş 7 kitabı bulunuyor. Munro, dünyanın her yerinde edebiyatseverlerin mazhar olduğu ilgisine Türkiye’de de ulaştı. Munro’nun, hayatın içinden yazdığı sıradan insanların hikayeleri Türkiyeli okuyucularından da kalbine dokundu. Munro’nun çoğu Can Yayınları’ndan olmak üzere 7 kitabı Türkçe’de yayımlanmış. Can Yayınları arasından çıkan kitapları şunlar: ‘Sevgili Hayat’, ‘Firar’, ‘Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik’, ‘Gençlik Arkadaşım’, ‘Castle Rock Manzarası’, ‘Bazı Kadınlar’ ve ‘Çocuklar Kalıyor’. Munro’nun Türkçe’deki bir diğer kitabı da GOA Basım Yayın’dan çıkan ‘Kaçak’.

Alice Munro, dünyada ulaştığı saygın konumu hak eden çok büyük bir öykü yazarı. Onun öyküleri hepimizin hayatından kesitler içeriyor. Bu haliyle okunması gereken yazarların başında geliyor. Romanı, şiiri ya da denemeyi öyküye tercih edenlerin bile hayranlıkla okuyacağı Alice Munro okuyun, seveceksiniz. Okumayan ‘iyi okur’, eksik kalacaktır.

Ali Kerem Tekin