Özgür Mumcu: AKP’li vekiller bile cemaatin ne zamandan itibaren suç örgütü olduğu konusunda kararsız

Temmuz 15, 2017, 8:41 am
"15 Temmuz darbe girişimini çözmenin ve cemaatin devleti ele geçirme çabasını deşifre etmenin önünde bir engel var. O da cemaatin hangi tarihten itibaren bir suç örgütü olarak değerlendirileceğinin belirsizliği"

Cumhuriyet yazarı Özgür Mumcu, 15 Temmuz’un yıldönümünde AK Parti-Cemaat ilişkisini gündeme taşıdı ve hangi tarihten sonra cemaatin suç örgütü olarak değerlendirileceği noktasında bir kafa karışıklığı olduğunu yazdı.

AKP’li milletvekillerinin bile Gülen cemaatinin ne zamandan itibaren bir suç örgütü olduğu konusunda kararsız olduğuna dikka çeken Mumcu, “Sayın Erdoğan’ın, Gezi’ye katılanları Türkçe Olimpiyatları’nda yaptığı konuşmada cemaate şikâyet etmesi de hâlâ akıllarda” diye yazdı.

Mumcu’nun “Bir yıldönümünün düşündürdükleri” başlıklı yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

15 Temmuz darbe girişimini çözmenin ve cemaatin devleti ele geçirme çabasını deşifre etmenin önünde bir engel var. O da cemaatin hangi tarihten itibaren bir suç örgütü olarak değerlendirileceğinin belirsizliği.

Darbeden sonra, AKP’lilerin zamanında Fethullah Gülen’le çektirdiği poz poz fotoğraflar epeyce gündem olmuştu. Bunlardan birinde yer alan AKP’li milletvekilleri kendilerini nasıl savunmuştu hatırlayalım:

Mustafa Hamarat, fotoğrafın 17- 25 Aralık’tan önce çekildiği için bir kıymeti olmadığını söylemişti. Safiye Seymenoğlu, fotoğraf MİT krizinden önce çekildiği için bir sorun olmayacağı fikrindeydi. Fatoş Gürkan ise fotoğrafın dershane krizinden önce çekildiği için meselenin büyütülmemesinden yana olduğunu belirtmişti.

AKP’li milletvekilleri bile Gülen cemaatinin ne zamandan itibaren bir suç örgütü olduğu konusunda kararsız. İktidar genel olarak 17-25 Aralık’ı bir milat olarak belirlemeye çalışıyor. Gelgelelim “suçun işlendiği tarih” siyasetçilerin belirleyeceği bir kavram değil. Bu yargının işi. Yargı tamamen iktidarın emrine girdiğinde ise, onun yapacağı hukuki tespitin de ne kadar sağlıklı olacağı şüpheli.

2004 MGK kararında, Genelkurmay ve MİT, cemaatin faaliyetleri hakkında ayrıntılı birer rapor sunmuş. MGK ise hükümete cemaate karşı bir eylem planı önermiş. Sonradan öğreniyoruz ki bu MGK kararı Sayın Erdoğan’ın talimatıyla Ömer Dinçer eliyle sumen altı edilmiş.

2004’ü takip eden senelerde ise cemaatin siyasi davalar yoluyla devlette kendisine engel olarak gördüklerini tasfiye ettiğini görüyoruz. Bu tasfiye davalarına “Ben bu davaların savcısıyım” diyerek destek veren Sayın Erdoğan’dı. Yine 2004’ü takip eden seneler boyunca cemaatin, iktidar tarafından el bebek gül bebek semirtildiği de açık. Sayın Erdoğan’ın, Gezi’ye katılanları Türkçe Olimpiyatları’nda yaptığı konuşmada cemaate şikâyet etmesi de hâlâ akıllarda.

Yazının tamamı için…