Prof. Dr. Cihangir İslam: AK Parti’nin adalet, hak, hukuk gibi kavramlarla alakası yoktur

Mayıs 15, 2017, 8:14 am
Siyasal İslamın önemli isimlerinden Prof. Dr. Cihangir İslam, AKP’nin hiçbir zaman İslamcı bir parti olmadığını söyledi. İslam’a göre AKP Bonapartist, otoriter, sağcı, Makyavelist ve hak, hukuk gibi kavramlarla alakası yok.

OHAL KHK’si ile üniversitedeki görevine son verilen İslamcı siyasetin önemli isimlerinden Prof. Dr. Cihangir İslam ile konuştuk. Tıp alanında başarılı bir kariyerin sahibi olan ve aynı zamanda İslami İlimler ve Felsefe bölümü mezunu olan İslam, Mazlum-Der kuruculuğu ve yönetim kurulu üyeliğinin yanı sıra Saadet Partisi ve Has Parti’nin de kurucuları arasında yer aldı. Eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın danışmanlığını da yapan İslam, beş yıldır bağımsız siyasetini “Adalet Zemini Platformu” üyesi olarak sürdürüyor.

İslam, Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş’a konuştu:

AKP muhafazakâr demokrat bir parti olduğunu söyleyerek ortaya çıktı. Ancak gelinen aşamada genel kanaat otoriter bir İslamcı parti olduğu yönünde. Siz AKP pratiğini ideolojik olarak nerede konumlandırırsınız?

Hatırlayınız, AK Parti 2001’de kurulurken görünür tek hedefi vardı: Millî Görüş kadrolarını rahmetli Erbakan’a rağmen peşine takıp çökmüş merkez sağın yerine oturmak. Hıristiyan demokratlardan esinlenerek kendilerini ‘muhafazakâr demokrat’ olarak tanımlamışlar, Millî Görüş gömleğini çıkardıklarını ilan etmişlerdi. Batı’nın icazetinden öte, desteğini de alarak yola koyulmuşlardı. AK Parti tarihinin hiçbir döneminde İslamcı olmadı, şu anda da değil. Böyle bir niyetleri de olmadı. Bunu sadece siyasal, ilkesel ve ahlaki tutarsızlıkları açısından söylemiyorum. Seçtikleri yolun kalitatif özelliklerinin de, beyanlarının da, siyasetlerinin de hiçbir zaman bu minvalde olmadığını ifade ediyorum. AK Parti’yi eleştirenlerin bir kısmı belki bir taşla iki kuş vurma hevesiyle ancak büyük bir çoğunluğu -kibarca maddi bilgi hatası diyelim- bu nedenlerle AK Parti’yi İslamcı olarak görüyor veya görmek istiyor.

Türkiye’de İslamcılığın milliyetçidevletçi bir damarı olduğu görüşünü kabul eder misiniz?

Mevcut haliyle AK Parti, Türkiye’deki her nevi İslami hassasiyete sahip kitlelerin önemli bir çoğunluğunu sağcılaştıran, milliyetçi, muhafazakâr bir siyasi partidir. Bu özellikleriyle Saadet Partisi’yle değil de MHP ile daha çok benzeşir. Türkiye birinci sağcılaştırma programını, çok partili siyasi hayata geçtiğinde yaşamıştır. Sağcılaşan kitleler devleti kendilerinin zannettiler. Bu politikayla hem devlet rahatladı, hem de NATO üyeliği son derece meşru bir yere oturdu halkın gözünde. Milli politikamız oldu. 27 Mayıs darbesi bildirisinde “NATO’ya ve CENTO’ya bağlıyız” vurgusu kuvvetlidir. AK Parti geldiği noktada küresel kapitalist sistemin taşıyıcısı konumunda, Bonapartist, otoriter, jakoben, milliyetçi, Makyavelist, sağcı bir partidir. İslam, hatta İslamcılık ile ilişkisi semboller üzerindendir ve araçsaldır. Adalet, hak, hukuk gibi kavramlarla; kucaklayıcılıkla alakası yoktur. Devletçi ideolojiler milliyetçilik olarak tezahür eder, şimdilerde AK Parti’de vücut bulmuştur. İslamcılık ise öncelikle bir itirazdır. Adaletsizliğe, haksızlığa karşı kucaklayıcı, hiçbir topluluğu dışlamayan, bir arada yaşamayı ön planda tutan, ontolojiler üzerinden değil prensipler üzerinden siyaset oluşturan bir isyan. Mesela Sayın Temel Karamollaoğlu’nun çizdiği tabloyu İslamcılığa daha yakın bulurum.

Adalet talebiyle kitleleri örgütleyen İslamcılığın pratiği tezat oldu. İslamcılık sosyal adaleti sağlayabilir mi?

İslamcılık konusunda herkes farklı şeyler anlıyor. AK Parti’nin eleştirilere muhatap olan tarafı yani adaletsizlik, lidere mutlak bağlılık, mutlak itaat, ekonomik adaletsizlik, nepotizm, menfaatçilik İslamın ilkelerine bağlı olduklarından kaynaklanmıyor, bu ilkeleri terk etmelerinden kaynaklanıyor. Miras bırakmadan ölmüş bir peygamberin takipçisi olmak iddiası saray kültürüyle, şaşaayla, emperyal heveslerle, burjuvamilyarder oluşturmakla bağdaşır mı? Erbakan’ın 11 aylık pratiği bunu mu yaptı? İşe dar gelir gruplarından başladı, hortumları kesti, havuz sistemi ile halkın buharlaştırılıp cebe indirilen paralarını korudu. Hemen yatırıma ve üretime yöneldi. Sayın Temel Karamollaoğlu ne diyor? Biz “sosyal demokrat” görüşe yakınız diyor. Paylaşım dediğimiz şey ekonomik anlamda adaleti, eşitliği, eşitlenmeyi hedef alan bir tutumdur. Bir fikir ve uygulama açısından bunun köklerini sınıfları reddeden, insanların eşitliğini, bunun için gönüllü olarak dönüştürmeyi öneren ve temele koyan vahiy dinlerinde bulursunuz. Sosyalizm düşüncesinin köklerini vahiy dinlerinde bulursunuz. AK Parti iktidarı bunları hedef almadı; küresel kapitalizmi Türkiye’ye taşıdı. Yola çıktıkları söylemle kıyaslarsak tutarlılar ancak İslamın ilkeleriyle tutarsızlığa düştüler. 15 yılda çoğalan bir kalem de dolar milyarderleri.