Semih Özakça için tahliye kararı

Ekim 20, 2017, 12:43 pm
KHK ile meslekten ihraç edilen, işlerine dönmek amacıyla açlık grevi yapan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça'nın, "silahlı terör örgütüne üye olmak", "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet" ve "terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından yargılanmalarına devam edildi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davanın duruşmasında, tutuklu sanık Semih Özakça ve tutuksuz sanık Acun Karadağ salonda hazır bulunurken, tutuklu sanık Nuriye Gülmen ise sağlık sorunları gerekçesiyle duruşmada hazır edilemedi.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde sanık avukatlarının tahliyeye yönelik beyanlarının dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Buna göre mahkeme heyeti, sağlık problemleri gerekçesiyle Özakça’nın adli kontrol şartıyla ve ev hapsiyle tahliyesine, hakkındaki somut deliller ve tanık beyanları doğrultusunda Gülmen’in ise tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Özakça: İşimizi istiyoruz, konuyu değiştiriyorlar

Tahliyesine karar verilen Semih Özakça, “Biz işimizi istiyoruz. İşimize iade edilsin açlık grevini bitireceğiz” dedi. Sözlerinin devamında “Ben ölmek istemiyorum, yaşamak istiyorum” diye konuşan Özakça, yargılamanın durumunu Filistinli şair Nizar Gabbani’nin dizelerinden alıntıyla şöyle özetledi: “Geri dönüşü olmayan bir vize verirler bize darağacına çekilmeden az önce. Son şiiri yazmak, son vasiyeti yazmak için konuyu değiştiriverirler. Bizler işimizi istiyoruz, konuyu değiştiriyorlar.”

Durumlarını Adile Naşit ve Münir Özkul’un oynadığı Neşeli Günler filmindeki, anne ve babayı birleştirmek için açlık grevi yapan çocukların durumuna benzettiğini dile getiren Özakça, şöyle konuştu: “Anne, baba limon mu, sirke mi kavgası verirken, çocuklar onları bir araya getirmek için açlık grevi ve oturma eylemi yapıyorlardı. Çok benzeştirdim durumumuzu. Bir insanın açlık grevi yapması için herhangi bir talimata gerek yok ki, biz hakkımızı istiyoruz. Bu bir hak arama yöntemidir.”

Bir talebin yerine getirilmesinin çeşitli yöntemleri olduğunu söyleyen Özakça, “Biz herşeyi yaptık. Örgütsel bir şeye sokulmaya çalışıyoruz ama işimize dönme talebimizin, ne Danıştay, ne AYM ne AİHM’de hiçbir yerde karşılığı yoktu. OHAL komisyonu hiç çalıştı mı? Yok. Gayemiz işimiz olmasaydı, bu kurumlara başvurmazdık” diye konuştu.

Bir çocuğun ölümünü bekleyen akbabanın Afrika’da çekilen fotoğrafını da hatırlatan Özakça, yıllar sonra fotoğrafçının, “O çocuğu orada bırakmamalıydım” dediğini aktardı. Mahkemenin de o fotoğrafçı gibi davranabileceğini belirten Özakça, “Burada insani bir sorumluluğunuz var. Fotoğrafı çektiniz, gidebilirsiniz. Ama sorumluluktan kaçamazsınız. Biz işimizi istiyoruz. İşimizi verin, bitireceğim açlık grevini diyorum. Verin işimizi, bakın bakayım açlık grevi kalır mı?” dedi.

Bir sonraki duruşma 17 Kasım’da

Bu arada, Nuriye’nin annesi Cemile Gülmen kızını en son 15 gün önce gördüğünü ve onu görmeye dayanamadığı için hastaneye gitmediğini söyledi. Gülmen’in yanında kız kardeşi refakatçi olarak kalıyor. Semih Özakça’nın Eskişehir’de çiftçilik yapan dedesi Ali Rıza Özakça, torunun bir karıncayı bile incitmeyen biri olduğunu belirterek, Mardin’de okuttuğu çocukların yarışmalarda birinci olduğunu anlattı. Anneanne Naciye Özakça duruşma boyunca gözyaşı döktü.

Bir sonraki duruşma tarihi 17 Kasım olarak belirlendi. Ayrıca bu duruşmaya Nuriye Gülmen’in de getirilmesi kararlaştırıldı.
Gülmen ve Özakça, “terör örgütü propagandası ve üyeliği” suçlamasıyla yargılanıyor. Mart ayında açlık grevine başlayan iki eğitimci 23 Mayıs’ta, “tutuklanmamaları halinde adaletin işleyişine zarar verecekleri” ve “adli kontrol koruma tedbirlerinin yetersiz kalacağı” gerekçeleriyle tutuklanmıştı.