Türkiye’nin ‘Suriye’ politikası var ama ‘Suriyeliler’ politikası yok

Temmuz 06, 2017, 12:27 am

Türkiye genelinde son günlerde Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında gerilim haberleri ön plana çıktı. İskenderun, Adana, Gaziantep gibi illerin ardından son olarak başkentte, Ankaralı’larla Suriyeliler arasında kavga yaşandığı haberleri basına yansıdı. Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı, yazılı açıklama ile Suriyeliler için yöneltilen “suç işliyorlar” iddiasını reddetti. İçişleri Bakanlığı, haberlerde çarpıtma bulunduğunu öne sürdü ve yaşanan gerginliklerde “fitne, nifak” olduğunu savundu.

Açıklamada, “Suriyeli misafirlerimizin suç işleme ve suça karışma oranları, elimizdeki verilerle karşılaştırıldığında, kamuoyuna yansıtılan verilerle örtüşmemekte, rakamlar bunun tam tersini göstermektedir. Suriyeliler’in Türkiye’de işlenen toplam suçlara oranı Türkiye’deki toplam nüfusları gözönünde bulundurulduğunda ülkemiz genel suçlarına göre oldukça azdır. Suriyeliler’in karıştıkları olayların Türkiye’deki toplam asayiş olaylarına oranı 2014 – 2017’de yıllık ortalama yüzde 1,32’dir. Bu olayların önemli bir kısmı kendi aralarındaki anlaşmazlıklardan kaynaklanan olaylardır. Ayrıca 2017’de Suriyeliler’in karıştıkları suç olaylarında, nüfuslarındaki artışa rağmen bir önceki yılın ilk 6 ayına oranla yüzde 5’lik bir azalma olmuştur” denildi.

Amerika’nın Sesi’nden Yıldız Yazıcıoğlu’nun haberinde, Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında son günlerde tırmanan gerilim incelendi. Bu soruyu, özellikle Suriyeli sığınmacılar üzerinde araştırmalar yürüten Doç. Dr. Murat Erdoğan yanıtladı. Erdoğan, “Aslında bu gerilim tablosu çok erkenden başlayabilirdi. Bizim bütün çalışmalarımızda ısrarla söylüyoruz ki Türkiye’deki toplumsal kabul düzeyi halen çok yüksek. Son 6 yıl içerisinde yaklaşık 5 milyon insan Türkiye’ye geldi. Bunun 1,5 milyonu başka ülkelere gitti. Türkiye’de halen 3,2 milyonu Suriyeli olmak üzere 3,5 milyonun üzerinde mülteci var. 2011 yılına baktığımızda Türkiye’deki toplam mülteci sayısı 50 bindi. Dolayısıyla olağanüstü bir mülteci artışı var. Buna rağmen bugüne kadar süreç gayet iyi gitti. Bu durum, Türk toplumunun olağanüstü fedakarlığı, Türk kamu kurumlarının da olağanüstü çabasıyla gerçekleşti. Ama artık yeni döneme girildi. Bugüne kadar ‘Mağdur insanlar ülkemize sığındı, onlara sahip çıkalım’ düşüncesindeki Türk toplumunda, Suriyeliler’deki kalıcılık eğilimi arttıkça bu insanlardan rahatsızlık daha çok su üstüne çıkmaya başladı. Açıkçası sürpriz bir durum değil” dedi.

Geçen yıl benzeri olaylar yaşandığını ancak 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle adeta Suriyeliler ile Türkler arasındaki gerilimlere ara verildiğini kaydeden Erdoğan, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı değerlendirmede, bir anlamda o dönem gündemden çıkmış iken şimdi yeniden gündeme geldiği düşüncesinde.

İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı “Suriyeliler’in suça karışma oranlarının” gerçeği yansıttığını söyleyen Erdoğan, “Suriyeliler’e baktığımızda gerçekten suça karışma oranları çok düşük. Ama dünyanın her yerinde suç olaylarında mülteciler ön plana çıkarılır. Bizde de aynı durum yaşanıyor” görüşünde.

“Olayları provokasyon olarak görmek hafife almak olur”

Erdoğan’a göre; Türk toplumu “Suriyeliler artık geri dönmeyecek” kaygısını dışa vuruyor ve bunu gösterilerle ortaya koyuyor. “Yakın zamanda bunların artmasından endişeliyim” diyen Erdoğan, Türkiye’nin Suriye politikası bulunduğunu ancak Suriyeliler politikası bulunmadığını söyledi.

Türk toplumu ile Suriyelileri bir arada yaşatacak bir uyum politikası olmadığını belirten Erdoğan, “Türk toplumu ihmal ediliyor. Bugün İçişleri Bakanlığı’nın apar topar yaptığı açıklama da bunu gösteriyor. Madem bu tip, suça karışma oranları azlığı gibi bilgiler var. ‘Neden bu bilgiler, düzenli bir biçimde toplumla paylaşılmıyor?’ sorusu gündeme geliyor. Bu olayları sadece provokasyon olarak nitelendirmek olayları hafife almak olur” diye konuştu.

“Suriye’ye dönüşleri beklemek hayalcilik”

Erdoğan, “Sahadaki araştırmalar itibariyle Suriyeliler ne düşünüyor? Ülkelerine geri dönüş umutları var mı?” sorumuzu da yanıtladı. Bu konuda Almanya’daki Türkleri örnek gösteren Erdoğan, Almanya’ya Türk göçünde 50 yıl geçmesine rağmen ve 4’ncü kuşak Türkler olmasına rağmen yapılan araştırmalarda çoğunlukla Türkiye’ye dönüş arzusunda olduklarını söyledi. Ancak bunun gerçekle bağdaşmadığını vurgulayan Erdoğan, “Almanya’daki Türkler açısından geri dönebilecekleri güzel bir ülkeleri var. Ama Suriyeliler için durum böyle. Bu insanların Suriye’ye geri gidişlerini beklemek bana kalırsa hayalcilik” dedi.

Ülke genelindeki kavga olaylarının arkasında “Suriyeliler artık kalıcı” düşüncesinin yattığı görüşünü yineleyen Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’de neler olabileceğini kestiremediği için de aslında uyum politikası geliştirmediğini ifade etti. Suriyeliler’e birkaç sene içerisinde geri döneceklermiş gibi bakıldığını kaydeden Erdoğan, bunun sonucunda Suriyeliler’e ülke içinde serbest dolaşım hakkı tanındığını ve artık 81 ilde Suriyeli bulunduğunu, sınır bölgesinde yaşamadıklarını anlattı. Ancak Türk hükümetinin bunu siyaseten kabullenmekte zorlandığını belirten Erdoğan, “Muhalefetten tepki olacağı için siyaseten hükümet kabullenmiyor. Mülteci konusu sadece toplumsal değil siyasi bir konu. Ayrıca dünyanın neresinde olursa olsun bu kadar kısa zamanda bu kadar çok mülteci alımı yapılsa sindirilmesi çok zor. Ben Türkiye’de yine de çok az sıkıntı yaşandığını düşünüyorum. Ama devlet, gerçeklikle yüzleşmeli ve bunu Türk toplumu ile paylaşmalı. ‘Suriyeliler ile birlikte nasıl yaşarız?’ diye sorulmalı. Eğitimden sağlığa politika üretilmeli” dedi.

Erdoğan, Türkiye’de Suriyeliler konusunda asli sorumlu kamu kuruluşu dahi tespit edilmediğini belirterek, acil durumlarda görevli AFAD iken hukuken de İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğu olduğunu ancak tam anlamıyla görev dağılımı olmadığını da sözlerine ekledi.