Times: Ankara’nın işini yapan gazetecileri hapsetme hakkı yok

Ekim 12, 2017, 9:53 am
Times, Wall Street Journal gazetesi Muhabiri Ayla Albayrak'ın hapis cezasına çarptırılmasını ve gazeteci ve çevirmen Meşale Tolu'nun yargılanmasını dünya haberleri sayfalarından duyuruyor. Gazete, genel olarak Türkiye'de gazetecilerin durumunu da başyazılarından birinde ele alıyor.

Times’ın İstanbul Muhabiri Hannah Lucinda Smith’in imzasını taşıyan haberde, iki çifte vatandaş gazetecinin terör suçlamalarıyla itham edilmesinin ardından, “Türkiye’nin gazetecilere yönelik baskıyı arttırmakla suçlandığı” belirtiliyor.

Türk ve Alman vatandaşı Meşale Tolu’nun MLKP örgütü üyesi olma suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezasıyla yargılandığı kaydedilirken, geçen Nisan ayında tutuklanan Tolu’nun üç yaşındaki oğluyla birlikte hapiste yattığı kaydediliyor.

Finlandiya ve Türkiye vatandaşı Wall Street Journal Muhabiri Ala Albayrak’ın da Güneydoğu’daki çatışmalarla ilgili yaptığı bir haber nedeniyle gıyabında 25 ay hapse çarptırıldığı aktarılıyor. ABD’de bulunan Albayrak’ın mahkûmiyetini “dehşet verici bir karar” diye tanımladığı ve “Bu karar yetkili makamların Türkiye’nin güneydoğusundaki operasyonların haber yapılmamasını ne kadar çok istemediğini gösterir” diye yorumladığı bildiriliyor.

‘Türkiye’de kör kalmak’

Gazete “Türkiye’de kör kalmak” başlığını attığı başyazılarından birinde de “Ankara’nın işlerini yaptığı için gazetecileri hapse atma hakkı yok” diyor.

“Türkiye güneydoğu köşesindeki Kürt ayrılıkçılarla savaşta ve dünyanın geri kalanının bu konuda hiçbir şey bilmemesini tercih ediyor” diyen gazete, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu amaçla işlerinden başka hiçbir şey yapmayan gazetecilere karşı bir yıldırma kampanyasına onay verdiğini” söylüyor. Yazı şöyle devam ediyor;

“Albayrak’ın ‘suçu’ yeniden başladığı 2015’ten bu yana en az üç bin kişinin ölümüne yol açan çatışmaları haber yapmaktı. Bir anlamda şanslıydı. Gıyabında mahkûm edildi ve mahkumiyetini temyize götürülürken Amerika’da yaşıyor. Ancak kendisine karşı yapılan uydurma suçlama ve Türk mahkemelerinin giderek otoriterleşen devlete karşı küçük düşürücü teslimi bir adalet komedisi. Özgür dünyadaki en değerli karşılıklı güvenlik garantisinden yararlanan bir NATO üyesi ülkenin vatandaşlarına verebileceği en temel avantajlardan biri olan ifade özgürlüğü böyle açık bir şekilde çiğnemesi mantıksız. Erdoğan’ın hükümeti dünyanın bütün ülkelerinden daha çok gazeteci hapsetti. Geçen yıl ilan edilen olağanüstü hal kapsamında 150’den fazla medya kuruluşunu kapattı.”

‘Adalet sistemi baskı aracı’

Hükümetin mahkemelerin geçen yılki başarısız darbe girişiminden sonraki özel koşullar altında bağımsız hareket ettiğini savunduğunu aktaran gazete “Gerçekte New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesine göre ‘Türkiye’deki adalet sistemi baskının bir aracı oldu’ diyor. Yazı şu satırlarla sona eriyor;

“Erdoğan sadece mahkemelerini değil, müttefiklerinin güvenini de kötüye kullanıyor. Ülkesi, yakın zamana dek Batı’nın güvenliğinin bir siperi, AB’ye girmeye aday ve laik bir hükümetin İslam’la birlikte var olabileceğinin bir emsaliydi. Şimdiyse bunların hiçbiri değil. Öyle olsa bile, Albayrak’a verilen saçma cezayı hükümsüz kılmak, acil görevi.” (BBC))