Ana sayfa Editörden Türkiye’de kadının adı: Ayrımcılık, düşük ücret, güvencesiz istihdam

Türkiye’de kadının adı: Ayrımcılık, düşük ücret, güvencesiz istihdam

PAYLAŞ

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi’nin (DİSK-AR) hazırladığı ‘Türkiye İşçi Sınıfı Gerçeği 2017’ araştırmasından derlenen ’Türkiye’de Kadın İşçi Gerçeği’ raporu, Türkiye’deki kadınların istihdamdaki rolünü, maruz kaldıkları güvencesizliği ve diğer sıkıntıları ortaya koydu.

Rapora göre, Türkiye’deki kadınların çalışma hayatındaki en önemli üç sorunu ‘düşük ücret, işsizlik ve sigortasız çalıştırılma’. Kadınların erkeklerden daha düşük ücret aldığı Türkiye’de kadınların yüzde 63.9’u çalışma hayatından memnun değil. Yüzde 92’si sigortasız çalışan kadınların kıdem süresi erkeklerin gerisinde. Kadınların yüzde 23.2’si işe alım sürecinde ayrımcılık yaşıyor.

Evrensel gazetesinin raporla ilgili olarak hazırladığı habere göre, “Kadın işçilerin istihdamda olmalarına rağmen işsizliği önemli bir sorun olarak ifade etmeleri yüksek kadın işsizliğinin bir sonucu olarak görülebilir” denilen araştırmada, kadın işçilerin yüzde 78.7’sinin düşük ücreti çalışma hayatının en önemli sorunu olarak belirttiği kaydedildi. Kadınların yüzde 74,5’i işsizliği, yüzde 43,1’i çalışma hayatında uzun çalışmayı sorun olarak gösteriyor.

Kadın işçilerin yüzde 63,9’u düşük ücret aldığı için memnuniyetsiz
Kadınların çalışma hayatından memnun olmama gerekçesinin başında düşük ücret geliyor. Kadın işçilerin yüzde 63,9’u çalışma hayatında düşük ücret aldığı için memnuniyetsiz olduğunu ifade ediyor. Kadın işçilerin çalışma hayatından memnun olmamasının ikinci nedeni ise çalışma saatlerinin uzun olması.

Kadınlar erkeklerden daha düşük ücret alıyor. Kadınların yüzde 63,9’u çalışma hayatından memnun değil, en az yüzde 92’si sendikasız, kıdem süresi erkeklere göre oldukça geride. İşyerinde kadına ayrımcılık düzeyi yüksekken, kadınların yüzde 23.2’si işe alım sürecinde ayrımcılık yaşandığını düşünüyor. Kadın işçilerin yüzde 86’sı işyerlerinde çocuk bakım desteğinin olmadığını söylüyor. Kadınların yüzde 25’i güvencesiz işlerde çalışıyor.

Kadınlar hizmet sektöründe çalışıyor
Araştırmaya göre Türkiye’de kadınların yaptıkları mesleklere bakıldığında esas olarak hizmetler sektöründe çalışıyor. Kadınların yüzde 32.6’sı hizmet ve satış elemanı olarak, yüzde 19’u nitelik gerektirmeyen işlerde, yüzde 15,4’ü büro hizmetlerinde çalışıyor.

Kadınların istihdamda kalma süresi erkeklere göre daha kısa ve süreksiz. Genel olarak ‘kadın işi’ daha düşük statülü, geçici, güvencesiz ve niteliksiz işlerden, buna karşılık ‘erkek işi’ ise kadına göre daha sürekli ve güvenceli işlerden oluşuyor. 2 yıl istihdamda kalan kadınların oranı yüzde 13,8, erkeklerin oranı ise yüzde 8,9. Öte yandan 16 yıl ve üzeri istihdama bakıldığında ise erkeklerin oranı yüzde 24’e yaklaşırken, kadınların oranı yüzde 13’te kalıyor.

Raporda bu sonuç , “Kadınların işgücü piyasalarında erkeklere göre daha dezavantajlı olduklarına ilişkin bir gösterge niteliğindedir. Bu durum kadınların çalışma yaşamında daha fazla örgütsüz olmasına, ücretlerin düşmesine, yoksulluğun ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleşmesine de yol açmaktadır” ifadesiyle yorumlanıyor.

Kadınların ‘sendikasızlığı’
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre genel sendikalaşma oranı yüzde 12, kadınların sendikalaşma oranı yüzde 8, erkeklerin ise 14. Diğer bir ifade ile kadınların en az yüzde 92’si sendikasız.

Araştırmaya göre kadın işçilerin aylık geliri asgari ücret seviyelerinde kalıyor. Cinsiyete göre ücret seviyelerine bakıldığında ise durumun vahim olduğu vurgulanan raporda şu ifadeler kullanılıyor: “2017 yılı için uygulanan 1400 TL asgari ücretten az ücret aldıklarını belirten kadınların oranı erkeklerden yüksektir. Kadınların yüzde 21.9’u 1400 TL’den az ücret aldıklarını belirtmektedir.Aynı ücret seviyesinde ücret alan erkeklerin oranı ise yüzde 13.3’tür. Asgari ücretten az bir ücretle geçinen kadınların oranı erkeklerden fazladır.”

Ayrımcılık çalışma hayatında önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. İşyerlerinde hemen hemen bütün ayrımcılık türlerine rastlanıyor. Kadınların yüzde 14.1’i etnik kökeni/dini/mezhebi ve inancıyla ilgili konularda, yüzde 13.8’i ise siyasi görüş ve düşüncelerinden dolayı çalışma hayatında ayrımcılığa uğradığını ifade ediyor. Kadınların yüzde 13.7’si cinsiyete dayalı ayrımcılık yaşıyor. Yüzde 8.6’sı ise işyerinde medeni durum/çocuk sahibi olma durumuyla ilgili, kadınların yüzde 23.2’si çalışma hayatının ilk aşaması olan işe alımda ayrımcılığa uğradığını dile getiriyor. Aynı iş ve pozisyonlar için ücret ve kazançlarda ayrımcılığa uğrayan kadınların oranı ise 12.6.

İşçilerin sadece yüzde 2’si işyerlerinde kreş olduğunu ifade ediyor. Kreş anlaşması ve kreş desteği ile birlikte işçilerin sadece yüzde 7’si işyerlerinde kreşle ilgili destek sunulduğunu belirtiyor. İşçilerin yüzde 86’sı işyerlerinde çocuk bakım desteği alamıyor.

DİSK ne öneriyor?
Raporda değerlendirmesinde, istihdamda kalıcı artış ve ayrımcılığın son bulması için şu öneriler sıralanıyor:

– Kadın ve erkek arasında yaşanan ücret eşitsizliği giderilmelidir.

– Kadınların işe alım ve yükselmelerinde cinsiyetçi politikalardan vazgeçilmelidir.

– Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.

– Sendikalar, kadınların yoğun olduğu işkollarına ve istihdam biçimlerine yönelik örgütlenme modelleri geliştirmelidir.

– Kadınlara özgü görülen ev içi sorumlulukların çözümü için kamu politikaları hayata geçirilmelidir. Özellikle kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılarak tüm kadın ve erkeklerin ücretsiz yararlanabileceği bir hak olarak tanımlanmalıdır.