Yeni çıkanlar

Ocak 27, 2017, 1:07 pm

 

Pera Mera

Murat Yalçın’dan köy ve kır yaşamına dair öykülerin yeraldığı ‘Pera Mera’ Can Yayınları ile okurlarla buluştu. “Kendimi değiştirmiyorum, dünyayı değiştirmiyorum ama gerçekliği değiştirerek, kendi hayallerimin arkasına gizleyerek kendi yenidünyamı kuruyorum… ” diyor yazar. Kitap kentle kır arasına sıkışmış hayatları değil, kentle kır arasında gidip gelen göstergeleri anlatırken. Pera’nın güncel simgelerinden biri haline gelmiş Hazzopulo Köpeği’nden yola çıkarak kent ve kır hayatlarını okuyucusuna yeniden anımsatıyor. Öykülerin en güçlü yanı bu; kokuların bize geçmiş bir zamanı, uzaklarda kalmış bir mekânı anımsatması. Murat Yalçın, dilimizin tadını çıkararak çok boyutlu bir şekilde kullanmış kalemini. Kitabın sonundaki “Pera Mera Sözlüğü” ve Murat Yalçın’ın seçtiği şarkılardan oluşan “Pera Mera Ezgiliği” de okuyucuya eşlik etmekte. Pera Mera / Murat Yalçın / Can Yayınları, 15 TL.

 

 

 

 

Huzursuzluk

Zülfü Livaneli yeni romanında okurlarını Ortadoğu’nun bir gerçeğiyle yüzleştiriyor. Hikayenin merkezinde Mardinli Hüseyin ile Suriye göçmeni Ezidi bir kadın, tecavüzcüsünden kör bir kız çocuğu dünyaya getirmiş Meleknaz’ın aşk hikâyesi yer alıyor. Roman, İstanbul’da yaşayan gazeteci İbrahim’in, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberini almasıyla başlıyor. Daha sonra İbrahim gizemli bir kadının peşinde, Ezidiler ve kendi memleketi hakkında bilmediği pek çok şey öğrenir. Bir yandan da bölgenin, farklı inançlara karşı ne kadar tahammülsüz olduğunu bizzat görür. Zamanla kendisi de umutsuz bir tutkunun esiri olacaktır…Okur, Livaneli tarafından kadim Mezopotamya’nın zengin insan potansiyeliyle de bir kez daha yakınlaştırılıyor. Zülfü Livaneli / Huzursuzluk / Doğan Kitap, 15 TL.

 

 

 

 

Saydam Turp

Eleştirmenlerin, dilini Gorki ve Soljentitsin’in şiirsel ve çarpıcı anlatımına benzettiği Mo Yan, bu kitabında Çin taşrasını anlatıyor. Fanteziyle lirizmi kaynaştırırken bürokrasiyi, kara mizaha, hatta yer yer doğaüstü unsurlara yer vererek irdeliyor. Taşra yaşamında halkın acılarına ve sevinçlerine değinen Mo Yan, ayrıca modern Çin’in kısa zamanda köşeyi dönen görgüsüz yeni zenginleriyle de okurlarını tanıştırıyor. Yazar Saydam Turp’un kahramanlarından Kara Çocuk’u şöyle tanımlıyor: ”İnsanüstü bir yetenekle acıya katlanabilen ve insanüstü bir duyarlılığa sahip olan o kara tenli çocuk, bütün yazdıklarımın ruhunu simgeliyor.” 1994 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Japon yazar Kenzaburo Oe’nin, ”Ben Nobel Ödülü’nü vermek için birini seçecek olsam Mo Yan’ı seçerdim.” sözleriyle değerlendirdiği Mo Yan, 2012’de Nobel Edebiyat Ödülü kazanan ilk Çinli yazar oldu. Saydam Turp’u Erdem Kurtuldu Çince aslından çevirerek Türkçeye kazandırdı. Saydam Turp / Mo Yan / Can Yayınları, 21 TL.

 

 

 

 

 

Şu Yağmur Bir Yağsa

Şu Yağmur Bir Yağsa tam da umutsuzluğun, iç hesaplaşmanın, bocalamanın ya da tökezlemenin içinde yeşeren umudu resmediyor. Eksiğini, olumsuzunu, kötüsünü görmeye aşina gözlerin tam zıddıyla karşılaşma ihtimallerini nüktedanlıkla sezdiriyor. Gözümüze sokmadan, bağırmadan yapıyor her şeyi. Tıpkı kendiliğinden yağan yağmur gibi. Öylesine, aniden. Bereketli, ferah. Kâmil Erdem / Şu Yağmur Bir Yağsa / Sel Yayıncılık, 12 TL.

 

 

 

 

 

Yalnız Kaldınız, Peyami Bey!

Yaprağın ve külün huzuru. Ne hatıra ne bağlılık ne korku ne üzüntü. Peyami Bey’in fikirleri vardı, ve sessiz bir dinleyiciye kendini anlatma arzusuyla doluydu. Hayata ve sonrasına dair. Haksız ölüme, o ölümün hayata bıraktığı yüke, sonrasına taşıdığı acıya dair. Geri dönenlerin yalnızlığına, cevapların imkansızlığına. Ve kendine dair. Sırları, yalnızlığı, gizliliği. Bir hiç ve birçok hiç peşinde heba olan bir hayattan sonra. Geri getirmeyi hayal ettiği kayıplar. Kayıp lisan. İki dünya arasındaki. O yasak o unutulmuş bağ, yaşayanlarla ölüler arasındaki. Ve kendini adadığı ilim. Yaşayanların rüyalarında direnen çığlıklardan ses ses, hece hece. Ruhun doğum anına geri, karanlıklar ilminin içinden. Hamdi Koç / Can Yayınları , 21 TL.

 

 

 

 

 

Cereyanlar-Türkiye’de Siyasi İdeolojiler

Cereyanlar, Türkiye’de siyasî ideolojilerin özelliklerini; birbirlerini etkileme ve birbirlerinden etkilenme süreçlerini; cereyanlar içindeki figürlerin ideolojik seyahatlerini; muarız bellediklerine dair kurguladıkları dili; ideolojileri popülerleştirme tekniklerini ve siyasî ideolojilerin gündelik hayatta nasıl karşımıza çıktıklarını ustalıkla işlenmiş bir biçimde gözler önüne seriyor. Tanıl Bora, “cereyanlar”ı şu başlıklar altında tartışıyor: Geç Osmanlı Zihniyet Dünyası, Batıcılık, Kemalizm, Milliyetçilik, Türkçülük ve Ülkücülük, Muhafazakârlık, İslâmcılık, Liberalizm, Sol, Feminizm ve Kürt Siyasal Hareketi. Sadece başı sonu belli metinlere değil, sözlere ve jestlere de bakıyor, “kimin söylediği”ne değil “ne söylediği”ne odaklanıyor. Böylece, siyasî düşünceleri sarmalayan ideolojik muhtevayı ve “iklim”i de ortaya koyuyor. Cereyanlar’ı bir siyasal düşünceler kitabı olmanın ötesine taşıyan ve Türkiye’nin düşünsel ethosunu anlamamızı sağlayan heyecanlı bir metin haline getiren de bu: Olayları anlatmak ve analiz etmekle yetinmeyip bunların arkasındaki düşünce oluşumlarını ele alması. Tanıl Bora / İletişim Yayınları , 55 TL.