Ana sayfa Kitap Yeni kitabı ’15 Temmuz Anayasası’nı tanıtan Kaboğlu: İyi ki ihraç edildim

Yeni kitabı ’15 Temmuz Anayasası’nı tanıtan Kaboğlu: İyi ki ihraç edildim

PAYLAŞ

Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevindeyken 7 Şubat 2017’de yayınlanan 686 numaralı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversiteden ihraç edilen Kaboğlu “15 Temmuz Anayasası” kitabını şu ifadelerle anlattı:

“7 Şubat gecesi ihraç haberi geldiğinde 8 Şubat’ta yapacağımız Adana toplantısı çoktan planlanmıştı. Adana’ya gittik ve 16 Nisan’a kadar hiçbir toplantıyı aksatmadık. Adana’da tesadüfen benim gibi KHK mağduru öğretmen Şahin Kelleci ile tanıştım. Kendisi aynı zamanda tiyatrocu ve ihraç edilen öğretmenler için belgesel hazırlıyor. Benimle de konuşmak istedi ve ‘hiç iyi bir şey olmadı mı bu dönemde’ diye sordu.

“İki şey var dedim. Birincisi, nereye gittiysem hep benim gibi ihraç edilenler ‘Sizin de ihraç edilmenizle ihraç konusu gündeme geldi. Sizinle aynı tarafta olmak bizim için onurdur’ gibi sözler bir teselli kaynağıdır. İyi ki ihraç edildim dediğim oldu.

“İkincisi yurtdışındaki dersleri planlarken hiçbir hafta sonunu orada geçirmemek kaydıyla bu planları yapıyordum. Çünkü Türkiye çok kritik bir eşikteydi ve içine girdiğimiz süreç çok yoğun geçecekti. Sağ olsunlar bütün meslektaşlarım kendilerini bana göre ayarladılar. Derslerime başladım, iki hafta sonra görüşmek üzere dedim. Sonra Türkiye’ye geldim. Dört beş gün sonra da bu kararname ile karşılaştım.

“Biz etkinliklerimizi hafta sonları yapıyorduk. Ama artık daha da fazlalaştırabiliriz, pasaportum da iptal edildi, dedim. Skype yoluyla dersin beş saatlik kısmını öğrencilerime verdim. Anadolu’ya açıldım ve bu da ikinci olumlu tarafı oldu. Bu da bana Anadolu’nun bu konuları tartışma ve anayasa konusunda ne kadar ileri olduğunu saptama olanağını sağladı.

“Kitabımda da işlemeye çalıştığım gibi eğer 15 Temmuz hükümet ve külliye için bir fırsat oluşturduysa, 16 Nisan musibeti de anayasaya, Türkiye’nin geleceğine sorumlu ve duyarlı olan geniş kitleler için bir vesile yarattı diye düşünüyorum. O nedenle kitabımın onuncu bölümünü bu kısır döngü nasıl aşılabilir sorusuyla, demokrasi anayasa diyalektiğini kurmak yoluyla nasıl aşılabileceğini özgüledim.

“En sonunda, evet sorunlarımız var ama Türkiye Tanzimat’tan bugüne anayasal, haklar ve özgürlükler yönünden çok yol aldı ve kazanımlar sağlandı. Bu kazanımların sağlanmasına katkıda bulunan bütün atalarımıza minnet borcu dedim. Bizim bu kazanımları gelecek kuşaklara aktarmamız için sahiplenmemiz gerekiyor. Burada, gelecek kuşaklara ödevimiz dedim. Bunu yapabilecek olanlar 16 Nisan musibetinin farkına varmış yurttaşlar topluluğuna bu görevin düştüğünü esasen vurguladım. (bianet)