Yüksekdağ: Bizi hapsettiler, vekilliğimizi düşürdüler, Avrupa’ya da demokrasi hamaseti yapıyorlar

Mart 13, 2017, 2:52 pm
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, iktidarın Avrupa'ya ifade özgürlüğü dersi vermeye çalıştığını söyleyerek, “Bizi hapsettiler, vekilliğimizi düşürdüler. Demokrasinin olmadığı ülkelerde hamaset vardır, manipülasyonlar yapılır” dedi.

Suruç’ta yaptığı konuşma nedeni ile hakkında Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın 4’üncü duruşması görüldü.

Tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi’nden duruşmaya SEGBİS’le katılan Yüksekdağ, savunmasında yargılamalar yolu ile oluşan baskının siyasi gasp ile devam ettiğini, kesinleşmiş bir yargı kararına dayandırılarak milletvekilliğinin düşürüldüğünü, bununla açık bir gasp yaşandığını ifade etti. Bunun Anayasa ve Meclis teamülleri ile izah edilemeyeceğini belirten Yüksekdağ, savunmasını şöyle sürdürdü: “Temsil ettiğimiz seçmen, millet iradesine darbe gerçekleşmiştir. Tüm davalar gasp, darbe operasyonu ve enstrümanına dönüştürülmüştür. Yargı mekanizmaları iktidarın silahı olmuştur. Yargının kılıcı da seçilmiş siyasetçilere sallandırılmıştır. Yargının otoriter siyasetin basıncı ile felç edilmesi söz konusudur. Hukuk ve evrensel kurallar gereğince hayatın olağan akışının sınanarak hukuk kurallarına varmaya çalışılması gerekir; ancak Türkiye’de hayatın olağan akışı nedir, ne değildir cevap verilememektedir. Türkiye’de darbe ortamı yaşanmaktadır. Yargı hiç bir dönemde bu kadar baskı altına alınmamıştır. Yargı kurumlarına dayanılarak siyasi tasfiye yürütülmektedir. Hakkımızda merkezi bir organizasyon olmadan karar verilmesi mümkün değildir. Tüm yargılama süreçleri siyasi kararlar ile yürütülmektedir. Ne ceza verileceği, ne hakkında dava açılacağı siyasi merkezler tarafından belirlenmektedir.”

‘MİLLETVEKİLLİĞİMİN DÜŞÜRÜLMESİ YOK HÜKMÜNDEDİR’

Cemaatin yargıyı zapturapt altına almakla suçlandığına işaret den Yüksekdağ, “Bu gerekçeler ile yüzlerce insan gözaltına alındı, çürüme zemininin doğmasına yol açtı. Bugünkü duruma bakıldığında yargı ekseninde yine operasyon geçerli kılınmıştır, yargıda bu partizanlaşma oluşmuştur. Dokunulmazlıkların kaldırılması Anayasayı ihlal ile gerçekleşmiştir. Anayasa Mahkemesi şu an görüşme yapamaz haldedir; ancak bu davalar kapanmayacaktır, bitmeyecektir. Her biri hukuksuz olarak yürütülmektedir. Yaptığımız başvurular siyasi iktidar izin vermediği için görüşülmemektedir. Anaya Mahkemesi siyasi iktidar izin vermediği için görüşme yapmamaktadır. Yargıtay da benzer şekildedir. Benim hakkımda hüküm veren hakim ve savcılar tutukludur. Bu kararla milletvekilliğim düşürüldü. Bu karar yok hükmündedir. Bu nedenle mahkemenizin karşısında seçilmiş bir kişi olarak konuşmaktayım. Türkiye’de yasal olan bizzat devlet ve iktidar tarafından ayaklar altına alınmıştır. Hak ve temsiliyet zorla cebirle alınmıştır. Zora giren benim meşruiyetim değil, olağan olmayan şey benim meşruiyetimi ayaklar altına alan iktidardır. Biz hangi yasaya göre yargılanıyoruz? Demokratik ülkelerde olmayan bir düzen söz konusudur. Orman kanunu bile denemeyecek bir sistem yürütülmektedir” diye konuştu.

‘ANAYASA İŞLEMEMEKTEDİR’

Türkiye’de seçilmiş 13 milletvekilinin yargılandığını hatırlatan Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Siyasi yıkıcılık ile karşı karşıyayız. Akademisyenler yargılanmaktadır, toplumsal birikim tasfiye edilmektedir, gazeteciler gözaltına alınmaktadır. Sosyal medya ile insanlar cezaevinde kalmaktadır, cezaevleri dolmuş, yer açmak için gerçek suçlular tahliye edilmektedir. Siyasi iktidar Avrupa’ya ifade özgürlüğü ile ders vermeye çalışmaktadır, ancak bizi hapsettiler, vekilliğimizi düşürdüler. Demokrasinin olmadığı ülkelerde hamaset vardır, manipülasyonlar yapılır, kavga etmediğimiz ülke kalmamıştır. Türkiye’nin dış itibarı kalmamıştır. Bunu yaşatanlar bugün bizi yargılamakla meşru haklarımızı gasp etmektedir. Türkiye’de yargı kurumuna önemli roller düşmektedir. Biz bedeli göze aldık, karanlığa karşı duruş ortaya koyduk, siyaset kurumunun bu riski üstlenmesi gerekir. Hakkımızdaki yargılamalar, parti üyeliğinin düşürülmesi bize yönelik siyaset yasağıdır. Siyasi vesayete karşı, siyasi liderlere karşı güven oluşturacak hukuki kurum bırakılmamıştır. Faşist uygulamalar söz konusudur. Devlet kurumlarının hangi kanuna uyacağının şaşırdığı bir otoriter düzen vardır. Türkiye’de anayasa işlememektedir, tüm yargı kurumlarının görevi Anayasaya bağlı kalmaktır, ancak siyasi iktidar Anayasaya bağlı değildir, Anayasayı tanımamakta, her gün çiğnemektedir. Şu an anayasal görevlerimizi kullanamamakta, temsiliyet görevini yerine getirememekteyiz.”  (dihaber)