Connect with us

Öne Çıkanlar

Bir kilo kıyma için 4 saat çalışmak gerekiyor

Published

on

Gıda fiyatları artmaya enflasyon yükselmeye devam ediyor. 2017’yi yüzde 12 enflasyon ile kapatan Türkiye’de gıda fiyatları 2018’de de el yakmaya devam edecek. Dünya’da en yüksek gıda fiyatına sahip olan Türkiye’de, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin aylık gıda masrafı bin 500 lira harcaması gerekiyor.
 
Bu durum resmi olmayan rakamlara göre 7 milyon işsizin yaşadığı Türkiye’de çalışanların aldıkları ücretlerin en temel gıda harcamasına bile yetmediğini gösteriyor. Gıda fiyatlarının bir türlü düşmemesi uzun zamandır enflasyon artışının da en temel nedeni. Uzmanlar, gıdadaki artışı liranın başta dolar olmak üzere diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesine ve hükümetin yanlış tarım politikasına bağlıyor. 
 
ALMANYA’DA 30 EURO TÜRKİYE’DE 130 LİRA
 
Türkiye sadece en yüksek vergilerin değil gıdaya en fazla para ödeyen ülkelerin de başında geliyor. Dünyada gıda fiyatları düşerken son birkaç yıldır sürekli artan gıda fiyatları vatandaşın belini büküyor. Türkiye’deki Migros ve A 101 marketlerindeki gıda fiyatları ile Almanya’daki Rewe ve Lidl’nin fiyatlarını karşılaştırdığımızda fiyatlardaki uçurum ortaya çıkıyor.

Asgari ücret ile çalışan bir Alman, haftalık olarak aralarında süt, yumurta, peynir, yoğurt, patates, soğan, havuç, elma, portakal, makarna, pirinç ve tavuk gibi temel gıda ürünleri için Lidl’dan alışveriş yaptığında ortalama 30 euro öderken, aynı ürünler için Rewe’de 50 euro harcıyor. Türkiye’de ise fiyat aralığı Lidl’a yakın olan A 101’den aynı ürünleri alan vatandaşın cebinden çıkan haftalık ücret ortalama 130 lira iken Migros’ta ise aynı ürünler için ortalama 205 lira ödemesi gerekiyor. Aynı ürünleri satın almak için Türkiye ve Almanya’da asgari ücret ile çalışan bir işçinin çalışma saatleri arasındaki fark ise durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.
 
GIDA ARTIŞINDA BİRİNCİYİZ
 
Temel gıda maddelerini almak için Almanya ve Türkiye’de bir işçinin çalıştığı saatleri aldıkları ücrete göre karşılaştıran Ekonomist Özcan Kadıoğlu’na göre, Türkiye’de asgari ücret ile çalışan bir işçinin bir kilo kıyma alması için yaklaşık 4 saat çalışması gerekiyor. Almanya’da ise 1 saat. 100 gram çikolata için bir Alman 30 dakika çalışırken, Türkiye’de 2,5 saat çalışması gerek.
 
Kadıoğlu’na göre, Almanya’da asgari ücret ile çalışan bir kişi bir kilo tereyağı almak için 42 dakika çalışırken, Türkiye’de 4 saat çalışıyor. İngiltere’de durum farklı değil, 1 kg şeker için İngilizler 20 dakika çalışırken bir Türkiyeli 2 saat çalışmak zorunda. 10 tane yumurta almak isteyen bir İngiliz sadece 15 dakika çalışırken Türkiye’de neredeyse 1 saat.
 
AÇ KALMAMAK İÇİN BİRDEN FAZLA KİŞİ ÇALIŞMALI
 
Ülkeler arası ücret farkı ve alım gücündeki oransızlıkların sınıfsal güç dengesi ile alakalı olduğunu belirten iktisatçı yazar Mustafa Sönmez, “Çalışan sınıflar güçsüz ise, asgari ücretin seyri de düşük kalmakta, artışlar enflasyona yetişememekte. Türkiye’de asgari ücret artışları son yıllarda enflasyon düzeyini yakalamakla birlikte, temeli çok düşüktür, çalışanı ve ailesini değil geçindirmek, açlık sınırının bile üstünde tutamamakta, ücretlinin ailesinde birden çok çalışan yoksa açlık, bir tehlike halini almaktadır” dedi.
 
Türkiye’de gıda enflasyonunun kronikleşmesinin arzın yetersizliğinden kaynaklandığını belirten Sönmez, 2001 yılından bu yana çiftçiye devlet desteğinin azaltıldığını ancak AB ülkelerinde ve çoğu dünya ülkesinde gıdanın stratejik bir alan sayılarak devlettin bütçeden çiftçiyi desteklediğine dikkat çekti.

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Öne Çıkanlar

“Canan Karatay’ı görünce üzülüyorum, depresyonu turşuyla çözmek gibi önerileri tartışmak istemiyorum”

Published

on

By

2015’te Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından verilen diyabet alanında ‘Yılın Bilim Adamı’ ödülünü alan Yılmaz, “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine de pancar üretiminin sınırlandırılmasına da karşıyım. Üretim ağırlığının nişasta bazlı şekerlere kaydırılmasını doğru bulmuyorum” ifadesini kullandı.

Temel Yılmaz’ın Habertürk’ten Kübra Par’ın sorularına verdiği yanıtların ilgili bölümü şöyle:

– Canan Karatay, son günlerde depresyon ilaçlarıyla ilgili açıklamasıyla gündemde. İstanbul Tabip Odası’nın Karatay’a para cezası kesmesine ne diyorsunuz?

Canan Hoca’nın açıklamalarını artık biraz üzüntüyle izliyorum. Depresyonu sadece bağırsaklara ve faydalı-zararlı bakterilere bağlamak, sorunu turşu yiyerek çözmek gibi önerleri de tartışmak istemiyorum! Sorun bu tür talkshow türü yorumlardan çok daha ciddi. Sadece bizim toplum değil, dünyadaki tüm toplumların sorunu. Hekimler arasındaki bu tür tartışmaların yeri medya değil, olmamalı. Bir hipoteziniz varsa, bununla ilgili olarak bir araştırma yaparsınız. Oturup araştırmayı kaleme alırsınız, sonra bu çalışmayı hakemli dergilerden birisine gönderirsiniz. O arada da bir bilimsel kongrede sunmak istersiniz. Oradaki sunumda konunun uzmanları sizi dinler, onayladıkları noktalarda onaylar, akıllarına yatmayan noktalarda da sorularını sorar. Ondan sonra o düzeltmelerini yapar. Yayın, hakemli bir dergide çıkar. Bu artık uluslararası standartlarda yapılmış bir araştırmadır ve herkes bunu uygular.

– Karatay’a temel eleştiriniz, araştırma bulgularını önünüze koymadan konuşması mı?

Evet, somut kanıtlar olmadan konuşmamalı.

– Siz Karatay’ın şeker yükleme testine karşı çıkmasını da eleştiriyorsunuz değil mi?

“Şeker yükleme testini yaptıranların çocukları şeker hastası olur, kalbi delik olur” diyorsanız, bunu kanıtlamanız lazım. Tıpta gelişigüzel konuşma hakkınız yok. İnsan hayatıyla ilişkili olarak karar veren ve daha sonra hesap sorulmayan mesleklerden biri hâkimlik, diğeri de hekimlik. Bir hasta, gelip sizi bir otorite olarak aldığı zaman, ağzınızdan çıkacak her kelimeyi izler. Söylediğiniz bir kelimeye takılır, sabaha kadar uyumaz. Canan Hoca’nın, glikoz tolerans testi yapılmış annelerin çocuklarının verilen glikoza bağlı olarak diyabet olduğuna dair kendi klinik araştırmasını ya da literatüre ilişkin araştırmasını bekliyorum. Baktım ama bulamadım.

– Ama Karatay depresyon ilaçlarının aşırı yaygınlaşmasını eleştirmekte haklı değil mi?

Depresyon ilaç tüketiminin aşırı olduğuna katılıyorum. Bunun temel nedeni, gelişen teknolojinin insanlara getirdiği yeni hayat modeli. İnsanlar artık çok daha uzun saatler çalışıyor, daha uzun süre kapalı ortamlarda kalıyor, daha hareketsiz ve daha stresli. Mesaj-mail trafiği de düşük yoğunluklu stresi tüm güne yaydı. İnsanlar artık sürekli çalışan, sürekli izlenen ve sürekli uyarı ve emirlerle sürekli yönetilen modern köleler haline geldi ve tüm toplumlarda depresyon patladı. İlaç kullanımı da arttı. Ancak bu durum tek başına bu kadar aşırı ilaç kullanımını izah etmez. Sorunu psikoterapik rehabilitasyonlarla çözümlenebilecek birçok insan hemen ilaca yönlendiriliyor. Aşırı miktarda gereksiz, indikasyonsuz ilaç tüketimi var. Bu ilaçlar duyguları etkileyen ilaçlar, stres ve üzüntüleri azaltırken sevinç ve mutlulukları da buduyor. Çalışma koşullarının biraz daha düzeltilmesi, işyerlerinde çalışana psikolojik danışmanlık sağlanması gibi önlemler, sorunların çözümünde çok önemli rol oynayabilir.

Continue Reading

Çok Okunanlar