Connect with us

Öne Çıkanlar

CHP’li Engin Altay’dan Afrin mesajı: ‘Tek kişilik oyun çevirmesine müsaade etmeyeceğiz’

Published

on

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Afrin’e gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Harekat sırasında şehit olan Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan’a rahmet dileyen Engin Altay şöyle konuştu:

ÖSO birlikleri nereden nasıl oluşturuldu’

“Türkiye sınır güvenliğiyle ilgili bu operasyonu gerçekleştirirken Mehmetçiğimizi burnunun kanamadan tehdit unsurlarının temizlenmesidir temennimiz. Türkiye bir terör tehdidiyle karşı karşıyadır. AK Parti hükümetlerine şunu söyledik hep; terör ve terör örgütleriyle ayrım yapmadan etkin katı mücadele içinde olun. Kimi terör örgütlerini biraz göz ardı ederek diğer örgütlere operasyonlar yapmak doğru değil. Terör nerden kimden gelirse gelsin aynı görüp aynı şekilde muamele etmek gerek terör örgütlerine. Kürt sorununu çözümüne yönelik adımları da terörle mücadelede eş zamanlı atabilmelidir. Bu adımları atmayanlar bunları bitirirsiniz bugün başka terör örgütleri ortaya çıkar. Eş zamanlı olarak Kürt sorunu çözümüne yönelik adımların, hamlelerin yapılması önemlidir. ÖSO birlikleri nereden nasıl oluşturuldu, şüpheli ve tartışma getiricidir. ÖSO, El Kaide uzantılı kimi örgütlerden oluşan bir derleme birliktir. Türkiye’nin bu konuda dikkatli olması gerekir.

Ahlaki bulmuyoruz, edep dışı buluyoruz’

Harekatta sağlanan askeri üstünlüğün stratejik hatayla kaybedilmemesi gerektiğini vurgulayan Engin Altay şöyle devam etti: “Hassas bir süreç Askeri üstünlük stratejik hatayla kaybedilmemeli. Yapacağınız stratejik hatalar Türkiye’yi bölgede ofsaytta düşürebilir. Muhalefet partileriyle iş birliği içinde olmasının bu operasyonunu başarılı olması bakımından hayati önemi var. Genel başkanımızın ordumuzun kollanmasına askerimizin bir damla kanının akmamasına yönelik temennisinden Recep Tayyip Erdoğan’ın niçin rahatsız olduğunu ben anlamış değilim. Afrin meselesi Türkiye’nin milli meselesidir.Erdoğan’ın bunu tek kişilik oyun gibi kahramanlığı üzerine övgüler dizilecek senaryoya çevirmesine müsaade etmeyeceğiz. Ahlaki bulmuyoruz, edep dışı buluyoruz. Bir partinin operasyonu gibi sunulması siyasi ahlak ya da etikle bağdaşmaz. 80 milyonun meselesidir bu mesele. 2011 Mart ayında Suriye’de başlayan kriz noktasında Türkiye ve Erdoğan doğru adımlar atabilseydi, krizi çözebilecek rol üstlenseydi Türkiye’nin burnunun dibi kan gölüne dönmeseydi.” 

Cumhurbaşkanının evladının Harekat Merkezinde operasyonu izlemesi yakışık almamıştır’

Engin Altay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlunun harekat bölgesinde olduğuna dair görüntülerinin yayınladığını anımsatarak şöyle devam etti: “Siyasi tartışmalara aile fertlerini katmak doğru değildir. Ama Mehmetçik orada zor şartlarda ulusal güvenlik için kan dökerken askerliğini bedelli olarak 28 gün yapan cumhurbaşkanının evladının harekat merkezinden operasyonu izlemesi bu görüntüleri vermesi belki de müdahale etmesi, edip etmediğini bilmiyoruz yakışık almamıştır. Bunu yapan dövizli askerlik yapmış birisidir. AK Parti’nin Afrin Harekatını iç politika malzemesine dönüştürme hamlesini ayıp buluyoruz. Vatan bayrak sevgisinden yoksun görüyoruz. Bu operasyonun bir Türk- Kürt çatışmasını körükleyecek nitelikte olmaması lazım. Ayrışmasına kamplaşmasına dönüşmemesi için hükümetin samimi yapıcı adımalar atması lazım. Bölge ülkelerinin kaygılarının giderilmesi lazım. Her aşamada muhalefet desteği isteniyorsa hükümetten 3 beklentimiz var; her aşamada ana muhalefeti bilgilendirin, her aşamada samimi olun, angajmanlarınızda ana muhalefeti bilgilendirin. Bunları yapmak sizin asli işiniz ve göreviniz. Kendi başınıza angajmanlara girip Mehmetçiği orada ofsaytta bırakacak hamlelerden kaçınmak lazım. Savaş sürecini derinleştirecek çıkarlarımızı zedeleyecek adımlar ve angajmanlardan da kaçınmalıdır. Bu çağrımız bir geri çekilme çağrımız değil. Bilakis, Türkiye’ye yönelik ter türü tehdide karşı askeri önlemler tedbirler yapılır ama bunları yaparken sivil kayıp meselesi konusunda azami özeni göstermek lazım. Hukukun üstünlüğünü savunan bir anlayış içinde olan bir parti olarak en başında söylediğimizi yineliyoruz. Terörizmle etkin mücadele ama sıfır sivil kayıp. Büyük devletler böyle büyük olurlar. Türkiye’nin buna dikkat etmesini istiyoruz.”

Continue Reading

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Öne Çıkanlar

“Canan Karatay’ı görünce üzülüyorum, depresyonu turşuyla çözmek gibi önerileri tartışmak istemiyorum”

Published

on

By

2015’te Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından verilen diyabet alanında ‘Yılın Bilim Adamı’ ödülünü alan Yılmaz, “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine de pancar üretiminin sınırlandırılmasına da karşıyım. Üretim ağırlığının nişasta bazlı şekerlere kaydırılmasını doğru bulmuyorum” ifadesini kullandı.

Temel Yılmaz’ın Habertürk’ten Kübra Par’ın sorularına verdiği yanıtların ilgili bölümü şöyle:

– Canan Karatay, son günlerde depresyon ilaçlarıyla ilgili açıklamasıyla gündemde. İstanbul Tabip Odası’nın Karatay’a para cezası kesmesine ne diyorsunuz?

Canan Hoca’nın açıklamalarını artık biraz üzüntüyle izliyorum. Depresyonu sadece bağırsaklara ve faydalı-zararlı bakterilere bağlamak, sorunu turşu yiyerek çözmek gibi önerleri de tartışmak istemiyorum! Sorun bu tür talkshow türü yorumlardan çok daha ciddi. Sadece bizim toplum değil, dünyadaki tüm toplumların sorunu. Hekimler arasındaki bu tür tartışmaların yeri medya değil, olmamalı. Bir hipoteziniz varsa, bununla ilgili olarak bir araştırma yaparsınız. Oturup araştırmayı kaleme alırsınız, sonra bu çalışmayı hakemli dergilerden birisine gönderirsiniz. O arada da bir bilimsel kongrede sunmak istersiniz. Oradaki sunumda konunun uzmanları sizi dinler, onayladıkları noktalarda onaylar, akıllarına yatmayan noktalarda da sorularını sorar. Ondan sonra o düzeltmelerini yapar. Yayın, hakemli bir dergide çıkar. Bu artık uluslararası standartlarda yapılmış bir araştırmadır ve herkes bunu uygular.

– Karatay’a temel eleştiriniz, araştırma bulgularını önünüze koymadan konuşması mı?

Evet, somut kanıtlar olmadan konuşmamalı.

– Siz Karatay’ın şeker yükleme testine karşı çıkmasını da eleştiriyorsunuz değil mi?

“Şeker yükleme testini yaptıranların çocukları şeker hastası olur, kalbi delik olur” diyorsanız, bunu kanıtlamanız lazım. Tıpta gelişigüzel konuşma hakkınız yok. İnsan hayatıyla ilişkili olarak karar veren ve daha sonra hesap sorulmayan mesleklerden biri hâkimlik, diğeri de hekimlik. Bir hasta, gelip sizi bir otorite olarak aldığı zaman, ağzınızdan çıkacak her kelimeyi izler. Söylediğiniz bir kelimeye takılır, sabaha kadar uyumaz. Canan Hoca’nın, glikoz tolerans testi yapılmış annelerin çocuklarının verilen glikoza bağlı olarak diyabet olduğuna dair kendi klinik araştırmasını ya da literatüre ilişkin araştırmasını bekliyorum. Baktım ama bulamadım.

– Ama Karatay depresyon ilaçlarının aşırı yaygınlaşmasını eleştirmekte haklı değil mi?

Depresyon ilaç tüketiminin aşırı olduğuna katılıyorum. Bunun temel nedeni, gelişen teknolojinin insanlara getirdiği yeni hayat modeli. İnsanlar artık çok daha uzun saatler çalışıyor, daha uzun süre kapalı ortamlarda kalıyor, daha hareketsiz ve daha stresli. Mesaj-mail trafiği de düşük yoğunluklu stresi tüm güne yaydı. İnsanlar artık sürekli çalışan, sürekli izlenen ve sürekli uyarı ve emirlerle sürekli yönetilen modern köleler haline geldi ve tüm toplumlarda depresyon patladı. İlaç kullanımı da arttı. Ancak bu durum tek başına bu kadar aşırı ilaç kullanımını izah etmez. Sorunu psikoterapik rehabilitasyonlarla çözümlenebilecek birçok insan hemen ilaca yönlendiriliyor. Aşırı miktarda gereksiz, indikasyonsuz ilaç tüketimi var. Bu ilaçlar duyguları etkileyen ilaçlar, stres ve üzüntüleri azaltırken sevinç ve mutlulukları da buduyor. Çalışma koşullarının biraz daha düzeltilmesi, işyerlerinde çalışana psikolojik danışmanlık sağlanması gibi önlemler, sorunların çözümünde çok önemli rol oynayabilir.

Continue Reading

Çok Okunanlar