Connect with us

Politika

142 aydından ortak çağrı: Ahmet Türk’ün cezaevinde olması ülkenin ayıbıdır

Published

on

Mardîn Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün barış için mücadele eden bir siyasetçi olduğu vurgusu yapan aydınlar, Türk’ün derhal serbest bırakılmasını talep etti. Aralarında farklı kesimlerden isimlerin yer aldığı 142 aydın, tutuklu bulunan Türk için bir araya geldi. Aydınlar, ‘Türk’n cezaevinde olması ülkenin ayıbıdır’ çağrısı yaptı.

Hükümetin Kürt siyasetini bitirme politakası kapsamında tutuklanan Mêrdîn Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün serbest bırakılması için aydın ve sanatçılar kampanya başlattı. Aralarında Orhan Pamuk, Fikret Kuşkan, Metin Özülkü, Edip Akbayram, Rutkay Aziz, Zülfü Livaneli, Yeşim Ustaoğlu ve Müjde Ar gibi isimlerinden de bulunduğu 142 aydın ve sanatçı Elazığ Cezaevi’nde tutuklu bulunan Türk’ün serbest bırakılması için bir çağrı yayınladı.

Derhal serbest bırakın

Taksim Hill Hotel’de basın toplantısı düzenleyen aydın ve sanatçılar Türk’ün sağlık durumuna dikkat çekrek derhal serbest bırakılmasını talep etti. Ahmet Türk’ün barışın en önemli isimlerinden biri olduğu belirtel açıklamada “Ahmet Türk’ün sağlığından endişeliyiz. Ahmet Türk derhal serbest bırakılsın” denildi. Avukat Kemal Aytaç’ın okuduğu ortak metinde Ahmet Türk’ün ülke tarihi ve siyasetinin en önemli isimlerinden biri oladuğu kaydedildi.

Türk’ün cezaevinde olması Türkiye’nin ayıbıdır

Basın toplantısında konuşan siyasetçi Ercan Karakaş Kürt siyasetçinin siyasi tarihine dikkat çekerek, Ahmet Türk’ün 1973’ten beri parlamentoda bulunduğunu, ülkenin geleceği için önemli işlere imza attığını vurguladı. Ülkenin esenliğe çıkması için önemli bir deneyime sahip olduğu vurgusu yapan Karataş, Türk’ün cezaevinde olması Türkiye açısından büyük ayıp olduğu söyledi. Kürt siyasetçinin 44 yıldır barış ve bir arada yaşamak için mücadele ettiğini hatırlatan Karataş, “Ahmet Türk’ün tutuklu bulunması sadece hukuksuzluk değil vicdansızlıktır. Cezaevinde bulunan siyasiler ve gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz”dedi.

Ahmet Türk Anadolu’dur

Hukukçu Haluk İnanıcı’da, Ahmet Türk kim diye sorulursa, ‘Hayatını hep barış mücadelesine adamış bir insandır’ şeklinde cevap verileceğini söyledi. İnanıcı “Ahmet Türk, Anadolu’da yaşayan insanların sesidir. Ahmet Türk, Anadoludur. Diyarbakır’da (Amed) yaşanan işkenceleri dile getirmekte utanan bir çelebidir. Bir şehrin belediye başkanı, temsilcisi, 42 yıllık politikacıdır” ifadelerini kullandı.

Barış talebinden asla vazgeçmedi

Barış demokrasi ve Türkiye’nin çoğulcu yapısı için bir gazetecinin ilk düşündüğü ismin Ahmet Türk’ün olduğunu ifade eden gazeteci Murat Çelikkan ise, defalarca hedef gösterilmesine rağmen Türk’ün barış ve demokrasi talebinden vazgeçmediğini hatırlattı. Kürtlerin ne zaman bir pariteye oy verir o parti güçlenir ise o partinin kapatıldığını ve siyasetçilerine yasak konulduğunu vurgulayan Avukat Mesube Tekay, Türk’ün Kürt siyasi tarihinin bir özeti olduğunu dile getirerek, “Ahmet Türk defalarca tutuklandı fakat her defasında barışçıl siyaseti savundu. Biz Ahmet Türk’ü barışçıl kimliğini ile biliyoruz. Bu talebi nedeniyle içeride olduğunu da biliyoruz” dedi.

Seçilmişlerin yargılanması saygısızlıktır

Seçilmişlerin yargılanmasını ve tutuklanmasını eleştiren CHP eski milletvekili Melda Onur, “Ahmet Türk’ün Türkiye’nin farklı kesimlerinden bir çok sesi bir araya getirdiğini” söyledi. Onur “Hasta hükümlü ve tutukluluların takipçisi olmamız lazım. Bu kişilerin acilen sağlıklı koşullar sağlanması gerekir. Ahmet Türk’ün tutuksuz yargılanması gerekir. Bugün tutuklu yargılanmak tam bir cezaya dönüşmüştür. Milli iradenin referans yapıldığı bir ortamda seçilmiş milletvekillerini ve yöneticileri tutuklamak milli iradeye yapılan bir saygısızlıktır” diye konuştu.

Ortak metni ise Avukat Kemal Aytaç okudu.

Taksim Hill Hotel’de bir basın toplantısı düzenleyen aydın ve sanatçıların yayınladığı bildiri şöyle:

“Ülke tarihimizin ve siyasetimizin önemli ismi Ahmet Türk, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdürürken, görevinden alınarak tutuklanmış, önce İstanbul Silivri Cezaevi’ne daha sonra Elazığ Cezaevi’ne gönderilmiştir.

Siyasetin her alanında faaliyet yürütmüş olan Ahmet Türk, bu deneyimini, şiddetten arınmış bir siyasi nezaketle yıllarca sürdürmüş saygın bir siyasetçidir. Demokrat ve barışçı kimliğiyle tanınan Ahmet Türk, yaşamı boyunca da bu ilkelere bağlı kalmış ve çok geniş, farklı çevrelerin de ilgisini, sempatisini, saygısını haklı olarak kazanmış aydın bir kişiliktir.

Tutuklanma gerekçeleri belediye hizmetleriyle ilgilidir. Oysa başkanlığı süresince hakkında onlarca inceleme ve denetleme yapılmış ve sonucunda denetleyenlerce kendisine olumlu rapor verilerek teşekkür edilmiştir.

İlerleyen yaşı ve yaşadığı rahatsızlıklar dikkate alınmaksızın hukuksuz ve haksız yere tutuklanmıştır. Tutuksuz yargılamayı esas kabul eden bir hukuk sisteminde demokratik yollarla seçilmiş siyasetçilerin cezaevlerinde tecritte ve kötü koşullarda tutulmaları nedeniyle endişeliyiz.

Ahmet Türk kalbinde pille yaşamaktadır. Cezaevi koşullarının sağlık durumunu daha da kötüleştireceği açıkça ortadayken tutuklu yargılanmasında ısrar etmenin vahim sonuçlara neden olabileceğini düşünüyoruz.

Bizler, onu tanıyor, biliyor ve aşağıda imzası bulunanlar olarak, sağlık durumu da dikkate alınarak Ahmet Türk’ün derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

Çağrıcılar: Mebuse Tekay, Melda Onur, Ercan Karakaş, Murat Çelikkan, Haluk İnanıcı

 

 

Bildiriye imza atanların isimleri şöyle:

Ahmet İnsel – Akademisyen
Ahmet Özer – Akademisyen
Ahmet Özmen – Avukat
Ahmet Telli – Şair
Ahmet Ümit – Yazar
Akın Birdal – İnsan Hakları Savunucusu
Akif Kurtuluş – Şair
Arif Keskiner – Film Yapımcısı/Yönetmen
Arif Sağ – Müzisyen
Arzu Çerkezoğlu – Doktor
Aydın Engin – Gazeteci
Ayhan Erdoğan – Avukat
Ayşe Erzan – Akademisyen
Ayşe Yıldırım – Gazeteci
Ayşegül Devecioğlu – Yazar
Bahri Bayram Belen – Avukat
Banu Güven – Gazeteci
Barış Atay – Oyuncu
Baskın Oran – Akademisyen
Başar Yaltı – Avukat
Belkıs Akkale – Müzisyen
Berat Günçikan – Gazeteci
Burhan Şenatalar – Akademisyen
Burhan Şeşen – Müzisyen
Cahit Berkay – Müzsiyen
Can Dündar – Gazeteci
Celal Başlangıç – Gazeteci
Celal Yıldırım – Hekim
Ceyda Karan – Gazeteci
Deniz Türkali – Sinema Oyuncusu
Doğan Bermek – Mimar
Edip Akbayram – Müzisyen
Emin İgüs – Müzisyen
Emine Uşaklıgil – Yazar
Ercan Demir – Avukat
Ercan Karakaş – Siyasetçi
Ercan Kesal – Sinema Oyuncusu
Ergin Cinmen – Avukat
Erol Katırcıoğlu – Akademisyen
Erol Kızılelma – Denizci
Erol Önderoğlu – Gazeteci
Eşber Yağmurdereli – Avukat
Faruk Eren – Gazeteci
Fatih Polat – Gazeteci
Fehim Işık – Gazeteci
Fehim Taştekin – Gazeteci
Ferhat Tunç – Müzisyen
Fikret Kuşkan – Sinema Oyuncusu
Gencay Gürsoy – Akademisyen
Gökhan Durmuş – Gazeteci
Gülendam Şan Karabulutlar – Avukat
Gülseren Onanç – İş İnsanı
Gülten Kaya – Müzik Yapımcısı
Gürhan Ertür – İletişim Danışmanı
Hacer Ansal – Akademisyen
Hakan Bakırcıoğlu – Avukat
Hakan Tahmaz – Yazar
Halis Yıldırım – Avukat
Haluk İnanıcı – Avukat
Hasan Fehmi Demir- Avukat
Hasan Kıvırcık – Mimar
Hilmi Yarayıcı – Milletvekili
Hüseyin Aykol – Gazeteci
Hüseyin Turan – Müzisyen
Hüsnü Okçuoğlu – Siyasetçi
Hüsnü Öndül – Hukukçu
İbrahim Kaboğlu – Akademisyen
İnci Hekimoğlu – Gazeteci
İrfan Aktan – Gazeteci
Jülide Kural – Tiyatrocu
Kamil Tekin Sürek – Avukat
Karin Karakaşlı -Gazeteci
Kemal Aytaç – Avukat
Kumru Başer – Gazeteci
L.Doğan Tılıç – Gazeteci
Mazlum Çimen – Müzisyen
Mebuse Tekay – Avukat
Mehmet Ümit Erdem – Avukat
Mehveş Evin – Gazeteci
Melek Ulagay Taylan – Belgeselci
Menderes Samancılar – Sinema Oyuncusu
Metin Özülkü – Müzisyen
Mihriban Kırdök – Avukat
Murat Belge – Yazar
Murat Çelikkan – Gazeteci
Mustafa Atalay – Muhasebeci
Müjde Ar – Sinema Oyuncusu
Müjgan Arpat – Gazeteci
Namık Kuyumcu – Şair
Nazım Alpman – Gazeteci
Nebil Özgentürk – Gazeteci
Nesrin Nas – Siyasetçi
Nesteren Davutoğlu – İletişim Danışmanı
Neşe Erdilek – Sosyolog
Nevzat Onaran – Gazeteci
Onur Akın – Müzisyen
Orhan Alkaya – Şair
Orhan Pamuk – Yazar
Orhan Silier – Tarihçi/Fizikçi
Osman Kavala – İş İnsanı
Osman Özgüven – Siyasetçi
Oya Baydar – Yazar
Oya Ersoy – Avukat
Ömer Faruk Gergerlioğlu – Hekim
Ömer Madra – Yazar
Özgür Altın – Avukat
Özgür Mumcu – Gazeteci
Özlem Dalkıran – Tercüman
Ragıp Yavuz – Yönetmen
Reis Çelik – Yönetmen
Rıdvan Turan – Hekim
Rıza Türmen – Diplomat
Rona Aybay – Akedemisyen
Rutkay Aziz – Tiyatrocu
Sadık Gürbüz – Müzisyen
Salih Bolat – Şair
Salih Zeki Tombak – Şair
Salman Kaya – Siyasetçi
Semra Somersan – Gazeteci
Several Ballıkaya Çelik – Avukat
Sezgin Tanrıkulu – Siyasetçi
Sibel Oral – Gazeteci
Suavi – Müzisyen
Süleyman Çelebi – Sendikacı
Şebnem Korur Fincancı – Akademisyen
Şerafettin Can Atalay – Avukat
Tarhan Erdem – Yazar
Tatyos Bebek – Hekim
Tolga Sağ – Müzisyen
Tuğrul Keskin – Şair
Turgay Olcayto – Gazeteci
Tülay Ateş – Avukat
Ümit Kıvanç – Yazar
Yasemin Bektaş – İletişim Danışmanı
Yasemin Çongar – Gazeteci
Yeşim Ustaoğlu – Senarist
Yetvart Danzkyan – Gazeteci
Yılmaz Odabaşı – Şair
Zeynep Altıok Akatlı – Siyasetçi
Zeynep Tanbay – Koreograf
Ziya Halis – Siyasetçi
Zülfü Livaneli – Müzisyen

Öne Çıkanlar

Erdoğan’dan IMF’ye: Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al!

Published

on

By

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak NATO‘ya tepki gösterdi. “Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın?” diyen Erdoğan, IMF‘ye de “Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim; sen sadece paranı al” diye seslendi.

Bolu’da partisinin 6. olağan il kongresinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye ve Irak sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmak isteyenler yüzlerindeki maskeleri indirip niyetlerini ifşa ettiler. Kimsenin ummadığı operasyonları başlattık. Müttefikimiz dediğimiz güçlere bakışı sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik. NATO’nun üyesiyiz. Yeri geldi Afganistan’da olduk Somali’de olduk şu anda Suriye’de bu olaylar yaşanırken, ey NATO sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri bizi taciz ediyor, Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın, devamlı ben bunları mı söyleyeceğim? Şu ana kadar hala olumlu bir ses söz yok.

“Biz iktidara geldiğimizde de attığımız her adımda bize olmaz dediler, yapamazsınız dediler, başaramazsınız dediler. Daha ileri gidip ‘haddinizi aşmayın ha’ dediler. IMF’nin bize dediği laf ‘olmaz’. Ne olmaz? Sen paranı alıyor musun, alıyorsun. Bizden sonra borç istedi. Arkadaşlar “Verelim mi?” dedi, “Verin” dedim. Bugün borç alan yarın emir alır.

(IMF’ye) Türkiye’yi yönetecek birisi varsa o da benim. Sen sadece paranı al.”

Continue Reading

Gündem

“Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!”

Published

on

By

BirGün yazarı Bülent Mumay, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın açıklaması sonrası başlayan “dinde reform” tartışmalarını değerlendirdi. “Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı ‘İslamda güncelleme’ tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını ‘Cumhur İttifakı’ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr” diyen Mumay, Erdoğan’ın bir gün sonra yaptığı “Dinde reform yapmak haddimize mi” açıklamasıyla ilgili olarak da “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor” ifadesini kullandı.

Bülent Mumay‘ın “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!” başlığıyla yayımlanan (11 Mart 2018) yazısının ilgili bölümü şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla patlak veren “dinde güncelleme” meselesinin zamanlaması, AKP açısından hiç de iyi olmadı. Karamollaoğlu’nun “Cumhur ittifakı”na kapıyı kapatmasından sonra, AKP’nin niyeti Saadet Partisi tabanını kazanmaktı. Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı “İslamda güncelleme” tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını “Cumhur İttifakı”ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr. Dünkü Milli Gazete’nin manşeti de, bu öfkeyi yansıtıyordu. “İslam’ın güncellenmesi ne demek?” başlığıyla çıkan gazete, Erbakan’ın “Din, Allah yapısıdır” sözlerini de 1. sayfadan hatırlatma gereği duymuştu.

Gerçi çok da şey etmemek lazım. Erdoğan, “güncelleme” açıklamasını da güncelledi. Önce, sözcüsü İbrahim Kalın twitter’dan “izahat” yapma gereği duydu. Yetmeyince Cumhurbaşkanı bizzat devreye girdi. Bir gün önce, “İslam’ın güncellenmesi gerektiği”nden söz eden Erdoğan, tepkiler üzerine “Dinde reform olmaz, haddimize mi” deme gereği duydu. Saray’ın 24 saat içinde güncelleme açıklamasına getirdiği güncelleme, Windows işletim sisteminin sürekli gönderdiği güncelleme yamalarından bile daha hızlı geldi. “Şehirleri mahvettik” tadında çıkışlarla uzunca bir süredir kendi muhalefetini yapan Erdoğan’ın yeni bir hamlesi olabilir, kim bilir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi” diyen Cem Karaca da rahmet istedi şimdi…

Bu arada enteresan bir gelişme daha oldu… Aralarında Ankara ve Marmara’nın da bulunduğu ilahiyat fakülteleri, Erdoğan’ın sözlerine “açıklık” getirmek için bildiriler kaleme aldı. “Aslında şunu demek istedi” tadındaki açıklamaları yapanların, bir yerlerden motive edildikleri aşikar elbette… Tarikat yurtlarındaki çocuk istismarları konusunda gıkı çıkmayan, kendisine ilahiyatçı diyen sapıkların kadınları aşağılayan “fetva”ları karşısında ‘lâl’ olan ilahiyatçıların, Saray’ın tekzip bürosu olarak hizmet vermeye başladı aniden. Ne diyelim, yeni “akademik görev”leri hayırlı olsun…

Continue Reading

Editörden

Bakan Zeybekci’den Moody’s ve AB’ye: Ne halt edersen et umurumuzda değil

Published

on

By

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısında, Türkiye’nin kredi notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu olan Moody’s‘e yüklendi. “Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın?” diyen Bakan Zeybekci, “Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır” dedi.

Karahayıt Mahallesi’nde bir otelde düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısına Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Denizli Valisi Hasan Karahan, Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ve Türk Eximbank çalışanları katıldı.

‘AVRUPA BİRLİĞİ’NE TAM ÜYELİK UMURUMUZDA DEĞİL’

Toplantının açılışında konuşan Bakan Zeybekci, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesinin Türkiye olduğunu söyledi. Bakan Zeybekci, “Her türlü sağına soluna kulp takabilirler ama kendi ağızlarıyla bazen itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Aralık ayında IMF’nin raporunda satın alma gücü paritesine göre 26 bin 500 dolarlık kişi başına düşen milli geliriyle dünyanın 13’üncü büyük ekonomisinin Eximbank’asıyız. Avrupa’nın 5’inci büyük ülkesinin Eximbank’asıyız. Hedef olarak mutlaka dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi, Avrupa’nın da ilk 3 büyük ekonomisinden biri olacağız. Hedef olarak, ‘Avrupa Avrupa’ dediğimiz zaman da birileri şöyle sanıyor: ‘Bunların işi gücü yok, bunlar illaki Avrupa Birliği’ne ölüp tutuşuyorlar, Avrupa Birliğine illaki girmek istiyorlar.’ Yok böyle bir derdimiz bizim. Bizim derdimiz başka. Atatürk muasır medeniyet dediğinde Avrupa Birliği yoktu daha, hayali bile yoktu. Birbirlerini boğazlamakla meşguldüler. Biz evrensel standartlardaki ülkemizi refah seviyesine, insan hakları, özgürlükler, çevre hassasiyetleri, sağlık, teknoloji, bilim standartlarına çıkarmak için kendimize hedef olarak gördük. Biz o hedefe ulaştığımızda, bizim için bunun enstrümanlarından biri de Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, yani bu kaldıracı kullanmak gibi de menfaatimize olabilir, bunu kendimize stratejik hedef olarak görüyoruz. Biz o hedefe ulaştığımızda Avrupa Birliği’ne tam üye olup olmamak bizim işimiz değil, açıkça söylüyorum umurumuzda da değil. O, o günün Türkiye’sinin vereceği bir karardır, tam üye olup olmamakla ilgili. Buna ne onlar karar verebilir, ne de biz karar verebiliriz. Ama hedefimiz, o hedefe ulaşmak. Onun içindir zaten bütün yolculuğumuz” diye konuştu.

‘BUNLARINKİ TEFECİ MANTIĞI’

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu ‘Ba1’den ‘Ba2’ye düşürmesine tepki gösteren Zeybekci, şunları söyledi:

“Yine geçen hafta bir kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’yle ilgili not düşürmesi… Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın? Avrupa Birliği’nin toplam geri dönmeyen kredi hacmi 1.2 trilyon dolar. AB üyesi ülkelerden birinde geri dönmeyen kredilerin milli gelire oranı yüzde 60’ın üzerinde. Bizimki yüzde 3 bile değil. Türkiye’nin notunu düşürüyor, onunkini artırıyor. Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır. Ne kadar itibarının olduğunu da gösterdi millet. Öyle bir karar açıkladın, ardından ekonomi ve finans piyasalarının sana verdiği tepki sıfır. Sana verdiği itibar sıfır. Bunları bileceğiz, mesafemizi koruyacağız. İlişkilerimiz menfaat ilişkisi olacak. Bunları asla dikkate almayacağız. 29 Mart’ta Türkiye’nin büyüme rakamları açıklanacak. Söylüyoruz: 2017 yılında 2016 yılına göre verdiğimiz yatırım teşvik belgeleri yüzde 81 rakamsal olarak arttı, 175 milyar lira. Bunlar 2018’de yatırıma dönüşecek. Belgesini vermediğimiz 100 milyar liralık yatırımcı bekliyor. 2018 yılında dolar bazında 100 milyarlık özel ve reel sektör yatırımı olacak. Yatırımların büyümeye katkısından dolayı 2018 yılında Türkiye’nin büyüme performansı 2017 gibi yüksek olacak diyoruz. 2018 yılıyla ilgili beklentilerimiz ve ihracatın artması, üretimin de büyümeye etkileri yüksek gelecek ve bunlar yine mahcup olacaklar.”

Continue Reading

Çok Okunanlar