Ana sayfa Gündem Adil Öksüz, Hulusi Akar’dan aldığı emirleri mi uyguladı?

Adil Öksüz, Hulusi Akar’dan aldığı emirleri mi uyguladı?

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Genelkurmay Çatı Davasında sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarının alınmasına devam edildi.

PAYLAŞ

Savunmasına Cuma günü başlayan dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın Başdanışmanı eski Kurmay Albay Orhan Yıkılkan bugünkü celsenin başında, 15 Temmuz akşamı saat 21.00’den önce Muhafız Alayı Komutanı Muhsin Kutsi Barış’ı arayarak, tatbikatı öne çektirdiği iddiasını cevapladı. HTS kayıtlarında kendisinin ne askeri hattan ne de cep telefonundan saat 21.00’den önce Barış’ı aramadığının, buna karşılık saat 20.36-20.48 arasında bir kez Genelkurmay Başkanı, iki kez de 2. Başkanın aradığının gözüktüğüne dikkat çekerek, “Bu numaralardan da benim aramam fiziken mümkün değil. Çünkü görüntülerle sabit, o saatlerde odamdayım. Özetle, bu iddia asılsızdır ve Muhafız Alayı’nı arayan numaralarla, bu iddiada bulunanlar aynıdır” dedi.

Yıkılkan, soruşturma aşamasında gündeme gelen TRT’de sözde darbe bildirisini okutan Ümit Gençer’e talimat verdiği iddiasıyla ilgili olarak da şunları söyledi:

“Ümit Gençer’in bildiri okunmadan önce görüştüğü, son emirleri aldığı telefonlar hep Genelkurmay Başkanı’nın yanındaki telefonlardır. Ümit Gençer beni bir kez aramış. Niye aradığını burada sordum, ‘Onun adına görev yaptığım için Genelkurmay Başkanı’yla görüşmek üzere Levent Türkan’ı aradım. Açmayınca sizi aradım’ dedi.”

Darbe planlamasında görev almak ve örgüt tarafından alınan kararları uygulamakla suçlandığını belirten Yıkılkan, şöyle devam etti:

“Daha bu planı gören, duyan çıkmadı. Evet olaylar var, ama plan yok. 15 Temmuz’da olanlar, bir planın varlığına değil, yokluğuna işaret ediyor. Hangi örgüt, herkes anlıyor; FETÖ. İyi de iddianamede, TSK örgütündeki görevim ve rütbem söyleniyor, başka bir şey yok. 500 bin kişiye terörist diyeceksin, darbeye katılan 2 bin kişi. Dünya inanmadığı gibi vicdanlar da kabul etmiyor. Bana FETÖ’cü diyende Bylock çıkıyor. Latif Erdoğan çıkıp, ‘TSK’da hala FETÖ’cü var’ diyor. 5 kişiyi teşhis et, yok.”

“GORDİON’UN DÜĞÜMÜ GİBİ OLDU…”

Yıkılkan, yaşanan karmaşayı anlatırken, “Geçenlerde Metastaz diye bir kitap çıktı, duydunuz mu?” diye sordu. Başkan Oğuz Dik, “Duydum. Barış’lar” karşılığını verdi. Yıkılkan, “Evet, Barış’lar” dedikten sonra şunları anlattı:

“Hukuk, sizler, herkes bunları temizlemeye çalışacak, ama Gordion’un düğümü gibi oldu.

Darbeye katılmayan, hatta engel olanlar FETÖ’cü çıkıyor. Hukuk, mantıktan bu kadar uzaklaşamaz. Darbeci olarak yargılayacaksanız yargılayın, ama herkese FETÖ’cü demeyin. Bana hangi görev verilmiş de işlem yapmamışım? İşlem yapmayanlar belli, koltuklarında oturuyorlar. Hukuk, yargı beni burada tutarak, onları temizleyemez.”

“Cemaat darbe yapabilir” iddiaları üzerine Kasım 2015’te danışmanlar grubu olarak bir çalışma yaptıklarını kaydeden Yıkılkan, hazırladıkları rapor hakkında şu bilgiyi verdi:

“Cemaatin karşı çıktığı bir darbe yapılamaz, ancak Cemaatin kendi başına darbe yapma yeteneği yok sonucuna vardık. Yani bir darbeyi engelleme yeteneği var, ama yapma yeteneği yok. Çoğunlukta olsalar bile hücre tipi yapılanma ile gizli bir örgüt olarak devam ettikçe darbe yapamayacaklarını, çünkü birbirlerini tanımadıkları için organize olmayacaklarını, ayrıca bir darbenin dünya çapındaki çıkarlarına uymayacağını belirttik. Bakın iddianamenin temeli yapılan ‘FETÖ uzmanı’ Çetin Acar da 15 Temmuz’un başarısızliğını aynı nedenlere bağlıyor. Ama Çetin Acar’ın iddianameye alınmayan bir iddiası var, darbenin görünmeyen sivil 1 numarasının Kemalettin Özdemir olduğunu söylüyor.”

Yıkılkan 12 Eylül darbesine ait Bayrak Harekat Planı hakkında bilgi verdikten sonra da planın altındaki ismi gösterip, şöyle konuştu:

“İsim Kenan Evren, ama imza yok. 15 Temmuz’da Hulusi Akar’ın imzası olmadığı gerekçesini savunanların dikkatine sunuyorum. Akar’ın adı var, imzasi yok. Evren’in de imzası yok. Aynı mantık.”

“ERDOĞAN’LA GİZLİCE GÖRÜŞEN…”

Duruşmanın saat 14.00’te başlayan öğleden sonraki bölümünde Hulusi Akar’ın, Erdoğan’la gizlice görüşen dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ı izletmesi olayının detaylarını anlatıp, bu olayı İlker Başbuğ’un Bülent Arınç’la görüştüğü için Baki Kavun’u izletmesine benzeten Yıkılkan, şu iddialarda bulundu:

“Bu olayın 15 Temmuz’la çok ilgisi var. Arkasından yaşanan olaylar herkesi 15 Temmuz’a getiren olaylardır. Bu aynı zamanda Akar’ın çalışma usulunü de gösteriyor. Takipte birileri var, Külliye’de birileri var. Hücre, kompartıman tipi. Abidin Ünal’ı kim takip etti, araştırdım. Özel Kuvvetler Komutanlığı, Zekai Paşa değil. MİT mi, bilmiyorum.

Hulusi Paşa’nın hafta sonu Pazar günü yaptığı görüşmeler var. Havacı bir genaral var. Ona sordum. Takibi yapan kim mi? 15 Temmuz’da Erdoğan’a suikast yapacağı söylenen Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş. Abidin Ünal’ın bu görüşme önemli ve öncesi var.”

Yıkılkan ardından şunları söyledi:

“2013 Mart’ında benzer bir görüşme için Hulusi Akar da çağrıldı. Bir akşam Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan aradı, Başbakan Erdoğan’ın yarın sabah beklediğini söyledi. Akar o zaman 2. Başkan. ‘Sizin çağırmanız lazım. Bizim gizlice gelmemiz usulen uygun değil. Genelkurmay Başkanının bilgisi olması lazım’ dedim. TSK’nın siyasallaşmaması için böyle bir teamül oluşmuştu. Böl, parçala, yönet, TSK’nın siyasete girmesi demekti. Hasan Doğan, ‘Hayır aramayacağım, siz gelin’ dedi. Akar’a aktardım. Meyyaldi. Şöyle bir formül bulduk, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’yı çağırdık. Başbakan ne soracaksa, onun üzerinden cevap verelim dedik. Konu, çözüm süreciydi. Ön planda Muhammet Dervişoğlu, arka planda Efkan Ala, Hakan Fidan, Yalçın Akdoğan vardı. Başbakan, arada bir yerdeydi. En karşı çıkan Necdet Özel’di. Özellikle Fidan ve Ala’ya gösterdiği tepkinin haddi yoktu. Yaklaşım, Necdet Özel’in devreden çıkarılmasıydı. Başbakan’ın konuşmak istediği buydu. İşte Abidin Ünal görüşmesinden Akar, aynı mesajı almış oldu. Kendisinin değiştirilmesine yönelik bir adım olarak algıladı. Şimdi filler arasında olanları anlatıyorum. O zaman Abdullah Gül vs. arkadaşlıklarını bilmiyoruz. Cumhurbaşkanı’nın İsmail Metin Temel, Kenan Kenan, Cihat Yaycı gibi isimlerle teamül, emir ve komuta dışında temasları vardı. Cumhurbaşkanı’nın emekli bir askeri başdanışman görevlendireceği söylendi. Güven bunalımı vardı. Bir de Abidin Ünal’ın Dışişleri’ndeki oğlu, ‘Babam ilk havacı Genelkurmay Başkanı olacak’ diyor. Bunlar üst üste geldi. Akar, çok ciddi bir hayal kırıklığı içindeydi, ‘Niye hala bana güvenmiyor’ dedi. 2014’ten beri Cumhurbaşkanı ve Başbakan nezdinde üzerinde FETÖ’cü yaftası vardı. A. Gül tasfiye olmuştu. Davutoğlu’nun tasfiye emareleri belirmişti. Hakan Fidan sallantıdaydı. Şikayeti, ‘Sıra bana geliyor’du.”

“YAŞ KARARLARINI ŞEKİLLENDİRDİ”

Yıkılkan, bu gelişmelerden sonra Hulusi Akar’la aralarında geçen konuşmaları ve bazı temasları da şöyle aktardı:

“Akar, ‘Ben artık şikayet makamı değilim, Genelkurmay Başkanıyım. Cumhurbaşkanı ülkeyi felakete sürüklüyor. Ben şimdiye kadar bu meseleyi çoktan çözer, hallederdim, ama karargahım, J. Başkanlarım istediğım gibi değil. İlhan’la, Mustafa’yla, Salih’le bir şey olmaz. Eğer Balyozcular olsaydı, bu işleri çoktan hallederdim’ dedi. Ben bunları, hayal kırıklığı sonucu yaşanan hezeyanlara yordum. Yaşar Güler’in de şahit olduğu konuşmalar bunlar. Cumhurbaşkanı her şey benim olsun istiyor, ama böyle giderse bir anda elindeki her şeyi kaybedebilir, farkında değil. Anlaşıldı ki, biz Cumhurbaşkanı ile aynı yolda yürümüyoruz. Ahmet Davutoğlu’na yapılanın darbeden ne farkı var. Bunlar yanlış işler. Cumhurbaşkanı yaptığı her şeyi mahvetti. Ben ona ısrarla ‘Cumhurbaşkanı olmayın, Başbakan olarak işlerin başında kalın’ dedim. Bir gün, Hulusi Akar, ‘bu işleri gelecek yıl, 2019’da kökünden çözeceğiz’ diyordu. Bu arada bize bir yığın iş veriyordu. Ne, darbe mi yapacaksınız, madem öyle, bu hazırlıklar niye diye sordum? 2015 YAŞ’ını şekillendiren belli, 2013-2014 YAŞ’ında da Hulusi Akar, ikinci başkan olarak YAŞ kararlarını şekillendirdi. 2013’ten itibaren kim rakibi olmuşsa, şöyle veya böyle tasfiye edilmiştir. Korkut Özarslan, İsmail Hakkı Pekin, Hasan Kalyoncu gibi…”

Dönemin ABD Genelkurmay Başkanı Ash Carter’a bağlı 5 kişilik ekibin Türkiye odaklı çalıştığını, ekipten Desoto’nun, “Türkiye kuruluş ilkelerinden uzaklaşıyor. Akar ve TSK’nın tavrı ne olur?” sorusuna TSK ataşesinin, “Akar Atatürk’ün temel değerlerine bağlıdır. Biz de rahatsizlık duymaktayız. Daha da ileri gidilirse, Akar başta olmak üzere müsaade etmez ve müdahale eder” karşılığını verdiğini öne süren Yıkılkan, “Bunlar Akar’ın bilgisi, onayı dışında mı söylendi. Öyle olsa, o kişi bir gün duramaz orada. Komutan Amerikalıları idare ediyor, Cumhurbaşkanı’nın da haberi var diye düşünüyordum” dedi.

“ADİL ÖKSÜZ, HASAN’IN HULUSİ AKAR’DAN ALDIĞI EMİRLERİ UYGULUYOR OLABİLİR Mİ”

15 Temmuz’dan önce EMASYA’nın KOKTOD olarak yeniden uygulamaya konduğunu, kaldırılan TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. Maddesi’nin de geri getirilip, “Minareyi çalanın kılıfı hazırlandığını” belirten Yıkılkan, mahrem imam olduğu söylenen ve Hulusi Akar’ı giydiren bir mağaza sahibini anlatmaya geçince Başkan Dik, “Bedava mı, parayla mı?” diye sordu. Yıkılkan, “Yarı parası” cevabını verdikten sonra şöyle devam etti:

“Bu Hasan, hiçbir zaman benden randevu almadı. Evinin pasta, böreğine kadar karşılayan adam. İddianamede Adil Öksüz’ün üzerinde gözüküyor. Adil Öksüz, Hasan’ın Hulusi Akar’dan aldığı emirleri uyguluyor olabilir mi? Hasan, Akar’ın garantörlüğünde, Adil Öksüz de Hakan Fidan’ın garantörlüğünde çalışıyor olabilir mi? Yıl 2013, Today’s Zaman’da Abdullah Bozkurt Akar’la ilgili bir yazı yazdı. Haberim yok, ‘Hakkımda İngilizce bir yazı yazılmış, nerde?’ dedi. Buldum. Özel kalemiyim. CV’sini ben yazıyorum, oradaki bilgileri bilmiyordum. Bunu da kendisine söyledim, ‘Sen yat, Hasan çalışıyor’ dedi. Ben o Hasan’ın bu Hasan olduğunu bilmiyordum. Bu kadar ayrıntıyı Abdullah Bozkurt bilmez, bir günde de yazılamaz. Abdullah Bozkurt kim, şimdi BM’de Fetö lobisi yapıyor. Yok yanına sızmışlar da! Neyi sızmış ya?!”

Akar’ın 3 anket firmasına araştırma yaptırdığını öne süren Yıkılkan, Haziran 2016’da Akar’a yaptığı, ama odasından çıkmayan bazı arzlar hakkında şunları söyledi:

“Yapılan bir anket, ülkeyi bu gidişattan kimin kurtaracağı sorulmuş. Cevap; Meral Akşener, Hulusi Akar. Bunlar nerede? Bir başka belge, Türk ve Müslüman olmayan AKP’liler listesi. Bunu ben hazırlamadım, kendisi hazırlattı. Demek ki, kullanacaktı. Bu nerede? Sadece gizli tanık Abdullah ve diğerleri değil, İsmail Metin Temel de Akar için ‘Sisi’ diyordu. Bu bilgileri aktarıyorduk. Ancak Mart-Haziran arasında bir şey değişti. Mart’ta tedirgin olan, bana onları söyleyen adan değildi. Ne değişti diye sordum. ‘Ben Cumhurbaşkanı ile görüşürür, kendimi kurtarırım. Sen kendine bak’ dedi. Vallahi de billahi de.”

Başkan Dik, “Dediğin doğruysa, seni önceden uyarmış” esprisini yaparken Yıkılkan, “Öyle oldu zaten. Gökhan Şahin Sönmezateş’i Abidin Ünal’ı izletmek için kullanmışsan, Marmaris’e de göndermiş olabilirsin. 15 Temmuz’a garantör olabilecek tek kişi Hulusi Akar’dır. Kontrollü yapayım derken, kontrolü elinden kaçırdı” dedi.

Başkan Dik’in, “Burada senin durumun ne?” sorusuna Yıkılkan, “Şu salondakilerin en sorumlu adamı derseniz, engel olamadığım için” karşılığını verdi. Başkan Dik’in, “Beraber yaptık, o yan çizdi mi diyorsun?” sözleri üzerine de Yıkılkan, şöyle konuştu:

“Yok, ben bilmiyordum. Bilsem beni Akıncı’ya götürürdü. Tahminin bu işi Akar yüzde 100, Abidin Ünal ve Bülent Bostanoğlu yüzde 50, Salih Zeki Çolak yùzde 25 biliyor. En habersizi de Galip Mendi. Yurtta Sulh Konseyi olarak bunlar dışında birilerini arıyorsanız, aramayın. Darbe olmuşsa, sorumlu siyasiler ve TSK’nın tepesindekilerdir.”

Savunmasının devamında TV’de yayınlanan, sanıkların gözyaşları içinde izlediği PKK’yla mücadele eden komandolarla ilgili bir belgeseli gösteren Yıkılkan, o belgeselde üzerinde 6 şehidin kanı varken konuşan askerin bugün burada sanık olduğunu vurguladı. Bir şekilde o gece bu kişi ile emrinde dağlarda görev yapanın Genelkumay’da bilinçli bilinçsiz karşı karşıya getirildiğini bildiren Yıkılkan, “Bunlar da çimenler” dedi. Yıkılkan, konsey iddiasının asılsızlığına ilişkin olarak da şunu söyledi:

“İtirafçı Hakan Bıyık, ‘Darbeyi Haziran sonunda planlıyorduk’ diyor. Haziran sonunda güya konsey üyesi Ramazan Gözel, diğer konsey üyesi benim iznimi imzalıyor, diğer konsey üyesi İlhan Talu da 27 Haziran’da onaylıyor. ‘Darbe yapacağız, manyak mısın, nereye gidiyorsun?’ demeleri gerekmez mi? Ben Belçika’ya gidiyorum.”

Yıkılkan’ın bu sözleri üzerine Başkan Dik, “Gitmemişsin ama” karşılığını verdi. Yıkılkan, “Bu nereden çıktı?” diye sorunca da Başkan Dik, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne sorduğunu, bugün bu cevabın geldiğini, en son 18 Ocak 2016’da yurtdışı çıkışının gözüktüğünü söyledi. Brüksel’de kaldığı otelin faturası ile Brüksel-Paris gidiş dönüş tren biletini gösteren Yıkılkan, EGM hakkında suç duyurusunda bulunacağını bildirdirdikten sonra Milli Savunma Bakanlığı’nın açtığı tazminat davalarına da şu sözlerle tepki gösterdi:

“2011-2016 arasında her sene minimum 10 takım elbise, her birine gömlek-kravat, her 3 takıma bir ayakkabı, mont minimum 60 takım. 247 bin 200 TL’lik bila ücret, iddianamede mahrem imam olduğu yazan Hasan’dan hediye alınan, halen kullanıp, gardroplarında bulunan elbiselerin faturasını çıkarsın. Savcılara ihbarda bulunuyorum, haksız mal edinimi var. Ödesin veya ne yapacaksa yapsın.”

Yıkılkan savunmasının bitiminde iki celsedir anlattıklarını özetlerken Başkan Dik, “Şimdiye kadar bir tane sanık buldun. Hulusi Akar dışında kim var?” diye sordu. Yıkılkan da “12 Eylül davasında kaç sanık vardı?” hatırlatmasını yaptı.

Orhan Yıkılkan ve avukatının savunmalarının saat 20.45’te tamamlanmasından sonra yarın devam etmek üzere bugünkü celse sonlandırıldı.