AGİT: ‘Hayırcı’ların kampanyası medyada yer bulmadı, kısıtlandı

Nisan 14, 2017, 5:29 pm
Anayasa değişikliği referandum sürecini izleyen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemci misyonunun başkanı Michael Link "Hayır" kampanyasının medyada yer bulamadığını ve kısıtlandığını söyledi

Deutsche Welle’den Wolfgang Dick’in söyleşisine göre, referandum sürecinde hayır kampanyası yapanların etkinlikleri kısıtlandı. 2014 yılından beri Varşova’daki AGİT Demokratik Enstitüler ve İnsan Hakları Ofisi Direktörü olan Michael Link, referandum öncesi Türkiye’de, ‘medyanın, hayır kampanyasına yeterince yer vermediğini söyledi.

İşte DW’nin sayfalarında yer verdiği o röportaj:

DW: Türkiye’de kaç kişiyle bulunuyorsunuz ve AGİT seçim gözlemcileri Türkiye’de bu son haftalarda ne ölçüde serbest hareket edebiliyor?
Michael Link: Davet Türkiye tarafından yapıldı. Herhangi bir kısıtlama konmadan yapıldı ve gözlemcilerimiz pratikte serbestçe hareket edebiliyor. Herhangi bir kısıtlama olmadan gözlemde bulunabiliyorlar. Sadece Ankara’da da değiliz. Her biri iki uzun dönemli gözlemciden oluşan 12 takımla Güneydoğu dâhil olmak üzere Türkiye’nin tüm bölgelerindeyiz. Ayrıca 12 son derece deneyimli uzmanla başkentteyiz. Seçim günü bunlara Avrupa Konseyi’nden 32 parlamenter de ekipleriyle eklenecek. Bu çok büyük bir misyon değil bu ama son üç seçimdekiyle eşit büyüklükte bir misyon. Bu büyüklükteki bir misyonla kapsamlı bir rapor hazırlanabildiği o zamanlarda görülmüştü.

DW: Henüz süreç tamamlanmadı ama şimdiye kadar neler gözlemleme fırsatı buldunuz? Kampanya süreci şimdiye kadar ne ölçüde adil ya da adaletsiz gerçekleşti?
Link: Şimdiye kadarki seçim mücadelesi çerçevesinde bir yandan kısıtlamaların bir yandan da ayrımcılık olduğunu gözlemledik. Haberlerde yer verilmemesi ayrımcılık örneklerinden biri. Televizyonda ve yazılı medyada haberciliğe açık ara hâkim olan AKP’ye yakın medyada anayasa değişikliğini savunan hareketin belirgin bir ağırlığı var. Buna ek olarak Hayır kampanyasına kısıtlamalar gördük. Örneğin belli bir meydanda toplanmaya izin verilmesinde. Ya da kısa süre kala toplanmalar iptal edilmek zorunda kaldı. Bunların bir kısmında polis keyfi hareket etti. Nihai gözlemler için ama gelecek pazartesiyi beklememiz gerekecek.

DW: Hayır kampanyası düzenleyenleri sindirmek için girişimler tam olarak nasıl görünüyor?
Link: Hayır kampanyasına yakın duran çok sayıda medya ya yasaklandı ya da kapatıldı. Ya da gazeteciler tutuklandı. Darbe girişimi sonrasında ayrıca kitlesel işten çıkarmalar ve ceza davalarıyla şunu belirgin kılan bir iklim oluştu: “Bizim tarafımızda olmayan bize karşıdır.” Burada temel bir sorun şudur: Ocak ayında hükümet her iki kampın, Evet ve Hayır’ın eşit ölçüde meşru olduğunu söylüyordu. Bugün ise bunu duymak maalesef mümkün değil. Cumhurbaşkanı, anayasaya göre bunu yapma hakkı olmadığı ve tarafsız olması gerektiği halde, Evet kampanyası yapmak için yoğun olarak geziyor. Hayır taraftarlarının adeta halk düşmanı olduğuna yönelik bir hava yaratılıyor. Bilgiden daha ziyade yoğun olarak isnatlarla ve bir hava yaratmakla uğraşılıyor.

DW: Seçime kısıtsız erişim bakımından Türkiye’de hangi bölgesel farklılıklar var?
Link: Daha şimdiden şurası belli, öncekilerden farklı olarak daha ziyade Güneydoğu’daki Kürt bölgelerinde yaşanan sorunların bu kez olağanüstü hal nedeniyle ülke çapında olacağı öngörülebilir.

DW: AGİT son üç seçimi gözlemledi. Mevcut durumda neler farklı olarak tespit edildi? Neler değişti?
Link: Maalesef bu kez öncekilere göre çok daha az yerli seçim gözlemcimiz var. Önceden yerli seçim gözlemcileri, bunlar bizim misyonumuzun bir parçası olmasalar da bizim açımızdan önemli bir referans noktasıydı. Onların raporlarından da faydalanabiliyorduk. Şimdi çok daha az etkinler, kısmen OHAL nedeniyle faaliyetlerinde kısıtlanmış durumdalar, kısmen sinmişler. Ayrıca Hayır kampanyasının taşıyıcısı olan HDP resmi olmasa da fiilen seçim kampanyasında engellenmiş durumda çünkü tüm yönetim kadrosu cezaevinde.

DW: Sadece Türkiye’de değil Almanya’da da referandumda oy kullanacak 1 milyon 400 bin kayıtlı seçmen var ve bu oyların seçim sonuçlarında belirleyici olması mümkün. Gelecek hafta Almanya’da verilen oyların hangi yüzdeye sahip olduğunu ve sayımla ilgili her şeyin doğru yapıldığını ne ölçüde söyleyebileceksiniz?
Link: Maalesef Almanya’daki seçime dair hiçbir şey söyleyemiyoruz. Konsolosluklardaki oy verme işlemini gözlemlemiyoruz. Seçimlerin ilgili ülkenin dışında gözlemlenmesi AGİT açısından olağan bir durum değil. Belki gelecekte bu mümkün olacaktır, buna pekâlâ ihtiyaç var.

DW: Pazartesi günü nihai rapor açıklanacak. Türkiye ile ilgili AGİT gözlemlerinin nasıl sonuçları olabilir? Yaptırımlar mı mesela? Sizin raporunuzu takiben ne oluyor?
Link: Bu önemli bir soru. Biz gözlemciler seçim polisi değiliz. Yani bir sorun gördüğümüzde müdahale etmiyoruz, sadece raporluyoruz. Yorum ya da değerlendirme yapmıyoruz. Konu, baş parmağını yukarı kaldırmak ya da aşağı çevirmek değil. Görevimiz daha ziyade, yerinden yaptığımız gözlemlerle başkalarına, örneğin medyaya, uluslararası topluma ya da sivil topluma, bağımsız bir görünüm elde edebilmeleri için gerekli enformasyonları sağlamak. Buna onların bir tepki vermesi gerekir. Biz kendimiz siyasi sonuçlar çıkarmıyoruz.

DW: Türkiye’deki ceza davalarını gözlemleme yönündeki arzunuz, talebiniz ne oldu?
Link: Bunun için elbette Türkiye’den resmi bir davete ihtiyaç var. Biz bu ceza davalarından bazılarını sistematik olarak gözlemleme teklifinde bulunduk. Yani bir davaya bir kereliğine katılmaktan daha fazlası. Bir davayı sistematik olarak hukuken gözlemlemek, iddianamenin oluşturulmasından cezaevi ziyaretlerine, avukatlarla yapılan görüşmelere, dava sürecine ve hüküm verme aşamasına kadar gözlemlemek anlamına geliyor. Türkiye şimdiye kadar bu teklifi maalesef kabul etmedi. Ama teklif masada durmaya devam ediyor ve uluslararası olarak çok sayıda soru gündeme getiren bu davaların her halükarda gözlemlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu, Türkiye’ye de altı çizilen hukuk devleti prensibinin kanıtlanması açısından imkan tanımak demek. Gözlem güven yaratır.