Ana sayfa Gündem Ahmet Turan Alkan: Boğazımı kesen bıçağı yalamayacağım, zalimden af dilemeyeceğim!

Ahmet Turan Alkan: Boğazımı kesen bıçağı yalamayacağım, zalimden af dilemeyeceğim!

PAYLAŞ

22 aydır tutuklu bulunan eski Zaman yazarı Ahmet Turan Alkan, “Bana ağır müebbet verebilirler, ama hukuken mahkÛm ve daha önemlisi mahcub edemezler. Hapiste tutabilirler ama inandırıcı bir suç isnad edemezler” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklanan Ahmet Turan Alkan’a “anayasayı ihlâl” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “silâhlı terör örgütüne üye olma” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar cezalandırılması isteniyor. Oğlu aracılığıyla ‘Majestelerinin hukuku ile yargılanıyorum!’ başlıklı bir mektup gönderen Alkan, “Bana ağır müebbet verebilirler, ama hukuken mahkûm ve daha önemlisi mahcub edemezler” diyor. “Hür ve demokrat vicdanlara hitab ediyorum” diyen Alkan’ın mektubu şöyle devam ediyor; “65 yaşıma cezaevine girdim. 22 aydır tutukluyum ve ağır izolasyon altındayım. Savcılık ağırlaştırılmış müebbed ve üstüne 15 yıl hapis cezası istiyor ve bunun için 15 tane köşe yazısını delil gösteriyor. Başkaca hiçbir maddî delil yok. Oysa ki bu yazılar nitelik itibariyle ve geçerli Türk kanunlarına göre delil sayılmıyor. “Fikir suçlusu”yum yani… Bütün dünyada “fikir suçu” tarihe gömüldü. Zira Türkiye’de 15 Temmuz darbesinden sonra hukuk tamamen iktidarın denetimine girdi, bağımsızlık ve tarafsızlığını kaybetti. Hukuka güvenmeyenlerin oranı % 85’i geçti.

İktidardan özür dilemedim ve dilemeyeceğim

Dördüncü ve muhtemelen son duruşma 10-11 Mayıs 2018 tarihinde yapılacak. Ağır siyasî baskı altındaki mahkeme muhtemelen en üst seviyeden ceza yağdıracak biz gazeteci yazarlara… Fikir beyanının karşılığı ağırlaştırılmış müebbed hapis, yani idam. Lehimizde AYM ve AİHM’nin “emsal-pilot” niteliğinde üç önemli kararı var, fakat mahkeme uygulamıyor ve direniyor. 15 Temmuz’ dan sonra ise sadece “keyfi hukuk” yani “His majesty’s law” egemendir. Yazdıklarımla ve fikri duruşumla gurur duyuyorum. Yazdıklarımdan dolayı kesinlikle pişman değilim. İktidardan özür dilemedim ve dilemeyeceğim.

 

Herkes bilsin ve duysun; bu politik bir dâvâ

Öyle bir mahkeme yargılıyor ki beni, delil veya savunma yerine Hazreti Musa gibi Tur Dağı’ndan kucağımda İlâhî 10 Emir’i getirsem bile aldırış etmeyecekler. Hazreti Cebrail nüzul etse, onu da tutuklamaya kalkışabilirler… Mahkemeyi etkileyecek kaynağı biliyorum, ama o merciie seslenmeyi de ilk duruşmadan beri zül saydım, zül sayıyorum. Onun lütfuyla zindandan çıkmaktansa, onun zulmüyle hapis yatmayı tercih ediyorum. Benim için şereftir, iftihar kaynağıdır. Herkes bir kere daha bilsin ve duysun; bu politik bir dava. Aslı astarı olmayan, hukuksuz, gülünç, maskara bir dosya… -Burada cürümler değil niyetler, -Kesin eylemler değil fikirler, -Maddî suç delilleri değil, siyasî pozisyonlar yargılanıyor…

Bu zindanda beni öldürebilirler

Bana ağır müebbed verebilirler ama hukuken mahkûm ve daha önemlisi mahcub edemezler. Hapiste tutabilirler ama inandırıcı bir suç isnad edemezler. Bu zindanda beni öldürebilirler, ama asla utandıramazlar. Suç delili diye ortaya konulan şeyleri ben gururla sahipleniyorum. Evet, ben Zaman gazetesinde yazdım; evet, savcının suç delili diye üç yıl aradan sonra dosyaya iliştirdiği yazıları ben yazdım. Hiç pişman değilim. Kalemimin hakkını verdim; yolsuzluğu alkışlamadım, hırsızlığı çikolataya bulayıp hazmetmedim, zalimlere yağ çekmedim, görmezden gelmedim… Evet, ben Ahmet Turan Alkan; Zaman yazarıyım, muhalifim. Evet, vaktiyle iktidarın canını sıktım, hâlâ da başını ağrıtıyorum anladığıma göre… Boğazımı kesen bıçağı yalamayacağım. Zalimden af dilemeyeceğim. Siyasetin memurlarına “n’oolur beni tahliye edin” diye yalvarmayacağım. Hürriyete, temel insan haklarına ve demokrasiye inanan vicdanlara hitab ediyorum. Beni ve bizleri yakından tanımadığınız halde, haklı mücadelemizde yanımızda durup desteklediğiniz için kendim ve ailem adına sizlere çok teşekkür ediyorum.”