Connect with us

Gündem

Akşener: Bahçeli’yi muhatap alamayız, çünkü sarayın memuru konumunda

Published

on

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘ilkeler ittifakına olumlu baktığını’ söylemesini değerlendiren İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, önerilenin partiler arası ittifak değil ‘demokrasinin tam ve kâbil uygulanabilmesi için gereken kurallar üzerinde uzlaşmak’ olduğunu belirterek, “Buna hayır deme imkanımız yok, tabii ki evet” dedi. Bunun ‘ittifak’ anlamına gelmeyeceğini belirten Akşener, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’yle ittifak yapmayı ise çok isteyeceğini söyledi.

Partisinin Mahalli İdareler Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Anlat hemşehrim dertleşelim’ otobüsünü, genel merkez binası önünden yolcu etmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan İyi Parti Genel Başkanı, “CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir açıklaması vardı, ‘İlkeler ittifakı olabilir’ diye. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bu Sayın Temel Karamollaoğlu’nun bir önerisi. Biz şimdi referandumda bu tek adam sistemine karşı çıkan gruplar olarak bir şey söyledik. Nedir bu; güçlü bir parlamenter sistemin Türkiye için, demokrasi için ve sizler için çok daha hayırlı olduğunu iddia ettik. Ve partili cumhurbaşkanının Türkiye’yi gerçekten zora sokacağını söyledik. Ve nitekim ortaya çıktı. Şimdi Sayın Temel Karamollaoğlu şöyle bir öneride bulundu: ‘Madem parlamenter sisteme geçileceğini ilan ettik, bunun ilkelerini, hukuki ilkelerini, yani bir anayasa taslağını vatandaşın karşısına getirmemiz lazım’.

“Saadet Partisi ve Demokrat Parti ile ittifak yapmayı çok isterim”
Partiler arası ittifaktan bahsetmiyor. İlkeler dediği bu. Demokrasinin tam ve kâmil uygulanabilmesi için gereken kurallar, ilkeler. Bunların üzerinde uzlaşılabilir mi diye bir çalışma bu. Dolayısıyla buna elbette hayır deme imkânımız yok. Tabii ki evet. Ama bunun anlamı bir ittifak değil. Ben şeffaf bir insan olarak açık açık söylemştim. Arkadaşların hiçbir bilgisi yoktu, onlarla tartışmadım. Bir arzu, bir istek olarak söylediğim şey şu: Saadet Partisi ve Demokrat Parti ile ittifak yapmayı çok isterim. Bunu Sayın Karamollaoğlu’na da söyledim. Ama onlar bir aday çıkarmayı istiyor. Bu da çok iyi bir şey, çok olumlu bir şey. Ne kadar çok aday, o kadar şenlik olacak. Göreceksiniz.”

“Erdoğan’ın, İnönü’ye derin bir kızgınlığı olduğunu düşünüyordum ama imreniyormuş”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin muhalefete yönelik eleştirilerine tepki göstererek kendisini ‘muhatap almadıklarını’ ifade eden Akşener, “Çünkü sarayın memuru konumunda, o bizlere vurmak için görevli” diye konuştu. Akşener, şöyle devam etti:

“Sayın Bahçeli habire insanlara neler yapmaları gerektiğini söyler de kendisi de ‘eylemsiz doçent’ olarak hayata devam eder. Siyasi partiler elbette kendi aralarında bir ittifak yapabilirler. Bu ittifak konusunda biz bugüne kadar asla saygısız bir söz etmedik. Dolayısıyla bu onların iradesidir ve saygı duymak gerekir. Arkasından kendilerini ‘milli ve yerli’ ilan ettiler bizler için de ‘gayri milli, küreselci’, yavaş yavaş ‘hainliğe’ giden bir tanımlama yapıldı. Onun arkasından kendileri bir uyum yasası getirdiler ki evlere şenlik. Biz 1946 seçimlerinden daha zor şartlarda bir seçime gideceğiz. Bu arada Sayın Erdoğan’ın, rahmetli İnönü’ye gerçekten yaptıklarına karşı derin bir kızgınlık içinde olduğunu düşünüyordum ama çok imreniyormuş. Hafif bir kıskançlığı varmış ve rol modeliymiş. O uyum yasalarında şu an itibarı ile 1946’nın gerisine gittik. Tabii bunlara itirazlarımız var.

“Bahçeli’yi muhatap alamayız, çünkü sarayın memuru konumunda”
‘Saray koalisyonu’ diyen biziz. Dolayısıyla tabii şimdi bozulmaları haktır. Bu 16 Nisan’daki referandumda ne söylemişti arkadaşlar? Demişlerdi ki ‘Koalisyon dönemi bitecek, istikrar gelecek, her şeyler hızlı hızlı olacak’ Şimdi bir nevi koalisyon ve 5 yıl sürecek olduğu iddia edilen bir koalisyon. Biz kendilerine hayırlı olsun diyoruz, onlar bir bütün sistem kurabilir. Korkabilirler, seçilemeyeceği için bir endişesi olabilir Sayın Erdoğan’ın. Bu yaptıkları haktır, itirazımız yok. Ama bulundukları yerlerden bizleri tanımlamaları en hafif deyimi ile saygısızlıktır. Bunu söylemeye çalışıyorum ben.

Sayın Bahçeli’yi tabii siyasi olarak artık muhatap alamayız. Çünkü sarayın memuru konumunda, o bizlere vurmak için görevli. Böyle bir ittifak gerçekleşse, hepsi deve keser. Ben de arkadaşları masrafa sokmak istemiyorum. İYİ Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı arkadaşlarımız tarafından belirlenmiştir: adı Meral Akşener’dir.”

Gündem

Saldırılar sonrası Uber’den ilk açıklama

Published

on

By

Akıllı telefonlar üzerinden araç çağırma şirketi Uber‘den İstanbul’daki taksicilerin saldırılara ilişkin olarak açıklama geldi. Şirketin global merkezinden yapılan açıklamada, “Önceliğimiz bu zor zamanlarda, Uber sürücü ortaklarımızın yanında durmak, onlara gereken hukuki yardımı sağlayıp destek olmaktır” dendi.

Hürriyet’ten Ahmet Can’a yapılan açıklamada “Türkiye’deki operasyonlarımıza, sorumlu bir iş ortağı olarak, sonuna kadar bağlıyız. En çok önem verdiğimiz konuların başında, yerel paydaşlarla beraber çalışarak, birlikte daha akıllı ve çevre dostu şehirler yaratmak geliyor. Buna taksiciler de dahil olduğu için taksi ürünümüz mevcut” dendi.

SAYI 2 BİNİ AŞTI

Ayrıca şirketten yapılan açıklamada Uber’in bulunduğu tüm ülkelerde yerel regülasyonlara uygun olarak faaliyet gösterildiği ve her ülkenin vergi düzenlemelerine uyulduğu vurgulandı.

2014 yılında Türkiye’ye açılan Uber, şu anda iki farklı araç tipiyle hizmet veriyor. Bunlardan biri Mercedes Vito gibi lüks hafif ticari araçlar. Diğeri de taksi platformu. Şirketten paylaşılan bilgilere göre taksi platformunda hizmet veren taksilerinin sayısı 2 bini aştı.

Continue Reading

Gündem

“Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!”

Published

on

By

BirGün yazarı Bülent Mumay, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın açıklaması sonrası başlayan “dinde reform” tartışmalarını değerlendirdi. “Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı ‘İslamda güncelleme’ tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını ‘Cumhur İttifakı’ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr” diyen Mumay, Erdoğan’ın bir gün sonra yaptığı “Dinde reform yapmak haddimize mi” açıklamasıyla ilgili olarak da “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor” ifadesini kullandı.

Bülent Mumay‘ın “Windows, bu kadar hızlı güncellenmiyor!” başlığıyla yayımlanan (11 Mart 2018) yazısının ilgili bölümü şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla patlak veren “dinde güncelleme” meselesinin zamanlaması, AKP açısından hiç de iyi olmadı. Karamollaoğlu’nun “Cumhur ittifakı”na kapıyı kapatmasından sonra, AKP’nin niyeti Saadet Partisi tabanını kazanmaktı. Erdoğan’ın Nurettin Yıldız gibilerini eleştirmek zorunda kalırken başlattığı “İslamda güncelleme” tartışmasının, hedeflenen Saadet tabanını “Cumhur İttifakı”ndan bir parça daha uzaklaştıracağı aşikâr. Dünkü Milli Gazete’nin manşeti de, bu öfkeyi yansıtıyordu. “İslam’ın güncellenmesi ne demek?” başlığıyla çıkan gazete, Erbakan’ın “Din, Allah yapısıdır” sözlerini de 1. sayfadan hatırlatma gereği duymuştu.

Gerçi çok da şey etmemek lazım. Erdoğan, “güncelleme” açıklamasını da güncelledi. Önce, sözcüsü İbrahim Kalın twitter’dan “izahat” yapma gereği duydu. Yetmeyince Cumhurbaşkanı bizzat devreye girdi. Bir gün önce, “İslam’ın güncellenmesi gerektiği”nden söz eden Erdoğan, tepkiler üzerine “Dinde reform olmaz, haddimize mi” deme gereği duydu. Saray’ın 24 saat içinde güncelleme açıklamasına getirdiği güncelleme, Windows işletim sisteminin sürekli gönderdiği güncelleme yamalarından bile daha hızlı geldi. “Şehirleri mahvettik” tadında çıkışlarla uzunca bir süredir kendi muhalefetini yapan Erdoğan’ın yeni bir hamlesi olabilir, kim bilir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi” diyen Cem Karaca da rahmet istedi şimdi…

Bu arada enteresan bir gelişme daha oldu… Aralarında Ankara ve Marmara’nın da bulunduğu ilahiyat fakülteleri, Erdoğan’ın sözlerine “açıklık” getirmek için bildiriler kaleme aldı. “Aslında şunu demek istedi” tadındaki açıklamaları yapanların, bir yerlerden motive edildikleri aşikar elbette… Tarikat yurtlarındaki çocuk istismarları konusunda gıkı çıkmayan, kendisine ilahiyatçı diyen sapıkların kadınları aşağılayan “fetva”ları karşısında ‘lâl’ olan ilahiyatçıların, Saray’ın tekzip bürosu olarak hizmet vermeye başladı aniden. Ne diyelim, yeni “akademik görev”leri hayırlı olsun…

Continue Reading

Editörden

Bakan Zeybekci’den Moody’s ve AB’ye: Ne halt edersen et umurumuzda değil

Published

on

By

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısında, Türkiye’nin kredi notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu olan Moody’s‘e yüklendi. “Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın?” diyen Bakan Zeybekci, “Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır” dedi.

Karahayıt Mahallesi’nde bir otelde düzenlenen Türk Eximbank’ın strateji, değerlendirme ve eğitim toplantısına Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Denizli Valisi Hasan Karahan, Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ve Türk Eximbank çalışanları katıldı.

‘AVRUPA BİRLİĞİ’NE TAM ÜYELİK UMURUMUZDA DEĞİL’

Toplantının açılışında konuşan Bakan Zeybekci, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesinin Türkiye olduğunu söyledi. Bakan Zeybekci, “Her türlü sağına soluna kulp takabilirler ama kendi ağızlarıyla bazen itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Aralık ayında IMF’nin raporunda satın alma gücü paritesine göre 26 bin 500 dolarlık kişi başına düşen milli geliriyle dünyanın 13’üncü büyük ekonomisinin Eximbank’asıyız. Avrupa’nın 5’inci büyük ülkesinin Eximbank’asıyız. Hedef olarak mutlaka dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi, Avrupa’nın da ilk 3 büyük ekonomisinden biri olacağız. Hedef olarak, ‘Avrupa Avrupa’ dediğimiz zaman da birileri şöyle sanıyor: ‘Bunların işi gücü yok, bunlar illaki Avrupa Birliği’ne ölüp tutuşuyorlar, Avrupa Birliğine illaki girmek istiyorlar.’ Yok böyle bir derdimiz bizim. Bizim derdimiz başka. Atatürk muasır medeniyet dediğinde Avrupa Birliği yoktu daha, hayali bile yoktu. Birbirlerini boğazlamakla meşguldüler. Biz evrensel standartlardaki ülkemizi refah seviyesine, insan hakları, özgürlükler, çevre hassasiyetleri, sağlık, teknoloji, bilim standartlarına çıkarmak için kendimize hedef olarak gördük. Biz o hedefe ulaştığımızda, bizim için bunun enstrümanlarından biri de Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, yani bu kaldıracı kullanmak gibi de menfaatimize olabilir, bunu kendimize stratejik hedef olarak görüyoruz. Biz o hedefe ulaştığımızda Avrupa Birliği’ne tam üye olup olmamak bizim işimiz değil, açıkça söylüyorum umurumuzda da değil. O, o günün Türkiye’sinin vereceği bir karardır, tam üye olup olmamakla ilgili. Buna ne onlar karar verebilir, ne de biz karar verebiliriz. Ama hedefimiz, o hedefe ulaşmak. Onun içindir zaten bütün yolculuğumuz” diye konuştu.

‘BUNLARINKİ TEFECİ MANTIĞI’

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu ‘Ba1’den ‘Ba2’ye düşürmesine tepki gösteren Zeybekci, şunları söyledi:

“Yine geçen hafta bir kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’yle ilgili not düşürmesi… Neye göre düşürdün, hangi kriteri dikkate aldın? Avrupa Birliği’nin toplam geri dönmeyen kredi hacmi 1.2 trilyon dolar. AB üyesi ülkelerden birinde geri dönmeyen kredilerin milli gelire oranı yüzde 60’ın üzerinde. Bizimki yüzde 3 bile değil. Türkiye’nin notunu düşürüyor, onunkini artırıyor. Ne halt edersen et umurumuzda da değil. Senin kastını biz gayet iyi biliyoruz, niyetini de biliyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, Türkiye üzerindeki kredi ve finans maliyetlerini artırma gayretlerinden başka bir şey değildir. Bu bir tefeci mantığıdır. Ne kadar itibarının olduğunu da gösterdi millet. Öyle bir karar açıkladın, ardından ekonomi ve finans piyasalarının sana verdiği tepki sıfır. Sana verdiği itibar sıfır. Bunları bileceğiz, mesafemizi koruyacağız. İlişkilerimiz menfaat ilişkisi olacak. Bunları asla dikkate almayacağız. 29 Mart’ta Türkiye’nin büyüme rakamları açıklanacak. Söylüyoruz: 2017 yılında 2016 yılına göre verdiğimiz yatırım teşvik belgeleri yüzde 81 rakamsal olarak arttı, 175 milyar lira. Bunlar 2018’de yatırıma dönüşecek. Belgesini vermediğimiz 100 milyar liralık yatırımcı bekliyor. 2018 yılında dolar bazında 100 milyarlık özel ve reel sektör yatırımı olacak. Yatırımların büyümeye katkısından dolayı 2018 yılında Türkiye’nin büyüme performansı 2017 gibi yüksek olacak diyoruz. 2018 yılıyla ilgili beklentilerimiz ve ihracatın artması, üretimin de büyümeye etkileri yüksek gelecek ve bunlar yine mahcup olacaklar.”

Continue Reading

Çok Okunanlar